TERÖRSÜZ TÜRKİYE GERÇEK OLDU

Mehmet Ali Köroğlu

15-05-2025 18:13

Türkiye Cumhuriyeti, bir asrı deviren tarihinin en ağır bedellerinden birini, 40 yılı aşan terörle mücadelesinde ödemiştir. Bu mücadele yalnızca silahla değil; sabırla, dirayetle, stratejiyle ve en önemlisi millet iradesiyle yürütülmüştür. Bugün artık tarihi bir eşiği aştık. MHP Lideri Devlet Bahçeli’nin “Terörsüz Türkiye” çağrısıyla başlayan ve Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın kararlı liderliğinde sürdürülen terörle mücadele süreci, sonunda amacına ulaşmış ve terör örgütü PKK, 12. olağanüstü kongresinde silah bıraktığını ve kendini feshettiğini ilan etmiştir.

Bu gelişme sıradan bir haber değil, Türkiye’nin geleceğini yeniden inşa edecek bir dönüm noktasıdır. Artık ne dağlardan inen cenazeler, ne okul yollarında pusuya düşen çocuklar, ne düğün yerlerinde infilak eden bombalar kalacak. Bu, sadece bir terör örgütünün sonu değil; aynı zamanda Türkiye’nin, Batı’nın taşeron şiddet aparatlarına karşı verdiği mücadelenin zaferidir.

KAN VE GÖZYAŞIYLA YAZILAN 40 YILLIK TARİH

PKK, 1978’de Diyarbakır’ın Lice ilçesinde kurulduğunda; hedefi açıktı: Türkiye’yi içten çökertmek, Anadolu’nun bağrına hançer saplamak. 15 Ağustos 1984’te Siirt’in Eruh ve Hakkari’nin Şemdinli ilçelerine yapılan ilk saldırıdan bu yana, sayısız hain eylemle Anadolu’yu kana buladı. Sadece güvenlik güçleri değil; bebekler, çocuklar, kadınlar, öğretmenler, öğrenciler, çiftçiler, memurlar… Yani bu milletin en masum fertleri hedef alındı.

1993’te Siirt’in Derince köyünde 13’ü çocuk 22 sivil kurşuna dizildi. 2019’da Akçakale’de 9 aylık Muhammed bebek öldürüldü. Okul bahçelerinde kan aktı, kütüphanelerde sessizlik yerini sirenlere bıraktı. En büyük zararı ise bölge halkı gördü. Bu toprakların evlatları, yağa sürülen fitneyle kandırıldı; kardeşin kardeşe kurşun sıktığı bir cinnet atmosferi yaratıldı.

SİLAH BIRAKMA SÖZLERİ SADECE ALDATICI OLDU

PKK daha önce de 2000 yılında “silah bırakıyoruz” dedi. Ama bu bir aldatmacaydı. Sınır hattında yeniden yapılanmalar kuruldu, şehir merkezlerine terör hücreleri gönderildi. Kırsaldan metropole sızan kanlı planlar, savunmasız sivilleri hedef aldı. Süleyman Onbaşı’dan Mazlum Güneş’e, Elif Terim’den Serkan Erdem’e kadar yüzlerce masum can toprağa düştü.

Terör örgütü sadece hayatları değil; Türkiye’nin ekonomik, sosyolojik ve psikolojik dokusunu da hedef aldı. Güvenlik bütçeleri arttı, yatırımlar ertelendi, toplumsal travmalar birikti. İnsanların geleceğe dair umutları, PKK’nın karanlık gölgesinde soldu.

2 TRİLYON DOLAR: BİR MİLLETİN ÇALINAN GELECEĞİ

PKK ile mücadelenin Türkiye’ye maliyeti, doğrudan ve dolaylı etkilerle birlikte yaklaşık 2 trilyon doları bulmuştur. Bu, sadece bütçeden eksilen rakamlar değil; bir milletin çalınan umudu, elinden alınan kalkınma fırsatlarıdır. Bu meblağla:

•             100 bin km otoban ve hızlı tren hattı inşa edilebilirdi,

•             1000 şehir hastanesi kurulabilir,

•             3 milyon sosyal konut yapılabilir,

•             İstanbul’daki tüm riskli binalar dönüştürülebilir,

•             Eğitim sistemi 50 yıl boyunca hiçbir kaygı olmadan finanse edilebilirdi. Vb.

