BATI UYANIYOR, YA BİZ?

Mehmet Ali Köroğlu

23-05-2025 16:49

Son haftalarda dünya kamuoyunda yaşanan gelişmeler, mazlum Filistin halkı için umut ışığı olmaya başlamıştır. İspanya, İsrail’e silah ambargosu uygulama kararı alarak adeta tarihî bir dönüm noktasına imza atmış, karar İspanyol parlamentosunda da kabul edilmiştir. İtalya’nın Akyazı şehrinde yerel yönetimlerin aldığı boykot kararları, Avrupa Birliği’nin İsrail ile ticari ilişkileri gözden geçirme yönündeki adımı, bu vahşete karşı Batı’da artan bir farkındalık olduğunun göstergesidir. İngiltere’nin de İsrail’le olan ticari ilişkileri masaya yatırması, vicdanlı bir kamuoyunun etkisinin artık hükümet politikalarına da yansımaya başladığını göstermektedir.

Amerika Birleşik Devletleri ise her ne kadar güvenilmez bir aktör olsa da son günlerde İsrail ile ilişkilerinde “soğuk rüzgarlar” esmeye başlamıştır. Bu durum, İsrail’in pervasızlığına ve uluslararası hukuku hiçe sayan tutumuna karşı bir tepkinin yavaş yavaş şekillendiğini göstermektedir. Belki de ilk kez Batı, İsrail’in insanlık dışı uygulamaları karşısında ses yükseltmeye başlamıştır. Peki biz Müslümanlar? Filistin’in kanayan yarasına en yakın halklar, en yakın coğrafyalar, en yakın akrabalık ve iman bağlarıyla bağlı olan bizler ne yapıyoruz?

SÖZDE DEĞİL ÖZDE TEPKİ NEREDE?

Filistin davası, sadece bir toprak mücadelesi değildir. Kudüs, sadece taş ve beton değil; ümmetin kalbi, insanlığın onuru ve İslam’ın izzetidir. İsrail’in yıllardır sürdürdüğü işgal, katliam ve zulüm karşısında Müslüman ülkelerin içine düştüğü sessizlik, tarihin en acı sayfalarından birini yazmaktadır. Arap ülkeleri, Batı’ya şirin görünmek için ya da diplomatik menfaatlerini kaybetmemek adına kınamanın ötesine geçmemekte, bazıları ise açıkça işgalciyle işbirliği yapmaktadır. Bu tutum, yalnızca Filistin’e değil, İslam’ın ruhuna ihanettir.

Türkiye, Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın liderliğinde zaman zaman sert söylemlerle dikkat çekse de, ekonomik ve diplomatik adımlar konusunda tutarlı ve etkili politikalar üretmekte zorlanmaktadır. Elbette diplomasi önemlidir, lakin zalime karşı durmak, yalnızca kelimelerle değil, fiilî yaptırımlarla da olur. Bizler, birey olarak, toplum olarak, devlet olarak İsrail’e karşı ciddi bir birlik oluşturamazsak bu sessizliğimiz, sadece Gazze’de değil, kendi vicdanımızda da yankı bulacaktır.

TARİHİN AYNASINDA BİZİM RENGİMİZ NE?

Tarih boyunca ümmet, zalime karşı direnişiyle şan bulmuş, zulme rıza göstermediği zaman yücelmiştir. Selahaddin Eyyubi Kudüs’ü Haçlılardan alırken sadece kılıcı değil, inancı ve birliği de kuşanmıştı. Osmanlı Devleti, Kudüs’e asırlarca sahip çıkarken orayı sadece bir şehir değil, kutsal bir emanet olarak görmüştü. Bugün bu tarihî sorumluluğun mirasçıları olan bizler, aynı inanç ve kararlılıkla hareket etmezsek, tarih bizi utançla anacaktır.

