Medikal sektöründeki son durum ve Sağlık Uygulama Tebliğindeki fiyat güncellemesi hakkında bilgi veren Tüm Tıbbi Cihaz Üretici ve Tedarikçi Dernekleri Federasyonu Genel Başkan Yardımcısı Hakan Er, üniversite hastanelerinin medikalcilere olan borçları ile ilgili de önemli açıklamalarda bulundu.

Medikal sektöründe yaşanan sıkıntıların eskiye oranla biraz daha azaldığını kaydeden Er, yeni gelen yönetimin bu konuda oldukça başarılı işler yapmaya başladığını vurguladı.

“İKİ TARAFI DA MEMNUN EDECEK ŞEKİLDE HAZIRLANMALI”

SUT ile ilgili yapılan güncellemelerin yeterli olmadığını belirten Er, “Sistemin vermiş olduğu bir ağırlık, aksaklık var. Üreticilerimizin birçoğu şu anda Sosyal Güvenlik Kurumu (SGK), Sağlık Uygulama Tebliği (SUT) güncellemeleri yapılmadığı için şikâyetçiler, tıbbi cihaz kurumundan ürünlerin onayı çıkmış fakat SGK’nın halen daha listesine almadığı ürünler var. Bu konuda şikâyetçi olanlar var. Bir de SUT güncellemelerinin belirli dönemlerde yine dolar bazında artışların tekrar yapılması gerekli. Çünkü enflasyon farkları çok fazla. Şu anda birçok üründe de yine firmalar fark almak zorunda kalıyorlar ya da hastanelere ürün satmak istemiyorlar. Çünkü maliyetler, girdiler o kadar arttı ki artık piyasa şartlarında bu geri kaldı. Geçen sene SUT ile ilgili güncellemeler yapıldı. Bu sene başında da yapıldı ama tabii bunlar yeterli değil. Çünkü artan piyasa koşullarında bunu sürekli hali hazırda gündemde tutmak oldukça zor. Onun için sürekli bu konuda güncellemelerin belirli bir sisteme oturtturularak iki tarafı da memnun edecek şekilde hazırlanması gerekir. Bununla ilgili bir çalışmanın yapılması lazım” şeklinde konuştu. 

“DEVAMLILIĞIN OLMASI ÖNEMLİ”

Yeni yönetimden umutlu olduklarını dile getiren Er, “Biz federasyon olarak SUT listelerini, üye derneklerimize ve komisyonlarımıza incelettik. Burada bazı ürünlerin çok yüksek olduğunu ama birçok ürünün de çok altında kaldığını belirttik. Bununla ilgili Sosyal Güvenlik Kurumu'na rapor da sunduk. Bunların güncellenmesini bekliyoruz. 10 dolara gelen ürünü hastaneye SUT’taki fiyatı 9 dolarsa bunu satmanın bir anlamı yok. Verdiğin zaman da emsal teşkil ediyor. Onun için bunların güncellenmesi lazım. Ama yeni yönetimden bu konuda umutluyuz. Özellikle SGK Genel Müdürlüğü ve SGK Başkanlığı bu konuda bizim sektörle iletişime geçti. Daha önceki yönetim gibi kapalı kutu değiller. Bizden görüş soruyorlar inşallah bu konuda bu devam eder. Devlette kalıcılık devam etsin istiyoruz. Çünkü sürekli değişimlerden dolayı biz de sisteme hem gelen adapte sağlayana kadar hem biz gelene adapte sağlayana kadar sıkıntılar yaşıyoruz maalesef. Her gelen yeni bir kural getirmeye çalışıyor ama tabii bu işler öyle yürümüyor. Devlette kanununun tek olması lazım ve devamlılığın olması önemli. Bu konuda yeni yönetimden umutluyuz. Birçok şeyi düzeltmeye çalışıyorlar” ifadelerine yer verdi.

