Sayıştay raporları ile belediyelerin borçları ve bütçe açıkları gündeme gelirken Hizmet-İş Sendikası, tasarruf politikalarının çalışanların hakları üzerinden yürütülmesine tepki gösterdi. Sendika, belediyelerin mali disiplin sağlaması gerektiğini ancak bunun çalışanların ücretinden ve alın terinden fedakârlık yapılarak gerçekleştirilemeyeceğini vurgularken Hizmet-İş Sendikası Malatya Şube Başkanı Mustafa Sengir Malatya Sonmaşet gazetesine konuşarak önemli açıklamalarda bulundu.
Son günlerde kamuoyuna yansıyan haberler, Sayıştay raporları ve belediyelerin mali durumlarına ilişkin açıklamalar, yerel yönetimlerin içerisinde bulunduğu ekonomik sıkıntıları bir kez daha gündeme taşıdığını dile getiren Hizmet-İş Sendikası Malatya Şube Başkanı Mustafa Sengir, elbette belediyelerin yaşadığı mali sorunları görmezden gelmelerinin mümkün olmadığını söyledi.
“BELEDİYELERİN BORÇLARINI ÇALIŞANLAR YAPMADI”
Mali tablonun sorumlusunun belediye emekçileri olmadığını ifade eden Sengir, “Belediyelerimizin güçlü olması, hizmetlerin aksamaması ve şehrimizin gelişmesi hepimizin ortak arzusudur. Ancak burada üzerinde hassasiyetle durulması gereken çok önemli bir gerçek vardır: Belediyelerin borçlarını çalışanlar yapmamıştır. Bu mali tablonun sorumlusu da belediye emekçileri değildir. Bugün ortaya çıkan ekonomik sıkıntılar; geçmişten bugüne uygulanan mali politikaların, bütçe tercihlerinin, kaynak kullanımının ve yönetim anlayışlarının bir sonucudur. Bu süreçlerin sorumluluğunu, alınan kararlarda hiçbir yetkisi bulunmayan çalışanlara yüklemek ne hakkaniyetle ne de sosyal adalet anlayışıyla bağdaşır” diye konuştu.
Belediyelerin mali imkânlarını gözetmenin elbette önemli olduğunu dile getiren Sengir, ancak belediyelerin bütçesi konuşulurken çalışanların ev bütçesinin de unutulmaması gerektiğini belirtti.
“BORÇLANMA POLİTİKALARINI BELİRLEMEDİK”
“Bugün belediye çalışanlarımız da yüksek hayat pahalılığı, artan kira bedelleri, temel ihtiyaç giderleri ve ailelerinin geçim yükü altında ciddi bir yaşam mücadelesi vermektedir” diyen Sengir sözlerine şöyle devam etti:
“Yıl sonunda gerçekleştireceğimiz toplu iş sözleşmesi görüşmeleri öncesinde özellikle ifade etmek isteriz ki belediyelerimizin mali sıkıntıları, çalışanlarımızın haklı ücret taleplerinin önüne bir engel olarak konulmamalıdır. Biz belediyelerin gelirlerini yönetmedik, harcamalarına karar vermedik, borçlanma politikalarını belirlemedik. Ancak alınan bütün kararların ekonomik sonuçlarını çalışanların sırtına yüklemeyi de kabul edemeyiz. Hizmet-İş Sendikası olarak hiçbir zaman kurumlarımızı zora sokan, belediye yönetimleriyle karşı karşıya gelmeyi amaçlayan bir sendikal anlayış içerisinde olmadık. Bugüne kadar olduğu gibi bundan sonra da diyalogdan, uzlaşıdan ve ortak akıldan yana olacağız.”
Uzlaşının çalışanların fedakârlığı üzerine tek taraflı kurulamayacağını kaydeden Sengir, fedakârlık istenecekse bunun adil olması, sorumluluğun da hakkaniyetle paylaşılması gerektiğini dile getirdi. Sengir, belediyelerin mali sorunlarının çözümünün emeğin karşılığını azaltmakta değil, kaynakları doğru kullanmakta, mali disiplini sağlamakta ve sürdürülebilir bir yönetim anlayışını hayata geçirmekle mümkün olabileceğini söyledi.
“ÇALIŞANLARIN ALIN TERİNDEN DOĞAN HAKKI VARDIR”
Beklentilerini açıklayan Sengir, “Belediyelerin borcu olabilir, ancak çalışanların da alın terinden doğan hakkı vardır. Borçlar gerekçe gösterilerek bu haklar ikinci plana atılamaz. Yaklaşan toplu iş sözleşmesi sürecinde beklentimiz; belediye başkanlarımızın ve yöneticilerimizin, kurumlarının ekonomik gerçeklerini dikkate aldıkları kadar çalışanlarımızın geçim şartlarını da dikkate almalarıdır. Bizim mücadelemiz belediyelerimize karşı değil, emeğin değersizleştirilmesine karşıdır. Amacımız kurumlarımızı yıpratmak değil, çalışanlarımızın haklarını koruyarak güçlü belediyeler ve huzurlu bir çalışma ortamı oluşturmaktır. Çünkü güçlü belediyeler, geçim sıkıntısı altında ezilen çalışanlarla değil, emeğinin karşılığını alan, geleceğe güvenle bakan ve huzur içerisinde çalışan emekçilerle mümkündür” söylemlerine yer verdi.
MUTLU SARIGÜL