Kur’an-ı Kerim’de Rabbimiz şöyle buyurur:

“Zulmedenlere meyletmeyin, yoksa size ateş dokunur.” (Hud Suresi, 113. Ayet)

Peygamber Efendimiz (s.a.v.) de şöyle buyurur:

“Kim bir zalimi görür de ona engel olmazsa Allah onu o zalimle birlikte helak eder.” (Ahmed b. Hanbel, Müsned)

Bu ayet ve hadisler, zulme karşı sadece öfkeyle değil, etkin ve somut adımlarla da karşı durmamız gerektiğini açıkça göstermektedir.

 

BİR ÜMMETİN KIRILMA ANI

Bugün Gazze’de çocuklar açlıktan ölürken, anneler evlatlarını enkaz altından çıkarmaya çalışırken, yaşlılar göç yollarında hayatını kaybederken bizim gösterdiğimiz tepkiler ne kadar yeterlidir? Sosyal medya paylaşımları, birkaç miting ve sembolik yardımlar; bir milletin ve bir ümmetin üzerine yağan bombaları durdurabilir mi? Elbette hayır. Gerekirse ticaretimizi dondurmalı, İsrail’e karşı ambargo uygulamalı, diplomatik ilişkileri askıya almalıyız. Ümmetin izzeti birkaç milyar dolarlık ticaretten, birkaç diplomatik imzadan daha kıymetlidir.

Bugün susan diller, yarın yakarışla konuşsa da geç olacaktır. Mazlumun ahı, dünyayı sarsar. Bu sessizlik, sadece Filistin için değil, tüm Müslüman coğrafyalar için tehdit oluşturmaktadır. Çünkü zalim, bir yerde başarılı olursa diğer yerlerde daha cesur olur. Zalim, yalnızca silahla değil, korku ve sessizlikle de güç bulur.

BATI’NIN MASKESİ: İNSAF MI, MENFAAT Mİ?

İspanya’nın, İngiltere’nin, hatta Avrupa Birliği’nin İsrail’e karşı aldığı kararları insafla değil, çıkarla okumalıyız. Batı’nın politik refleksi, mazlumun feryadına değil, kamuoyunun baskısına ve iç siyasetindeki denge hesaplarına dayanır. İnsani duruş olarak sundukları birçok karar, aslında kendi iç düzenlerine yönelik bir mecburiyettir. Dün Afganistan’da, Irak’ta, Suriye’de kan döken Batı, bugün Filistin için gözyaşı döküyorsa bu, samimiyetten değil, stratejiden kaynaklanmaktadır.

Kur’an bu gerçeği asırlar önce haber vermiştir:

“Ey iman edenler! Yahudileri ve Hristiyanları dost edinmeyin. Onlar birbirlerinin dostudurlar. Sizden kim onları dost edinirse, o da onlardandır.” (Maide Suresi, 51. Ayet)

Bu ilahî uyarı, sadece bireysel ilişkiler için değil, devletler ve toplumlar için de geçerlidir. Batı’nın bir kısmı bugün İsrail’e sırt çeviriyorsa, bu dostlukları bitirdiği anlamına gelmez. Müslümanlar olarak bu geçici yumuşamayı zafer sanmamalı, temkini ve bilinçli duruşu elden bırakmamalıyız.

HESAP GÜNÜNE KALMADAN…

Bugün Gazze’ye, Kudüs’e, Filistin’e sahip çıkamayan bir ümmet, yarın Mekke’yi de, Medine’yi de, İstanbul’u da koruyamaz. Zira zulme karşı durmak, sadece Filistin’in değil, insanlığın namusudur. Filistin için bir araya gelemeyenler, hangi dava için bir araya gelecek?

Tarih, zalimin zulmünü değil, mazlumun sessizliğini utançla yazar. İslam dünyası artık bu sessizlikten çıkmalı, ümmet şuuru yeniden diriltilmelidir. Bu şuur yalnızca siyasetle değil, ilimle, ahlakla, birlikle, dua ile, dirençle ve adaletle inşa edilmelidir. Artık kınama değil, kıyam vaktidir.