 

Ama terör, bu imkânları elimizden aldı. Oysa ki bugün geldiğimiz noktada artık bu fırsatlar yeniden gerçek olabilir.

YENİ DÖNEMİN EŞİĞİNDEYİZ: TERÖRSÜZ TÜRKİYE

Bu tarihi fesih kararıyla birlikte artık “Terörsüz Türkiye” bir hayal değil, gerçek bir devlet politikası ve toplumsal irade ürünüdür. Artık analar ağlamayacak, artık okula giden çocuklar geri dönememe korkusu yaşamayacak. Artık güvenlik güçlerimiz sadece vatan savunması için değil, huzurun tesisi için görev başında olacak.

Bu zafer, sadece devletin değil; milletin, şehit ailelerinin, gazilerin, dua eden ninelerin, sabreden babaların, ayakta duran kardeşlerin zaferidir. Türkiye artık yeni bir yüzyıla, yeni bir umutla giriyor.

Bu başarı, aynı zamanda Türkiye’nin içeride ve dışarıda hiçbir gücün vesayetine boyun eğmediğinin, bağımsızlık yürüyüşünden asla taviz vermeyeceğinin ilanıdır. Yıllarca terörü bir sopa gibi kullanan Batı’nın planları çökmüştür. Türkiye, artık sadece coğrafi değil, siyasal ve stratejik olarak da güvenli bir ülke haline gelmiştir.

SÖZDE VATANSEVERLER, SÖZDE MİLLİYETÇİLER, SÖZDE İNSANLAR!

Ne yazık ki bu tarihi dönüm noktasında dahi, bu ülkenin terör belasından kurtulmasını içine sindiremeyen, PKK’nın silah bırakmasından rahatsızlık duyan bazı karanlık zihinler, hala nifak tohumları ekmekte ısrar ediyor. Bu karanlık düşünceler, kimi zaman sözde milliyetçilik, kimi zaman sahte vatanseverlik, kimi zaman da insan hakları maskesiyle ortaya çıkıyor. Oysa gerçek milliyetçilik, gerçek vatanseverlik; bu toprağın her evladına huzur getirmek, akan kanı durdurmak, gözyaşlarını silmektir.

Bu güruh, Türkiye’nin birlik ve kardeşlik yürüyüşünü sabote etmeye çalışsa da; biz onların bu kokuşmuş zihniyetine aldanmayacağız. Çünkü biz biliyoruz ki asıl olan barıştır, kardeşliktir, birlikte geleceğe yürümektir. Türk’üyle, Kürt’üyle, Arab’ıyla, Laz’ıyla, Çerkez’iyle bu millet bir bütündür. O bütünlüğe kurşun sıkan, o kardeşliği zehirleyen terör son bulmuşsa; bunun yasını değil, sevincini yaşamak insan olmanın gereğidir.

Biz, bu ülkenin gerçek sahipleri olarak; iç ve dış düşmanların oyunlarını bozacak iradeye, sağduyuya ve imana sahibiz. Şimdi tam da bu noktada; yaraları birlikte sarma, kardeşliği yüceltme, şehitlerin ruhunu muazzep etmeden bu topraklara barış ve adalet getirme vaktidir.

ŞİMDİ KARDEŞLİĞİ İNŞA ETME VAKTİ

Bu yeni dönemde devletin sorumluluğu daha da artmaktadır. Şimdi yaraları sarmak, bölge halkını kalkındırmak, terörün izlerini silmek ve kardeşliği yeniden inşa etmek gerekmektedir. Sadece silahlar değil; zihniyetler de değişmeli, örgütün sömürüsüyle mağdur edilen Kürt gençleri için gerçek fırsatlar sunulmalıdır.

