BOYKOT

Mehmet Ali Köroğlu

05-04-2025 10:33

Türkiye’de muhalefetin sınır tanımaz çelişkileri ve vatana ihanetle eşdeğer söylemleri artık öyle bir noktaya ulaştı ki, dünyada eşi benzeri olmayan bir skandala imza atıldı. Ana muhalefet partisi CHP’nin, kendi ülkesinin milli ve yerli markalarına karşı boykot çağrısı yapması, ihanetin resmî belgesi olarak tarihe geçti. Ancak bu çağrı sadece bir ihanet belgesi olmakla kalmadı; aynı zamanda, milletin nasıl bir refleks gösterdiğini ve milli değerlere nasıl sahip çıktığını da gözler önüne serdi. Peki, bu çağrı hukuken ne anlama geliyor? Bu ihanetin arkasındaki asıl güçler kimler? Ve en önemlisi, milletimiz bu alçak girişime nasıl cevap verdi?

BOYKOTUN HEDEFİ NE?

Boykot kavramı, bir tüketicinin veya grubun belirli bir ürün, marka ya da hizmeti satın almaktan kaçınmasını ifade eder. Ancak burada sıradan bir tüketici tercihinden bahsetmiyoruz. Ana muhalefet partisinin lideri Özgür Özel’in bizzat içinde olduğu bir çağrının, Türkiye’nin en büyük yerli ve milli şirketlerini hedef alması, bu olayın sadece bir tüketici hareketi olmadığını açıkça ortaya koyuyor. Bu, ekonomik sabotajdan başka bir şey değildir.

Muhalefet, ülke ekonomisini baltalamaya yönelik bir adımı, sözde halkın çıkarlarını koruma kisvesi altında sunarak, aslında dış mihraklara hizmet ettiğini göstermiştir. CHP’nin, bir yandan yabancı markaların ve sermayenin önünü açarken diğer yandan kendi ülkesinin emekçisini, yatırımcısını ve sanayicisini zor durumda bırakmaya çalışması, akıllara “CHP kimin partisi?” sorusunu getiriyor.

Daha da vahimi, bu boykot çağrısı ekonomik olduğu kadar, psikolojik bir operasyonun da parçasıdır. CHP, Türkiye’de üretilen mallara yönelik bir güvensizlik ortamı yaratmak, yerli ve milli üretimin gelişmesini engellemek ve dışa bağımlılığı artırmak istemektedir. Çünkü biliyorlar ki, Türkiye’nin güçlü bir üretim kapasitesine sahip olması, dış güçlerin oyunlarını bozmaktadır.

HUKUKİ AÇIDAN BOYKOT ÇAĞRISI SUÇTUR

Öncelikle şunu net bir şekilde ortaya koymak gerekir: Bir ülkenin ana muhalefet partisinin, ülkenin sanayi kuruluşlarına ve milli markalarına karşı boykot çağrısı yapması, sadece etik açıdan değil, hukuki açıdan da ciddi suçlar barındırmaktadır.

Türk Ceza Kanunu’nun (TCK) 216. maddesi, halkı kin ve düşmanlığa tahrik eden eylemleri suç saymaktadır. Bir siyasi parti liderinin, belirli bir zümreyi (bu örnekte milli ve yerli üreticileri) hedef göstererek ekonomik zarar vermeye yönelik çağrıda bulunması, doğrudan halkı düşmanlaştırma ve ekonomik düzene zarar verme kapsamına girmektedir.

Ayrıca TCK 220. maddesi, ekonomik düzeni bozma amaçlı örgütlü eylemleri de suç olarak tanımlamaktadır. Bu bağlamda, CHP’nin yönlendirdiği boykot çağrıları, sistematik bir ekonomik saldırıya dönüşmüşse, bu madde çerçevesinde değerlendirilmelidir.

Bununla birlikte, Rekabetin Korunması Hakkında Kanun’un 4. maddesi, ekonomik faaliyetleri haksız şekilde engellemeye yönelik eylemleri yasaklamaktadır. CHP’nin çağrısının açıkça bir “haksız rekabet” oluşturduğu açıktır.

Yargıtay ve Danıştay kararları, benzer durumlarda ekonomik sabotaj girişimlerini hukuka aykırı kabul etmiştir. Özellikle Yargıtay’ın daha önce verdiği kararlarda, ülke ekonomisine zarar veren ve milli sermayeyi hedef alan çağrıların, devletin ekonomik düzenine karşı işlenen suçlar kapsamında değerlendirildiği görülmektedir.

