İNSAN, İNSANA AYNADIR

Mehmet Ali Köroğlu

17-04-2025 11:26

“İnsan insana çözüm olmalı, düğüm değil.

İnsan insana ilaç olmalı, dert değil.

İnsan insana yoldaş olmalı, yük değil.

İnsan insana lazımdır, ama insan insana…”

Can Yücel’in bu dizeleri, sadece bir şiirin değil, belki de bir ömrün özetidir. Şair kelimesini hak eden her yürek gibi o da yaşadığını yazmış, yazdığını yaşamış. Bu dizeler, sadece kafiyeden, ahenkten ya da mecazdan ibaret değildir; bunlar bir hayat çağrısıdır. Bir uyarı, bir sitem, bir davettir. “İnsan insana lazımdır” diyor şair, ama sonra hemen ekliyor: “ama insan insana…”

Bu “ama” kelimesinde saklıdır her şey. Çünkü insan insana gerçekten lazım olurken, aynı insan insana zehir de olabilir, diken de olabilir. İşte tam da bu yüzden aynaya değil birbirimize bakmayı bilmeliyiz. Zira insan, insana aynadır. Gördüğün şey karşındakinde, gösterdiğin şey kendindedir.

ÇÖZÜM MÜ OLACAĞIZ, DÜĞÜM MÜ?

Hayatın kendisi bir bilmeceyken, insan ilişkilerinin bir düğüme dönüşmesi ne yazık ki çok kolay. Bir bakmışsın ki, güzel başlayan bir dostluk bir sözle bozulmuş. Bir bakmışsın ki, emek verilmiş bir ilişki, bir kırgınlıkla paramparça olmuş. Oysa çözüm olmak varken, neden düğüm olur insan insana?

Çünkü sabırsızız. Çünkü aceleciyiz. Çünkü anlamaya çalışmadan yargılamaya bayılıyoruz. Çünkü sevmek, artık tüketmekle karıştırıldı. Bir dostun derdine ortak olmak, bir kardeşin yükünü paylaşmak, bir yabancıya tebessüm etmek… Ne kadar da unutuldu değil mi?

Çözüm olmak, bazen bir cümlede, bazen sadece susmakta gizlidir. Ama biz konuşmayı severiz, dinlemeyi değil. Oysa çözüm dinlemekte saklıdır. İnsan susanı değil, susturulanı anlamalıdır. Yüzümüze bakan gözleri değil, kaçırılan bakışları okumalıyız.

İLAÇ MIYIZ, YOKSA BİR DERT Mİ?

İnsan bazen kendine bile iyi gelemezken, başkasına nasıl ilaç olacak? Ama işte tam burada başlar insan olmanın sırrı. Kendiyle yüzleşmek, içindeki kırıkları onarmak, sonra o iyiliği başkasına bulaştırmak…

Bir tebessüm, bir selam, bir “Ben buradayım” cümlesi, çoğu zaman en pahalı ilaçlardan daha şifalıdır. Ama biz ne yaptık? Dertlerimizi paylaştığımızı zannederken, aslında dert olduk birbirimize. Yaralara merhem olacakken, kanattık. Acıları hafifletmek yerine, çoğalttık.

Can Yücel’in dediği gibi: “İnsan insana ilaç olmalı.” Evet, ilaç… Ama iğne gibi batmak için değil, merhem gibi sarıp sarmalamak için…

YOLDAŞLIK MI EDECEĞİZ, YOKSA YÜK MÜ OLACAĞIZ?

Yol yorgunudur insan. Hayat dediğimiz şey, bir yürüyüştür çünkü. Kimi zaman koşar, kimi zaman sürünürüz. Ama en çok da düşeriz. Ve düşenin elinden tutacak bir yoldaşa ihtiyacı vardır.

İşte insan insana burada lazımdır. Sadece neşede değil, acıda da, hüzünde de, çaresizlikte de… Ama ne olduysa, insanlar birbirine sadece işine yaradığında yoldaş oldu. Geri kalan her durumda, yük sayıldı. Birinin derdi, diğerine angarya gibi geldi. Birinin hüznü, diğerine yük gibi…

 

Unutuldu yoldaşlık. Unutuldu omuz omuza yürümek. Unutuldu: “Sen yürüyemezsen ben seni taşırım” diyebilmek.

Ve bu unutkanlık yüzünden büyüdü insanlar içinde yalnızlık. Kalabalıklar içinde bile, “tek başıma” hissi bu yüzden sardı dört bir yanımızı.

İNSANIN İNSANA EN ÇOK LAZIM OLDUĞU ZAMANLAR

Zor zamanlardan geçiyoruz. Sadece ekonomik olarak değil, insani olarak da. Birbirimizi göremez, duyamaz, anlayamaz hale geldik. Aynı sofrada oturuyor ama aynı duayı edemiyoruz. Aynı evde yaşıyor ama farklı dünyaların sessizliğinde boğuluyoruz.