Öte yandan bu tarihi dönüm noktası; millet olarak birlik içinde, aynı hedefe yürüyünce neler başarabileceğimizin en somut ispatıdır. Siyasi ayrışmaların ötesinde, milli meselelerde tek yürek olmanın meyvesini aldık. Aynı ruh, aynı kararlılıkla sürdürülmelidir.

Ve elbette ki şehitlerin emaneti yere düşmemelidir. Onların uğruna can verdiği bu topraklara barış, adalet, huzur ve kardeşlik egemen kılınmalıdır. “Terörsüz Türkiye” sadece bir güvenlik durumu değil; aynı zamanda adil, onurlu ve bütün vatandaşlarıyla kucaklaşan bir devlet düzeni olmalıdır.

“SİLAH BİTTİ, SÖZ BAŞLADI; KARANLIK SÖNDÜ, MİLLETİN IŞIĞI YANDI!”

(Bu vesileyle ifade etmeliyim ki, 14 Mart 2025 tarihli yazımda kaleme aldığım “Terörsüz Türkiye”ye dair temennilerin, bugün nihayet gerçek olduğunu görmek tarifsiz bir sevinç kaynağıdır. O gün umutla yazdığımız bu hedef, çok şükür bugün milletimizin ortak iradesiyle gerçekleşmiştir.)