“İŞÇİLİK MALİYETLERİ ÇOK ARTTI”

Ödeme noktasında üniversite hastaneleri ile ilgili sıkıntıların devam ettiğini kaydeden Er, “Ödemeler konusunda şu anda ödeme vadeleri devlet hastanelerinde 120 gün, DMO’da 120 gün ama maalesef üniversite hastanelerindeki sıkıntılar devam ediyor. 5-6 ayda, 180 günde bir senede ödeyen üniversite hastaneleri var. Hal böyle olunca da bu üniversite hastanelerinde ciddi kayıplar oluyor. Hem sağlık hizmetleri açısından hem de aldığı ürünü çok pahalıya alıyor. Paraya erişim zor. Kredi’ye bile erişim zor. Bankada ne kadar limitin olursa olsun banka belli bir limit koymuş. Çünkü piyasada para yok. Paranın olmadığı yerde de paranın değeri çok oluyor. İşçilik maliyetleri çok arttı. Üreticiler ham maddede sıkıntı yaşıyor. Dünyanın genelinde ekonomik global bir kriz var.  Müşterek olarak bunu karşılıklı atlatmak istiyoruz. Tabii onlar bize ne kadar yaklaşsa bizde onlara o kadar elimizden gelen faydayı sağlamaya çalışıyoruz” diye konuştu.

“BURADAKİ KAÇAĞI BULMASI LAZIM”

Eczacılar gibi ücretlerini peşin almadıklarını belirten Er, “Bizde birçok ürün ihale usulü olduğu için direkt vatandaşa değil perakende değil, direkt hastaneye olduğu için veriyoruz zaten. Biz eczacılar gibi peşin almıyoruz. Çünkü orada devam eden bir işi var. Yılların bir yatırımı var. Cihazını koymuş. İhaleyi kaybetmek istemiyor. Çok marjinal karlarla bunu ayakta tutmaya çalışan arkadaşlarımız var. Ama bu böyle gitmez. Hep fedakarlık tek taraflı olmaz. Devletin de bu konuda el uzatması lazım. Üniversite hastanelerinin başlı başına kontrol altına alması lazım. Çünkü Türkiye genelinde devlet üniversite hastanelerini destekliyor.  2018 yılından bu yana her yıl bunlara ciddi borçlarını ödüyorlar. Ama borçlarını öderken kontrollerini de çok iyi yapması lazım bu hastanelerin. Buradaki kaçağı bulması lazım. Yoksa buradaki düzelmez, 2018 yılından beri devlet üniversite hastanelerinin borcunu ödüyor yine açıyor. Bu işte ayağını yorganına göre uzatacaksın” dedi.

“GEREKSİZ HARCAMALAR ÇOK, GİDERLER FAZLA”

 Üniversite hastanelerinin borçlarını devletin ödediğini ifade eden Er, “Bütün üniversite hastanelerinin piyasaya olan borçları, devlet bütçesi ile kapatılıyor. Hastaneler verimliliğine göre çalışacak. Herkes karına göre dağılımını yapacak. Üniversite hastaneleri, devletin üzerindeki bir kambur gibi olmamalı. Buna bir düzenleme getirmeleri lazım. Üniversite hastanelerine giden hastalar en son seviyedeki hastalar. Yani devlet hastanesi ‘Bu hastaya ben bakamam çünkü yeterli ekipmanım yok’ diyebiliyor ama üniversite hastaneleri son basamak olduğu için sonuna kadar harcıyor ve bunu harcarken de maliyeti düşünmüyor. Hasta bazlı çalışıyorlar. Gereksiz harcamalar çok, giderler fazla. Personel gideri döner sermaye bütçesi üzerinden yapılıyor. Bu konuda da devletin buna yardımcı olması lazım. Personel bütçesi hastanenin üzerinden gidince sermayesi düşüyor bu sefer borçlanıyor piyasaya. Biraz gereksiz israf var. Buna bir düzen, kanun getirilmesi lazım. Biz bunu Bakan Bey'e de söyledik. Devlet hastaneleri bunu ödüyor, üniversite hastaneleri de ödeyebilir. Farklılıkları var ama en azından başa baş gitsin. Sürekli bunların borcunu kapatarak bu sistem yürümez. Devlet geçen yıl ve bu yıl üniversite hastanelerinin borcu kapatmasaydı şu anda üniversite hastanelerinden 24-25 ayda paramızı alıyorduk. Bu da sistemi kilitleyecekti. Biz mal vermeyecektik, hastanede hizmet olmayacaktı. Hem devletin hem de YÖK’ün bu üniversite hastaneleri ile ilgili bir çalışma yapması lazım” açıklamasında bulundu.