İşte tam da böyle bir çağda, insan insana daha çok lazım. Samimi bir sohbet, gerçek bir dostluk, hesapsız bir iyilik… Belki de en büyük devrim budur artık. İnsan insana lazımdır; bir çorba kadar, bir selam kadar, bir dua kadar… Ve insan, insana iyi gelmeyi öğrenmelidir artık.

BİR “AMA”NIN ARDINDAKİ DERİN YALNIZLIK

“İnsan insana lazımdır, ama insan insana…”

Bu “ama” o kadar çok şey söylüyor ki… Bu “ama”nın içinde kırılmışlıklar var, tükenmişlikler var, ihanetler var. Bu “ama”nın içinde umutlar da var, hâlâ iyilik bekleyen yürekler de.

Ve insan insana hem ihtiyaç hem sınav. Kimimizin en büyük iyiliği olmuşken kimimizin de en büyük acısı olmuşuz. Bu yüzden belki de ilk önce şu soruyu sormalıyız kendimize: “Ben nasıl bir insanım başkaları için? Bir yük müyüm, yoksa bir yoldaş mı?”

KENDİNDEN BAŞLAMALI İNSAN

Bazen dünyayı değiştirmeye çalışırken unuturuz: Asıl değişim bizden başlar. İyilik, şefkat, merhamet ve sabır… Tüm bu değerler ancak insanın içinden taşıyabildiği sürece bir anlam kazanır. Ama ne yazık ki, insanlık kendi içindeki yangını söndüremeden başkalarının ateşine su taşıyamaz. Kendini onarmayan bir insan, başkasının yarasını saramaz. Oysa bizler, önce kendimizi iyi etmeliyiz ki başkalarına ilaç olabilelim. Kendini aşamayan insan, başkasına yoldaş olamaz. Ve bu yüzden insan, her şeyden önce kendi kalbinde başlamalıdır insan olmaya.

Ne yazık ki bugün dünyada insan, insana ne çözüm ne ilaç ne de yoldaş olabiliyor. Çünkü insan, insanın yükünü yüklenmiyor artık. Mazlumun çığlığına kulak vermek yerine, “bana ne” diyerek sırt çeviriyor. Aç kalan çocuklara, savaşta ölen bebeklere, sokakta üşüyen yaşlılara, göz göre göre ölüme terk edilen insanlara sadece ekran başında üzülüyormuş gibi yapıyor. Gerçekte ise onları sadece yük olarak görüyor. Sanki onların acısı kendisine fazlalıkmış gibi, rahatsızlık veriyormuş gibi… İnsan, insanın yükünü yüklenmeyi bırakınca, aslında insanlığını da geride bırakıyor.

İşte tam da bu yüzden insanlıktan çıkıyoruz. Çünkü insan olmanın ölçüsü sadece konuşmak değil, taşımaktır. Acıyı, sevinci, umudu, sorumluluğu… Tüm bunları paylaşmadıkça insan olamıyoruz. Gölge etmekten başka işe yaramayan hayatlar birikiyor etrafımızda. Ve biz, birbirimize sadece bakıp geçerken, gözlerimizin içine bakmadan yaşayıp giderken insanlığımızı kaybediyoruz. Şairin veciz sözleriyle bitireyim:

“Bir insan, bir insana ‘iyi ki varsın’ diyebiliyorsa, bu dünyada her şey yolunda demektir.” O hâlde biz, birbirimize bu sözü söyleyebileceğimiz kadar insan olalım.

Saygılarımla!