DİĞER YAZILARI ADİL ELEŞTİRİ ASIL SADAKATTİR 01-01-1970 03:00 OMURGA SAHİBİ OLMAK HER ZAMAN KOLAY DEĞİLDİR 01-01-1970 03:00 SUSKUNLUK SARMALI: DAVAYI UNUTANLARIN SESSİZLİĞİ 01-01-1970 03:00 MALAZGİRT RUHU VE KÜRT-TÜRK KARDEŞLİĞİNİN DOĞUŞU 01-01-1970 03:00 BARIŞIN ZAFERİ: 41 YILLIK TERÖRÜN SONU VE YENİ TÜRKİYE 01-01-1970 03:00 MÜSLÜMANIN ESİR AHLAKI 01-01-1970 03:00 KİMSE OLDUĞU YERLE ÖVÜNMESİN 01-01-1970 03:00 MİZAHIN KABUKLAŞMIŞ KİBRİ 01-01-1970 03:00 MİZAHIN KABUKLAŞMIŞ KİBRİ 01-01-1970 03:00 CEHENNEMİN GÖZÜNDEN BAKINCA 01-01-1970 03:00 ÜMMETİN BOĞAZINDA DÜĞÜMLENEN İMDAT ÇIĞLIĞI 01-01-1970 03:00 ERDOĞAN’DAN SİYONİST ZALİMLERE FÜZELİ UYARI 01-01-1970 03:00 NE ETTİM, NE BULDUM? 01-01-1970 03:00 İTİBAR HAK EDİLİR, HEDİYE EDİLMEZ 01-01-1970 03:00 İRAN-İSRAİL SAVAŞINDA HEDEF TÜRKİYE Mİ? 01-01-1970 03:00 AZ LAFTAN ÇOK İŞE: ERDOĞAN’IN SİYASET DOKTRİNİ 01-01-1970 03:00 BAĞIRAN HAKLI, SUSAN ŞÜPHELİ: POLİS MEMURLARININ ADALET SARMALINDAKİ YALNIZLIĞI 01-01-1970 03:00 YAŞARKEN GÖRMEDİK SAYGIYI, ÖLÜNCE ÇİÇEK OLDUK MEZAR TAŞINDA 01-01-1970 03:00 BAŞKALDIRIYORUZ! 01-01-1970 03:00 AYASOFYA: KILIÇ HAKKINDAN MİLLETİN SECDE HAKKINA 01-01-1970 03:00 İSTANBUL’UN FETHİNDEKİ RUH VE KUTLU MÜJDE 01-01-1970 03:00 TÜRKLERLE SAVAŞMAYA CESARET EDEMEMEK 01-01-1970 03:00 HEM BİR ADIM ÖNDE, HEM DE GERİDEN GÖZLEYENLERİN ZAFERİ 01-01-1970 03:00 BİR YÜZYILLIK İHANETİN ENKAZI ÜZERİNDE SURİYE 01-01-1970 03:00 İYİLİĞİN VE GÜZELLİĞİN BUHRANI! 01-01-1970 03:00 CEHALETİN MAHZENİNDE AKLI ARAMAK 01-01-1970 03:00 DÜNYANIN EKSENİ TÜRKİYE’DEN GEÇİYOR 01-01-1970 03:00 BATI UYANIYOR, YA BİZ? 01-01-1970 03:00 BATI UYANIYOR, YA BİZ? 01-01-1970 03:00 ZAYIF MUHALEFETİN KADERİ 01-01-1970 03:00 HASTA ADAMDAN KÜRESEL DENGEYE: TÜRKİYE’Yİ MERKEZE TAŞIYAN LİDERLİK 01-01-1970 03:00 TARİHİ YAZANLARIN İZİNDE 01-01-1970 03:00 GÖRÜNMEYENİ GÖRME CESARETİ 01-01-1970 03:00 SUYUN HİKMETİ VE İNSANA AYNALIĞI 01-01-1970 03:00 DÜNYANIN TÜRKİYESİ VE ERDOĞAN 01-01-1970 03:00 TARİH TEKERRÜR EDİYOR 01-01-1970 03:00 HAKİKATİN ÜZERİNE ÖRTÜLEN SİYASİ PERDE 01-01-1970 03:00 EY GENÇ! SİLKİN VE KENDİNE GEL! 01-01-1970 03:00 CANIMIZ PAHASINA: TEK YÜREK, TEK VATAN 01-01-1970 03:00 ASLUHU NESLUHU: ASLI OLAN, ASLA DÖNER 01-01-1970 03:00 MEHMET AKİF ERSOY’U ANLAMAK 01-01-1970 03:00 Türkiye ve Pakistan’ın ebedi dostluğu 01-01-1970 03:00 İSTANBUL DEPREMİ 01-01-1970 03:00 İSLAM, YENİ BİR VATAN ARIYOR! 01-01-1970 03:00 DOSTLUĞUN KİMYASI HASIMLIKLA TEST EDİLİR 01-01-1970 03:00 Bir Çocuğun Hatırasında Kalan Cumhurbaşkanı: Turgut Özal 01-01-1970 03:00 İNSAN, İNSANA AYNADIR 01-01-1970 03:00 BİR GECEDE DONAN UMUTLAR 01-01-1970 03:00 KÜRSÜDE ZAFER, SOKAKTA TASFİYE 01-01-1970 03:00 BAŞLIKSIZ KALACAK BİR HAKİKAT 01-01-1970 03:00 TRUMP NİHAYET AMERİKA’YI BİTİRİYOR 01-01-1970 03:00 BOYKOT 01-01-1970 03:00 SÖZÜN BİTTİĞİ YER: SİYASETTE SEVİYE KAYBI 01-01-1970 03:00 SÖZÜN BİTTİĞİ YER: SİYASETTE SEVİYE KAYBI 01-01-1970 03:00 Recep Tayyip Erdoğan’ın 23 Yıllık Sınavı 01-01-1970 03:00 Ekrem İmamoğlu’nun diplomasının iptaline giden süreç 01-01-1970 03:00 Ekrem İmamoğlu’nun Diplomasının İptaline Giden Süreç 01-01-1970 03:00 SİYASETE CEMRE DÜŞTÜ 01-01-1970 03:00 SİZ KİMDEN YANASINIZ? 01-01-1970 03:00 Türkiye’de Muhalefete Bağlı Siyasi Boşluk 01-01-1970 03:00 AVRUPA BİRLİĞİ’NİN EŞİĞİNDE BEKLEYEN ÜLKE 01-01-1970 03:00 KONGREDE MALATYA YOK SAYILDI 01-01-1970 03:00 ADINDA AK IŞIĞINDA İSTİKBAL DİYEN AK PARTİNİN YENİ SINAVI 01-01-1970 03:00 Nush İle Uslanmayanın… 01-01-1970 03:00