Kayısının Malatya için yalnızca ekonomik bir ürün değil, aynı zamanda sosyal yönü de güçlü stratejik bir değer olduğuna dikkat çeken Çiçek, ürünün ihracattaki yerinin önemine vurgu yaptı. Yıllardır yapılan saha gözlemleri ve iklim analizlerinin, kayısının birçok çevresel riske açık olduğunu ortaya koyduğunu belirten Çiçek, geçmiş yıllarda yaşanan zirai don ve dolu olaylarının üretimde dalgalanmalara neden olduğunu hatırlattı.2025 yılında yaşanan ve geniş bir alanı etkileyen zirai don olayının uzun yılların en şiddetli iklim olaylarından biri olduğunu dile getiren Çiçek, bu durumun Türkiye genelinde meyve üretimini olumsuz etkilediğini söyledi.
2026 yılı içerisinde ciddi bir don vakasının görülmediğini belirten Çiçek, Nisan ayının son günlerinde etkili olan dolunun ise özellikle bazı ilçelerde zarar oluşturduğunu ifade etti. Ova bölgelerinde meyvenin hassas dönemine denk gelen dolu yağışının meyve dökülmesi ve yüzey hasarlarına yol açtığını, yüksek kesimlerde ise daha sınırlı etkiler görüldüğünü aktardı.
Yapılan ilk değerlendirmelere göre yaklaşık yedi ilçede, farklı mahalleleri kapsayan 20 bin dekar civarında bir alanda zarar tespit edildiği belirtildi. Hasar oranlarının bölgeden bölgeye değiştiği, yüzde 5 ile yüzde 40 arasında farklılık gösterdiği kaydedildi. Ancak bu verilerin ön tespit niteliğinde olduğu, ilerleyen süreçte netleşeceği ifade edildi.
GENEL ÜRETİM ETKİSİ SINIRLI
Malatya genelinde yaklaşık 1 milyon 100 bin dekar alanda kayısı üretimi yapıldığını hatırlatan Çiçek, doludan etkilenen alanın toplam üretim içindeki oranının düşük kaldığını belirtti. Bu nedenle ilin genel rekoltesinde büyük bir düşüş beklenmediğini söyledi. Buna karşın yerel bazda bazı üreticilerin ciddi zarar gördüğünü vurgulayan Çiçek, “Genel tablo güçlü görünse de zarar gören üreticiler için durum oldukça zor. Afetlerin etkisi her zaman bölgesel düzeyde ağır hissedilir” değerlendirmesinde bulundu.
SİNEM HATUN DAVUT
