Böbrek taşı hastalığı çoğu zaman vücudun yan kısmında başlayan şiddetli ağrıyla kendini gösteriyor. Hastalarda idrarda yanma, idrar yaparken ağrı, mide bulantısı, kusma, sık idrara çıkma isteği, bel ağrısı ve ateş gibi belirtiler görülebiliyor. Bazı vakalarda ise hastalık herhangi bir belirti vermeden, yapılan tetkikler sırasında tesadüfen ortaya çıkabiliyor.
Uzmanlar, böbrek taşı ağrısının oldukça şiddetli olduğuna dikkat çekerken, taş düşürme sancısını doğum ağrısından daha ağır olduğunu dile getiriyor. Tanı sürecinde ilk olarak fizik muayene yapılırken, ardından idrar tahlili, üriner sistem grafisi ve ultrason gibi yöntemlerden yararlanılıyor. Gerekli durumlarda taşın yapısını ve oluşum nedenlerini araştırmak amacıyla kan testleri de uygulanıyor. Özellikle kontrastsız bilgisayarlı tomografi (BT) sayesinde çok küçük taşların bile tespit edilebildiği ifade ediliyor. Uzmanlara göre bir kez böbrek taşı düşüren kişilerde yeniden taş oluşma riski oldukça yüksek. Bu oranın yaklaşık yüzde 50 seviyelerinde olduğu belirtiliyor. İdrar kanalına düşen ve 5 milimetrenin altında olan taşların çoğu, sancılı olsa da doğal yollarla düşebiliyor. Ancak 5 milimetreden büyük taşlarda cerrahi müdahale gerekebiliyor.
AÇIK VE KAPALI AMELİYAT TEKNİKLERİYLE ALINABİLİYOR
Tedavi sürecinde hastalara idrar yollarını genişleten ilaçlar, ağrı kesiciler ve gerekli durumlarda antibiyotik tedavisi uygulanıyor. Ayrıca bol sıvı tüketimi ve hareketli yaşam tarzı öneriliyor. Kendiliğinden düşmeyen taşlar ise şok dalga yöntemiyle parçalanabiliyor ya da açık ve kapalı ameliyat teknikleriyle alınabiliyor. Uzmanlar, böbrek taşının tekrar oluşmasını önlemek için yaşam alışkanlıklarının değiştirilmesi gerektiğini vurguluyor. Özellikle aşırı tuz tüketiminden kaçınılması, hayvansal gıdaların azaltılması ve lif açısından zengin besinlerin tercih edilmesi öneriliyor. Günlük en az 2 litre su tüketiminin böbrek taşı oluşumunu önlemede büyük önem taşıdığı belirtilirken, hareketsiz yaşamdan uzak durulması gerektiğinin de altı çiziliyor.
TÜRKAN YILDIZ KAYA
