Müslüman geleneğinde esir, düşman bile olsa insandır; onuru ve hakkı vardır. Kur’an-ı Kerim, esirlere iyi davranmayı bir fazilet olarak zikreder: “Ve onlar, O’nun sevgisini isteyerek, yemeği yoksula, yetime ve esire yedirirler.” (İnsan Suresi 8. Ayet). Hz. Peygamber (s.a.v.) Bedir Savaşı’ndan sonra alınan esirlerin dahi iyi muamele görmesini emretmiş, ashabından bazıları kendi yiyeceğini esirine vermiştir. Çünkü İslam’ın esir anlayışı, insanın onurunu esas alır.

Bugün Gazze tünellerinde Kassam Tugayları tarafından esir alınan Ofer Calderon’un, Hamas’ın Gazze lideri Yahya Sinvar ile görüştüğünü anlatması ve Calderon’un kızına kavuşmasının sağlanması, bu kadim İslam ahlakının günümüze yansıyan örneğidir. Esir bir baba, kızına sarılabilmiş ve ağır bombardıman altında bile yaşam hakkı gözetilmiştir. Kieth Siegel’in, Hamas’a yazdığı teşekkür mektubu da bu farkı ilan edercesine ortadadır: “Bana 15 ay boyunca çok iyi muamele ettiler.” Bu örnekler gösteriyor ki, Müslüman savaşçının kalbinde merhamet vardır.

SİYONİSTİN ZULMÜNDE İNSAN ONURU YOKTUR

Siyonist zihniyetin esir politikasında ise insana yer yoktur. İsrail cezaevleri, her gün haberlerde işkence ve hak ihlalleriyle anılırken, binlerce Filistinli mahkûm ya hasta hücrelerinde ölümü bekliyor ya da onursuz muameleye maruz kalıyor. Bu bir istisna değil; Siyonist ideolojinin yapısal bir sonucudur. Siyonizm’in bakış açısında, Yahudi olmayan herkes ‘öteki’dir; dolayısıyla insan yerine konmaz.

Ofer Calderon’un itirafı da bunu gösterir: İsrail ordusu kendi vatandaşlarının tutulduğu tünelleri bombalamış, yani esirlerini bile gözden çıkaracak kadar gözü dönmüş bir anlayışı sergilemiştir. İsrail’in kendi esirlerinin canını hiçe sayarak Gazze’yi bombalaması, zulmün, düşmanlıkta sınır tanımayan bir ahlakın göstergesidir. Siyonist barbarlık, sadece Gazze’nin yıkımıyla değil, kendi insanının ölümüyle de beslenen bir yıkım makinesidir.

MÜSLÜMAN MERHAMETİ VE İNSANİ DEĞER

Müslüman için savaş bir zaruret ise de ahlakı elden bırakmak asla caiz değildir. Yahya Sinvar’ın Calderon’a müzakere süreciyle ilgili açıklama yapması, Hamas’ın siyasi aklının yanında insanî duyarlılığının da bir göstergesidir. Esirlerin sağlığını korumak, onların aileleriyle buluşmalarını sağlamak, tüm bombardımanlara rağmen onların yaşamasına öncelik vermek, İslam’ın rehberliğindeki bir anlayıştır.

İslam ahlakının bu inceliği, sadece savaş anında değil, barış anında da geçerlidir. Allah Teâlâ’nın “Hiçbir nefse gücünün yettiğinden fazlası yüklemeyiz.” (Bakara, 286) ayetinde gösterdiği hikmetle Müslüman, düşmanını bile zulümden azade tutmaya çalışır. Çünkü adalet ve merhamet bir Müslümanın şahsiyetinin ayrılmaz parçalarıdır.

SİYONİST ZİHNİYETİN YIKICI DOĞASI

Siyonizm’in temel karakteri, adaleti değil, çıkarı esas alır. Müzakereyi, barışı, insanı, uluslararası hukuku yalnızca kendi lehine kullanılacak birer araç olarak görür. Gazze’de üç aşamalı esir takası anlaşmasına rağmen Netanyahu yönetiminin anlaşmayı bozması ve savaşı tekrar başlatması da bu ahlaksız siyasetin bir başka örneğidir. İsrail için anlaşma, kendi işine geldiği sürece geçerlidir; aksi halde yok hükmündedir.

İsrail’in işlediği zulüm sadece esirlerin bulunduğu tünelleri bombalamakla sınırlı kalmaz. Onlar için Gazze’deki çocuklar, kadınlar, yaşlılar bile hedef tahtasındadır. Bu nedenle siyonist ideolojinin vicdanı yoktur; orada yalnızca menfaat vardır.

İNSANLIK, ADALET VE MERHAMETİN KARŞISINDAKİ BARBARLIK

Gazze’de yaşananlar, insanlık ile barbarlık arasındaki farkı çarpıcı şekilde ortaya koymuştur. Müslümanın esirine gösterdiği merhamet, en zor şartlarda bile İslam ahlakının ne kadar diri olduğunu göstermektedir. Ofer Calderon’un ifadeleri, Hamas’ın düşmanına bile onurla muamele ettiğinin kanıtıdır. Buna karşılık, İsrail’in kendi esirlerinin tutulduğu tünelleri bombalaması, yalnızca Filistin halkına değil, kendi vatandaşlarına karşı da acımasız olduğunu göstermektedir.

Bu tablo, İslam’ın ve Müslümanın merhamet merkezli adalet anlayışı ile Siyonistlerin çıkar merkezli saldırgan politikalarının zıtlığını gözler önüne sermektedir. Müslüman için esir de candır, düşman da insan; ama Siyonist için herkes kendi ideolojisinin kurbanıdır. Bu yüzden Yahya Sinvar tünelde Calderon’a karşı hala insanca davranırken, Netanyahu Tel Aviv’den o tünelin üzerine bomba yağdırıyordu.

Kur’an, zulmü yasaklamış ve şöyle buyurmuştur: “Zulmedenlere meyletmeyin; yoksa size ateş dokunur.” (Hud, 113). Bu ayet, sadece Müslümanın değil, tüm insanlığın yüreğine hitap etmektedir. Çünkü zulüm insanlığı yakar.

Bugün yaşananlar bize bir kez daha öğretiyor ki, zafer sadece teknolojik silahlarda değil, kalpteki adalet duygusundadır. Müslümanın merhameti karşısında Siyonist’in silahı dahi aciz kalır. Hamas’ın tünelleri, sadece askeri bir savunma hattı değil, insanlığın onurunun sığınağı haline gelmiştir. İslam ahlakı bu topraklarda hâlâ diridir ve mazlumun umudu olmaya devam etmektedir.

UNUTMAYIN,

“Müslümanın ahlakı düşmanına bile merhamet gösterirken; Siyonistin ahlaksızlığı kendi esirini bile gözden çıkarmaktan çekinmez.”