Yüksek enflasyon, artan kira fiyatları ve yükselen yaşam maliyetleri öğretmenlerin de gündeminde. Eğitim-İş Malatya Şube Başkanı Hüseyin Kara, Malatya Sonmanşet gazetesine konuşarak mevcut maaşların temel ihtiyaçları karşılamakta yetersiz kaldığını ifade etti.

Öğretmenlerin bu şartlarda maaşlardan memnun olma şansımızın çok düşük olduğunu ifade eden Eğitim-İş Malatya Şube Başkanı Hüseyin Kara, çünkü Türkiye'de yoksulluk sınırının bağlı bulundukları konfederasyonun araştırmasına göre 4 kişilik bir aile için 138 bin lira civarında olduğunu, açlık sınırının ise yaklaşık 40 bin lira olduğunu söyledi.

“BU ARTIŞ ÇOKTAN ERİDİ”

“Bugün öğretmenler ortalama 60 bin ile 80 bin lira arasında maaş alıyor” diyen Kara sözlerine şöyle devam etti:

“Zaman zaman ek ders ücretleri de eklenerek bu rakamlar olduğundan yüksek gösteriliyor ancak gerçek tablo bu değil. Malatya ölçeğinde baktığınızda oturulabilecek bir evin ortalama kira bedeli 25 bin lira. Gıda fiyatlarına baktığınızda ise bir hafta önce aldığınız ürünü bir hafta sonra aynı fiyata almanız mümkün değil. Enflasyon rakamları ortada. Temmuz ayında memurlara, dolayısıyla öğretmenlere de yüzde 13 zam yapıldı. Ancak bu artış çoktan eridi. Hal böyleyken bu maaşlardan memnun olma şansımız yok. Genel olarak kamu görevlilerinin, özelde ise öğretmenlerin talebi insanca yaşayabilecekleri bir ücret almaktır. Geçtiğimiz ay TBMM Dikmen Kapısı önünde yaptığımız basın açıklamasında da en az yüzde 50 ek zam talebimizi dile getirdik. Ancak ne yazık ki bu çağrımıza kulak verilmedi ve siyasi iktidar bu yönde bir adım atmadı.”

“EVİNE ET GİRMEYEN ÇOK SAYIDA AİLE VAR”

Aldıkları ücretin hak ettikleri ücret olmadığını belirten Kara,

“Öğretmenler nispeten temel ihtiyaçlarını karşılayabiliyor gibi görünse de milyonlarca emekli ve asgari ücretli vatandaş bu ülkede sefalet içinde yaşıyor. Evine et girmeyen çok sayıda aile var. İnsanlar sağlıklı beslenemiyor. Sağlıklı beslenmenin olmadığı yerde sağlıklı bir toplumdan söz etmek de mümkün değildir. Bu nedenle maaşlardan ve yapılan artışlardan memnun değiliz. Aldığımız ücret, hak ettiğimiz ücret değildir. Ülkenin kaynakları bir avuç sermayeye ve faize aktarılırken, emekçiler yoksulluk sınırının altında yaşamaya mahkûm ediliyor. Bugün araştırmalara göre yoksulluk sınırı 138 bin lira. Bunun altında maaş alan, açlık sınırı ile yoksulluk sınırı arasında yaşam mücadelesi veren insanlar adeta ücretli köle hâline gelmiştir”

şeklinde konuştu.

“BU BİR POLİTİKADIR”

“Öğretmenler bu maaşla geçinemiyorsa asgari ücretli ya da emekli ne yapsın?” eleştirilerini yorumlayan Kara,

“Kesinlikle haklılar. Asgari ücretlinin aldığı ücreti biz de asla yeterli bulmuyoruz. Ancak bizim aldığımız maaş da yeterli değil. Asgari ücret ise hiç yeterli değil. Bugün asgari ücret yaklaşık 28 bin lira. Evi kiradaysa, çocuk okutuyorsa, mutfak masrafları ve diğer temel ihtiyaçlarını karşılaması mümkün değil. Bu bir politikadır. Siyasi iktidarın uyguladığı ekonomi politikası nedeniyle insanlar adeta sürünmeye mahkûm ediliyor. Asgari ücretliler, ‘Öğretmenler 60-70-80 bin lira maaşla geçinemiyorsa biz ne yapalım?’ diyorlar. Doğru söylüyorlar. Biz bu maaşlardan şikâyet ediyorsak, asgari ücretliler çok daha büyük sıkıntı yaşıyor”

söylemlerine yer verdi.

“ÖĞRETMENİN HUZURLU OLMASI GEREKİR”

Öğretmenlerin ekonomik koşullarının iyileştirilmesi gerektiğini söyleyen Kara,

“Öncelikle öğretmenlerin ekonomik koşullarının mutlaka iyileştirilmesi gerekiyor. Ülkenin geleceğini yetiştiren öğretmenlerin geleceğe güvenle bakabilmesi sağlanmalı. Eğer gelecekte refah içinde yaşayan bir toplum oluşturmak istiyorsanız, önce ekonomik kaygıları olmayan bir öğretmen profili oluşturmanız gerekir. Bunun yolu da ücretlerin artırılmasından geçiyor. Ben derse girerken ‘Kirayı nasıl ödeyeceğim, çocuğuma istediği ayakkabıyı ya da giysiyi nasıl alacağım, okul için gerekli kitap, defter ve kırtasiye ihtiyaçlarını nasıl karşılayacağım?’ diye düşünüyorsam, o öğretmenden tam verim beklenemez. Öğretmenin huzurlu olması gerekir. Ekonomik huzur bunun önemli unsurlarından biridir. Elbette tek başına yeterli değildir. Her şeyden önce özgür bir toplumda yaşamak, düşüncelerini rahatça ifade edebilmek de en az ekonomi kadar önemlidir. Ekonomik sıkıntı yaşamayan, huzurlu ve özgür bir ortamda görev yapan öğretmen çok daha verimli olacaktır”

açıklamasında bulundu.

“TÜM İŞÇİLERİN SORUNLARI ÇÖZÜLMELİ”

Defalarca öğretmenlerin içinde bulunduğu ekonomik durumu dile getirdiklerini kaydeden Kara,

“Biz bu taleplerimizi defalarca basın açıklamalarıyla dile getirdik, kamuoyu oluşturmaya çalıştık. Üstelik sadece kendi meslek grubumuz adına konuşmuyoruz. Bizim inancımızda ‘Komşusu açken tok yatan bizden değildir’ anlayışı vardır. Bugün sadece öğretmenlerin değil; asgari ücretle çalışanların, özel sektör öğretmenlerinin ve emeğinin karşılığını alamayan tüm işçilerin sorunları çözülmelidir. Ankara'da haklarını alamadıkları için holding kapısında kendilerini zincirleyen işçiler varken, yalnızca kendi durumumuzun iyi olması bir anlam ifade etmez. Toplumun tamamının refah içinde yaşaması, herkesin huzurlu bir yaşam sürmesi gerekir”

diye konuştu.

TÜRKAN YILDIZ KAYA