CHP VE İSRAİL BAĞLANTISI

Boykot çağrısına en büyük desteğin İsrail’den gelmesi, CHP’nin kime hizmet ettiğini bir kez daha gözler önüne serdi. Türkiye, Gazze’de yaşanan katliamlara karşı en sert duruşu sergileyen ülkelerden biri oldu. Milli ve yerli markalarımız, İsrail’e karşı tavır alırken, CHP’nin bu markaları hedef alması tesadüf müdür?

İsrail’in CHP’ye destek vermesi, aslında olayın perde arkasını anlamak için yeterlidir. Türkiye’nin milli sermayesini güçlendirmek yerine onu çökertmeye çalışan bu zihniyetin, dış güçlerle nasıl bir işbirliği içinde olduğu açıktır.

İKİYÜZLÜLÜĞÜN EN SOMUT ÖRNEĞİ: İSRAİL’İ BOYKOT EDEMEYENLERİN YERLİ ÜRETİME SAVAŞI

Bu boykot çağrısının en büyük çelişkilerinden biri de CHP’nin ve bazı destekçilerinin, İsrail’e karşı uygulanan boykotlara karşı takındıkları duyarsız ve hatta karşıt tavırdır. Filistin’de binlerce kadın, yaşlı ve çocuk demeden sivilleri katleden İsrail’e karşı, devlet ve millet olarak büyük bir boykot hareketi başlatılmışken, aynı kesimler bu boykota destek vermek yerine alaycı bir tutum sergilemişti. İsrail’i finanse eden firmalara karşı alınan tüketimden kaçınma kararını küçümseyen, hatta sırf bu boykota tepki olarak özellikle Coca-Cola içerek veya bu markayı daha fazla dillendirerek meydan okuyanların, bugün kendi ülkelerinin milli markalarına savaş açması, tam anlamıyla bir ihanet tablosudur.

İsrail’in yaptığı insanlık suçlarını görmezden gelen, bu zulmü fonlayan şirketlere karşı en ufak bir tepki göstermeyenler, Türkiye’nin milli üreticilerini hedef alarak nasıl bir zihniyet içinde olduklarını açıkça ortaya koymaktadır. Filistin’de yaşanan katliamlara karşı ses çıkarmayan, İsrail’i destekleyen şirketlere tek kelime etmeyen bu güruh, Türkiye’nin kendi öz kaynaklarıyla kurduğu markalara düşmanlık beslemektedir. Bu, sadece bir ekonomik sabotaj değil, aynı zamanda milli şuurdan tamamen kopmuş bir zihniyetin dışavurumudur.

Daha da trajik olan, CHP’nin ve bazı seçmenlerinin Filistin boykotunu küçümserken, bugün bu absürt boykota sahip çıkmalarıdır. İsrail’in destekçilerini boykot etmeyi “gereksiz” görenler, konu Türkiye’nin milli markaları olunca bir anda boykot savunucusu kesilmişlerdir. Burada sorulması gereken asıl soru şudur: İsrail’in savaş suçlarını fonlayan küresel markalara karşı kayıtsız kalırken, kendi ülkesinin şirketlerine saldırmak nasıl bir mantıkla açıklanabilir?

Bu ikiyüzlü tavır, CHP’nin ideolojik körlüğünü ve dış güdümlü politikalarını açıkça ortaya koymaktadır. İsrail’e karşı boykotu “anlamsız” bulanlar, şimdi Türk markalarına düşmanlık ederek kendilerini iyice açığa çıkarmışlardır. Oysa hukuken de, ahlaken de, vatana ihanetle eşdeğer bir hareketin içinde olduklarını çok iyi biliyorlar. Ama ne vatan sevgisi ne de milletin menfaatleri, onların önceliği değildir. Onlar için önemli olan, kendi siyasi hesaplarını korumak ve Türkiye’nin güçlenmesine engel olmaktır.

MİLLETİMİZİN CEVABI: BOYKOTA BOYKOT

Peki, bu çağrı halkta nasıl bir karşılık buldu? CHP’nin ve Özgür Özel’in beklediği gibi mi oldu? Elbette hayır!Milletimiz, bu alçak boykot girişimine karşı tam tersini yaptı ve milli markalara daha fazla sahip çıkmaya başladı. Özgür Özel’in boykot çağrısında bulunduğu firmalar, kazançlarını katlayarak büyümeye devam etti. Bu, milletimizin ferasetinin en büyük göstergesidir.