Batı’nın geçici desteklerine umut bağlayanlar, bir gün o desteğin bumerang gibi kendilerine döneceğini bilmelidir. Hristiyanların ve Yahudilerin oluşturduğu küresel çıkar ittifakı, bizi dost olarak görmez, bizi kullanmak ister. İslam ümmeti, ne zaman kendi öz benliğine döner, ne zaman kendi kardeşine sahip çıkar, işte o zaman izzet yeniden doğar.

“Zulme rıza, zulümdür.” Bu cümle sadece bir slogan değil, kıyamet günü vicdanlarımızın hesabını vereceği veciz bir hakikattir.

Ve unutmayalım:

“Bir ümmetin suskunluğu, zalimin cesaretidir.”

SAYGILARIMLA!

DİĞER YAZILARI ADİL ELEŞTİRİ ASIL SADAKATTİR 01-01-1970 03:00 OMURGA SAHİBİ OLMAK HER ZAMAN KOLAY DEĞİLDİR 01-01-1970 03:00 SUSKUNLUK SARMALI: DAVAYI UNUTANLARIN SESSİZLİĞİ 01-01-1970 03:00 MALAZGİRT RUHU VE KÜRT-TÜRK KARDEŞLİĞİNİN DOĞUŞU 01-01-1970 03:00 BARIŞIN ZAFERİ: 41 YILLIK TERÖRÜN SONU VE YENİ TÜRKİYE 01-01-1970 03:00 MÜSLÜMANIN ESİR AHLAKI 01-01-1970 03:00 KİMSE OLDUĞU YERLE ÖVÜNMESİN 01-01-1970 03:00 MİZAHIN KABUKLAŞMIŞ KİBRİ 01-01-1970 03:00 MİZAHIN KABUKLAŞMIŞ KİBRİ 01-01-1970 03:00 CEHENNEMİN GÖZÜNDEN BAKINCA 01-01-1970 03:00 ÜMMETİN BOĞAZINDA DÜĞÜMLENEN İMDAT ÇIĞLIĞI 01-01-1970 03:00 ERDOĞAN’DAN SİYONİST ZALİMLERE FÜZELİ UYARI 01-01-1970 03:00 NE ETTİM, NE BULDUM? 01-01-1970 03:00 İTİBAR HAK EDİLİR, HEDİYE EDİLMEZ 01-01-1970 03:00 İRAN-İSRAİL SAVAŞINDA HEDEF TÜRKİYE Mİ? 01-01-1970 03:00 AZ LAFTAN ÇOK İŞE: ERDOĞAN’IN SİYASET DOKTRİNİ 01-01-1970 03:00 BAĞIRAN HAKLI, SUSAN ŞÜPHELİ: POLİS MEMURLARININ ADALET SARMALINDAKİ YALNIZLIĞI 01-01-1970 03:00 YAŞARKEN GÖRMEDİK SAYGIYI, ÖLÜNCE ÇİÇEK OLDUK MEZAR TAŞINDA 01-01-1970 03:00 BAŞKALDIRIYORUZ! 01-01-1970 03:00 AYASOFYA: KILIÇ HAKKINDAN MİLLETİN SECDE HAKKINA 01-01-1970 03:00 İSTANBUL’UN FETHİNDEKİ RUH VE KUTLU MÜJDE 01-01-1970 03:00 TÜRKLERLE SAVAŞMAYA CESARET EDEMEMEK 01-01-1970 03:00 HEM BİR ADIM ÖNDE, HEM DE GERİDEN GÖZLEYENLERİN ZAFERİ 01-01-1970 03:00 BİR YÜZYILLIK İHANETİN ENKAZI ÜZERİNDE SURİYE 01-01-1970 03:00 İYİLİĞİN VE GÜZELLİĞİN BUHRANI! 