DİĞER YAZILARI ADİL ELEŞTİRİ ASIL SADAKATTİR 01-01-1970 03:00 OMURGA SAHİBİ OLMAK HER ZAMAN KOLAY DEĞİLDİR 01-01-1970 03:00 SUSKUNLUK SARMALI: DAVAYI UNUTANLARIN SESSİZLİĞİ 01-01-1970 03:00 MALAZGİRT RUHU VE KÜRT-TÜRK KARDEŞLİĞİNİN DOĞUŞU 01-01-1970 03:00 BARIŞIN ZAFERİ: 41 YILLIK TERÖRÜN SONU VE YENİ TÜRKİYE 01-01-1970 03:00 MÜSLÜMANIN ESİR AHLAKI 01-01-1970 03:00 KİMSE OLDUĞU YERLE ÖVÜNMESİN 01-01-1970 03:00 MİZAHIN KABUKLAŞMIŞ KİBRİ 01-01-1970 03:00 MİZAHIN KABUKLAŞMIŞ KİBRİ 01-01-1970 03:00 CEHENNEMİN GÖZÜNDEN BAKINCA 01-01-1970 03:00 ÜMMETİN BOĞAZINDA DÜĞÜMLENEN İMDAT ÇIĞLIĞI 01-01-1970 03:00 ERDOĞAN’DAN SİYONİST ZALİMLERE FÜZELİ UYARI 01-01-1970 03:00 NE ETTİM, NE BULDUM? 01-01-1970 03:00 İTİBAR HAK EDİLİR, HEDİYE EDİLMEZ 01-01-1970 03:00 İRAN-İSRAİL SAVAŞINDA HEDEF TÜRKİYE Mİ? 01-01-1970 03:00 AZ LAFTAN ÇOK İŞE: ERDOĞAN’IN SİYASET DOKTRİNİ 01-01-1970 03:00 BAĞIRAN HAKLI, SUSAN ŞÜPHELİ: POLİS MEMURLARININ ADALET SARMALINDAKİ YALNIZLIĞI 01-01-1970 03:00 YAŞARKEN GÖRMEDİK SAYGIYI, ÖLÜNCE ÇİÇEK OLDUK MEZAR TAŞINDA 01-01-1970 03:00 BAŞKALDIRIYORUZ! 01-01-1970 03:00 AYASOFYA: KILIÇ HAKKINDAN MİLLETİN SECDE HAKKINA 01-01-1970 03:00 İSTANBUL’UN FETHİNDEKİ RUH VE KUTLU MÜJDE 01-01-1970 03:00 TÜRKLERLE SAVAŞMAYA CESARET EDEMEMEK 01-01-1970 03:00 HEM BİR ADIM ÖNDE, HEM DE GERİDEN GÖZLEYENLERİN ZAFERİ 01-01-1970 03:00 BİR YÜZYILLIK İHANETİN ENKAZI ÜZERİNDE SURİYE 01-01-1970 03:00 İYİLİĞİN VE GÜZELLİĞİN BUHRANI! 01-01-1970 03:00 CEHALETİN MAHZENİNDE AKLI ARAMAK 01-01-1970 03:00 DÜNYANIN EKSENİ TÜRKİYE’DEN GEÇİYOR 01-01-1970 03:00 BATI UYANIYOR, YA BİZ? 01-01-1970 03:00 BATI UYANIYOR, YA BİZ? 01-01-1970 03:00 ZAYIF MUHALEFETİN KADERİ 01-01-1970 03:00 HASTA ADAMDAN KÜRESEL DENGEYE: TÜRKİYE’Yİ MERKEZE TAŞIYAN LİDERLİK 01-01-1970 03:00 TARİHİ YAZANLARIN İZİNDE 01-01-1970 03:00 GÖRÜNMEYENİ GÖRME CESARETİ 01-01-1970 03:00 SUYUN HİKMETİ VE İNSANA AYNALIĞI 01-01-1970 03:00 TERÖRSÜZ TÜRKİYE GERÇEK OLDU 01-01-1970 03:00 DÜNYANIN TÜRKİYESİ VE ERDOĞAN 01-01-1970 03:00 TARİH TEKERRÜR EDİYOR 01-01-1970 03:00 HAKİKATİN ÜZERİNE ÖRTÜLEN SİYASİ PERDE 01-01-1970 03:00 EY GENÇ! SİLKİN VE KENDİNE GEL! 01-01-1970 03:00 CANIMIZ PAHASINA: TEK YÜREK, TEK VATAN 01-01-1970 03:00 ASLUHU NESLUHU: ASLI OLAN, ASLA DÖNER 01-01-1970 03:00 MEHMET AKİF ERSOY’U ANLAMAK 01-01-1970 03:00 Türkiye ve Pakistan’ın ebedi dostluğu 01-01-1970 03:00 İSTANBUL DEPREMİ 01-01-1970 03:00 İSLAM, YENİ BİR VATAN ARIYOR! 01-01-1970 03:00 DOSTLUĞUN KİMYASI HASIMLIKLA TEST EDİLİR 01-01-1970 03:00 Bir Çocuğun Hatırasında Kalan Cumhurbaşkanı: Turgut Özal 01-01-1970 03:00 BİR GECEDE DONAN UMUTLAR 01-01-1970 03:00 KÜRSÜDE ZAFER, SOKAKTA TASFİYE 01-01-1970 03:00 BAŞLIKSIZ KALACAK BİR HAKİKAT 01-01-1970 03:00 TRUMP NİHAYET AMERİKA’YI BİTİRİYOR 01-01-1970 03:00 BOYKOT 01-01-1970 03:00 SÖZÜN BİTTİĞİ YER: SİYASETTE SEVİYE KAYBI 01-01-1970 03:00 SÖZÜN BİTTİĞİ YER: SİYASETTE SEVİYE KAYBI 01-01-1970 03:00 Recep Tayyip Erdoğan’ın 23 Yıllık Sınavı 01-01-1970 03:00 Ekrem İmamoğlu’nun diplomasının iptaline giden süreç 01-01-1970 03:00 Ekrem İmamoğlu’nun Diplomasının İptaline Giden Süreç 01-01-1970 03:00 SİYASETE CEMRE DÜŞTÜ 01-01-1970 03:00 SİZ KİMDEN YANASINIZ? 01-01-1970 03:00 Türkiye’de Muhalefete Bağlı Siyasi Boşluk 01-01-1970 03:00 AVRUPA BİRLİĞİ’NİN EŞİĞİNDE BEKLEYEN ÜLKE 01-01-1970 03:00 KONGREDE MALATYA YOK SAYILDI 01-01-1970 03:00 ADINDA AK IŞIĞINDA İSTİKBAL DİYEN AK PARTİNİN YENİ SINAVI 01-01-1970 03:00 Nush İle Uslanmayanın… 01-01-1970 03:00