Halkımız, CHP’nin oyununu bozmuş, dış güçlerin taşeronluğunu yapan bu zihniyeti bozguna uğratmıştır.

CHP’NİN TARİHİ KAYBEDİŞİ

CHP’nin bu ihanetinin siyasi sonuçları da olacaktır. Bu boykot çağrısı, sadece ekonomik olarak değil, siyasi olarak da CHP’ye büyük zarar verecektir. Çünkü millet, kendi ülkesine ihanet edenleri asla unutmaz ve affetmez.Özgür Özel ve ekibi, bu skandalla tarihe “milletine ihanet eden muhalefet” olarak geçmiştir. CHP’nin yerli ve milli değerlerle kavgalı tutumu, artık gizlenemez hale gelmiştir.CHP’nin bu ihanet girişimi, kendi tabanı içinde bile büyük tepkilere neden olmuştur. CHP’ye gönül vermiş vatansever seçmenler bile bu çağrıyı kabul etmemiş, aksine, bu çağrıyı yapanları sorgulamaya başlamıştır. CHP içinde bölünmeler ve iç tartışmalar başlamış, parti içindeki farklı fraksiyonlar arasında büyük gerginlikler yaşanmıştır.

HAKİKATİN ÖNÜNDE DURULMAZ

CHP’nin bu girişimi, milletin vicdanında çoktan mahkum olmuştur. Hukuki açıdan suç, vicdani açıdan ihanet ve siyasi açıdan bir felaket olan bu boykot çağrısı, tarihin en büyük skandallarından biri olarak kalacaktır. Millet, kendi değerlerine sahip çıkmaya devam ederken, ihanetin karşılıksız kalmayacağını da göstermiştir. Unutulmamalıdır ki;“İhanetin gölgesinde kalanlar, günü kurtardıklarını sansalar da, tarih ve milletin vicdanı onları asla affetmeyecek; çünkü hakikat, er ya da geç, ihaneti susturacak ve hak olanı galip kılacaktır. Çünkü hakikat karşısında hiçbir ihanet ayakta kalamaz!”