01-01-1970 03:00 CEHALETİN MAHZENİNDE AKLI ARAMAK 01-01-1970 03:00 DÜNYANIN EKSENİ TÜRKİYE’DEN GEÇİYOR 01-01-1970 03:00 BATI UYANIYOR, YA BİZ? 01-01-1970 03:00 ZAYIF MUHALEFETİN KADERİ 01-01-1970 03:00 HASTA ADAMDAN KÜRESEL DENGEYE: TÜRKİYE’Yİ MERKEZE TAŞIYAN LİDERLİK 01-01-1970 03:00 TARİHİ YAZANLARIN İZİNDE 01-01-1970 03:00 GÖRÜNMEYENİ GÖRME CESARETİ 01-01-1970 03:00 SUYUN HİKMETİ VE İNSANA AYNALIĞI 01-01-1970 03:00 TERÖRSÜZ TÜRKİYE GERÇEK OLDU 01-01-1970 03:00 DÜNYANIN TÜRKİYESİ VE ERDOĞAN 01-01-1970 03:00 TARİH TEKERRÜR EDİYOR 01-01-1970 03:00 HAKİKATİN ÜZERİNE ÖRTÜLEN SİYASİ PERDE 01-01-1970 03:00 EY GENÇ! SİLKİN VE KENDİNE GEL! 01-01-1970 03:00 CANIMIZ PAHASINA: TEK YÜREK, TEK VATAN 01-01-1970 03:00 ASLUHU NESLUHU: ASLI OLAN, ASLA DÖNER 01-01-1970 03:00 MEHMET AKİF ERSOY’U ANLAMAK 01-01-1970 03:00 Türkiye ve Pakistan’ın ebedi dostluğu 01-01-1970 03:00 İSTANBUL DEPREMİ 01-01-1970 03:00 İSLAM, YENİ BİR VATAN ARIYOR! 01-01-1970 03:00 DOSTLUĞUN KİMYASI HASIMLIKLA TEST EDİLİR 01-01-1970 03:00 Bir Çocuğun Hatırasında Kalan Cumhurbaşkanı: Turgut Özal 01-01-1970 03:00 İNSAN, İNSANA AYNADIR 01-01-1970 03:00 BİR GECEDE DONAN UMUTLAR 01-01-1970 03:00 KÜRSÜDE ZAFER, SOKAKTA TASFİYE 01-01-1970 03:00 BAŞLIKSIZ KALACAK BİR HAKİKAT 01-01-1970 03:00 TRUMP NİHAYET AMERİKA’YI BİTİRİYOR 01-01-1970 03:00 BOYKOT 01-01-1970 03:00 SÖZÜN BİTTİĞİ YER: SİYASETTE SEVİYE KAYBI 01-01-1970 03:00 SÖZÜN BİTTİĞİ YER: SİYASETTE SEVİYE KAYBI 01-01-1970 03:00 Recep Tayyip Erdoğan’ın 23 Yıllık Sınavı 01-01-1970 03:00 Ekrem İmamoğlu’nun diplomasının iptaline giden süreç 01-01-1970 03:00 Ekrem İmamoğlu’nun Diplomasının İptaline Giden Süreç 01-01-1970 03:00 SİYASETE CEMRE DÜŞTÜ 01-01-1970 03:00 SİZ KİMDEN YANASINIZ? 01-01-1970 03:00 Türkiye’de Muhalefete Bağlı Siyasi Boşluk 01-01-1970 03:00 AVRUPA BİRLİĞİ’NİN EŞİĞİNDE BEKLEYEN ÜLKE 01-01-1970 03:00 KONGREDE MALATYA YOK SAYILDI 01-01-1970 03:00 ADINDA AK IŞIĞINDA İSTİKBAL DİYEN AK PARTİNİN YENİ SINAVI 01-01-1970 03:00 Nush İle Uslanmayanın… 01-01-1970 03:00