DİĞER YAZILARI ADİL ELEŞTİRİ ASIL SADAKATTİR 01-01-1970 03:00 OMURGA SAHİBİ OLMAK HER ZAMAN KOLAY DEĞİLDİR 01-01-1970 03:00 SUSKUNLUK SARMALI: DAVAYI UNUTANLARIN SESSİZLİĞİ 01-01-1970 03:00 MALAZGİRT RUHU VE KÜRT-TÜRK KARDEŞLİĞİNİN DOĞUŞU 01-01-1970 03:00 BARIŞIN ZAFERİ: 41 YILLIK TERÖRÜN SONU VE YENİ TÜRKİYE 01-01-1970 03:00 MÜSLÜMANIN ESİR AHLAKI 01-01-1970 03:00 KİMSE OLDUĞU YERLE ÖVÜNMESİN 01-01-1970 03:00 MİZAHIN KABUKLAŞMIŞ KİBRİ 01-01-1970 03:00 MİZAHIN KABUKLAŞMIŞ KİBRİ 01-01-1970 03:00 CEHENNEMİN GÖZÜNDEN BAKINCA 01-01-1970 03:00 ÜMMETİN BOĞAZINDA DÜĞÜMLENEN İMDAT ÇIĞLIĞI 01-01-1970 03:00 ERDOĞAN’DAN SİYONİST ZALİMLERE FÜZELİ UYARI 01-01-1970 03:00 NE ETTİM, NE BULDUM? 01-01-1970 03:00 İTİBAR HAK EDİLİR, HEDİYE EDİLMEZ 01-01-1970 03:00 İRAN-İSRAİL SAVAŞINDA HEDEF TÜRKİYE Mİ? 01-01-1970 03:00 AZ LAFTAN ÇOK İŞE: ERDOĞAN’IN SİYASET DOKTRİNİ 01-01-1970 03:00 BAĞIRAN HAKLI, SUSAN ŞÜPHELİ: POLİS MEMURLARININ ADALET SARMALINDAKİ YALNIZLIĞI 01-01-1970 03:00 YAŞARKEN GÖRMEDİK SAYGIYI, ÖLÜNCE ÇİÇEK OLDUK MEZAR TAŞINDA 01-01-1970 03:00 BAŞKALDIRIYORUZ! 01-01-1970 03:00 AYASOFYA: KILIÇ HAKKINDAN MİLLETİN SECDE HAKKINA 01-01-1970 03:00 İSTANBUL’UN FETHİNDEKİ RUH VE KUTLU MÜJDE 01-01-1970 03:00 TÜRKLERLE SAVAŞMAYA CESARET EDEMEMEK 01-01-1970 03:00 HEM BİR ADIM ÖNDE, HEM DE GERİDEN GÖZLEYENLERİN ZAFERİ 01-01-1970 03:00 BİR YÜZYILLIK İHANETİN ENKAZI ÜZERİNDE SURİYE 01-01-1970 03:00 İYİLİĞİN VE GÜZELLİĞİN BUHRANI! 01-01-1970 03:00 CEHALETİN MAHZENİNDE AKLI ARAMAK 01-01-1970 03:00 DÜNYANIN EKSENİ TÜRKİYE’DEN GEÇİYOR 01-01-1970 03:00 BATI UYANIYOR, YA BİZ? 01-01-1970 03:00 BATI UYANIYOR, YA BİZ? 01-01-1970 03:00 ZAYIF MUHALEFETİN KADERİ 01-01-1970 03:00 HASTA ADAMDAN KÜRESEL DENGEYE: TÜRKİYE’Yİ MERKEZE TAŞIYAN LİDERLİK 01-01-1970 03:00 TARİHİ YAZANLARIN İZİNDE 01-01-1970 03:00 GÖRÜNMEYENİ GÖRME CESARETİ 01-01-1970 03:00 SUYUN HİKMETİ VE İNSANA AYNALIĞI 01-01-1970 03:00 TERÖRSÜZ TÜRKİYE GERÇEK OLDU 01-01-1970 03:00 DÜNYANIN TÜRKİYESİ VE ERDOĞAN 01-01-1970 03:00 TARİH TEKERRÜR EDİYOR 01-01-1970 03:00 HAKİKATİN ÜZERİNE ÖRTÜLEN SİYASİ PERDE 01-01-1970 03:00 EY GENÇ! SİLKİN VE KENDİNE GEL! 01-01-1970 03:00 CANIMIZ PAHASINA: TEK YÜREK, TEK VATAN 01-01-1970 03:00 ASLUHU NESLUHU: ASLI OLAN, ASLA DÖNER 01-01-1970 03:00 MEHMET AKİF ERSOY’U ANLAMAK 01-01-1970 03:00 Türkiye ve Pakistan’ın ebedi dostluğu 01-01-1970 03:00 İSTANBUL DEPREMİ 01-01-1970 03:00 İSLAM, YENİ BİR VATAN ARIYOR! 01-01-1970 03:00 DOSTLUĞUN KİMYASI HASIMLIKLA TEST EDİLİR 01-01-1970 03:00 Bir Çocuğun Hatırasında Kalan Cumhurbaşkanı: Turgut Özal 01-01-1970 03:00 İNSAN, İNSANA AYNADIR 01-01-1970 03:00 BİR GECEDE DONAN UMUTLAR 01-01-1970 03:00 KÜRSÜDE ZAFER, SOKAKTA TASFİYE 01-01-1970 03:00 BAŞLIKSIZ KALACAK BİR HAKİKAT 01-01-1970 03:00 TRUMP NİHAYET AMERİKA’YI BİTİRİYOR 01-01-1970 03:00 SÖZÜN BİTTİĞİ YER: SİYASETTE SEVİYE KAYBI 01-01-1970 03:00 SÖZÜN BİTTİĞİ YER: SİYASETTE SEVİYE KAYBI 01-01-1970 03:00 Recep Tayyip Erdoğan’ın 23 Yıllık Sınavı 01-01-1970 03:00 Ekrem İmamoğlu’nun diplomasının iptaline giden süreç 01-01-1970 03:00 Ekrem İmamoğlu’nun Diplomasının İptaline Giden Süreç 01-01-1970 03:00 SİYASETE CEMRE DÜŞTÜ 01-01-1970 03:00 SİZ KİMDEN YANASINIZ? 01-01-1970 03:00 Türkiye’de Muhalefete Bağlı Siyasi Boşluk 01-01-1970 03:00 AVRUPA BİRLİĞİ’NİN EŞİĞİNDE BEKLEYEN ÜLKE 01-01-1970 03:00 KONGREDE MALATYA YOK SAYILDI 01-01-1970 03:00 ADINDA AK IŞIĞINDA İSTİKBAL DİYEN AK PARTİNİN YENİ SINAVI 01-01-1970 03:00 Nush İle Uslanmayanın… 01-01-1970 03:00