Sonmanşet gazetesi Yazı İşleri Müdürü Sinem Hatun Davut’un moderatörlüğünü üstlendiği BUSABAH TV YouTube kanalında yayınlanan Bakış Açısı programına gazeteci Ali Aladağ konuk oldu. Programda beton firmalarının usulsüzlük yaptığı iddiası gündeme alınarak önemli değerlendirmelerde bulunuldu.
Konuyu değerlendiren Sinem Hatun Davut,
“Biz 6 Şubat gibi bir felaketi, bir kabusu yaşadık. Depremden almamız gereken dersler vardı ama öyle iddialar gündeme geliyor ki bazı beton firmaları ile ilgili, demek ki diyoruz, gerçekten de o gereken dersleri almamış mıyız diye kafamızda soru işaretleri beliriyor ister istemez. Bir beton firması, beton üretiminde hile yaptığı iddialarıyla bir inşaat firması tarafından mahkemeye veriliyor, bir dava süreci başlıyor. İddialar gerçekten çok vahim. Doğrudur veya değildir, o konuyla alakalı mahkeme karar verecek, yetkili merciler karar verecek ancak iki firma şu an davalık. Şu an olay tamamen yargı önünde, hukuksal boyutta devam ediyor süreç. Sadece bizi düşündüren boyut şu oldu; biz 6 Şubat gibi bir depremi hep beraber gördük. 11 vilayet etkilendi o depremden. En çok etkilenen illerden biriydi Malatya. Bu depremi yaşayan herkes artık şuna çok önem veriyor: Benim yaşadığım ev ne kadar güvenli? Şimdi beton kalitesinin çok önemli olduğunu biliyoruz. İşin uzmanlarıyla konuştuğumuzda Malatya için uygun olan betonun C35 olduğunu hep söylüyorlar. Şimdi Malatya'da bu konu neden önemli; birincisi Malatya üç tarafı faylarla çevrili bir deprem şehri, bunu bir kere kabul etmemiz gerekiyor. Geçmiş için yapacak hiçbir şeyimiz yok, gelecek için yapacak çok şeyimiz var. Biz bu yaşananlardan ders almalıyız, depremden sonra yapılan binalarımızı daha güvenli, depreme dayanıklı yapmalıyız. Şimdi bu beton firması ile ilgili iddialar gerçekten çok korkunç. Bu arada beton firması tarafından da bir açıklama yapıldı. Onlar da bu iddiaların asılsız olduğunu ifade ediyorlar. Bizi burada endişelendiren şu: Biz deprem şehriyiz, yarın bu yeni yapılan konutlarda standart dışı beton kullanılan binalar ne olacak? Yani aslında bir vebal bu. Herkesin elini vicdanına koyması gerekiyor. İnşaat firmalarının elini vicdanına koyması gerekiyor. ‘Ben usulüne uygun betonumu, demirimi, yapmam gerekenleri yapmalıyım’ demeliler. Özellikle inşaat alanında çalışan mimarı, mühendisi, şehir plancısı, müteahhidi hepsi dahil, beton firmaları hepsinin kendilerine sorması gereken soru şu olmalı: ‘Benim ürettiğim beton kaliteli mi, içime sindi mi, vicdanıma sindi mi?’ Biz o 6 şubatı yaşayan insanlar olarak dedik ki kıyamet kopuyor. İnsanlarımızı kaybettik. Birçok vatandaşımız sakat kaldı, uzuvlarını kaybeden vatandaşlarımız oldu. Çok acı çektik, o günler çok zor günlerdi. Lütfen özellikle inşaat alanında görev yapan insanlar, müteahhidi, inşaat mühendisi, teknikeri hiç fark etmiyor, beton firmaları lütfen elimizi vicdanımıza koyalım. Üç kuruş kazanacağız diye o malzemelerden çalıp çırparak bir şey yapmaya çalışmayalım. Ben genel konuşuyorum, kimseyi suçlamıyorum ama bunlara dikkat ettiğimiz sürece kazanan insanlık olacak. O zaman bırakın insanlık kazansın. Bu dünyada insanları üzerek, birilerinin ölümüne yol açarak, bir şeylerden kısarak kazanılan paranın da çok hayır getireceğini düşünmüyorum ben. Lütfen önce bir şeyler yaparken o yaptığınız eylem içinize sinsin. İçinize sinmiyorsa yanlış yoldasınız demektir. Umarız bu iddialar yalandır”
ifadelerine yer verdi.
“DAHA FAZLA DENETİM YAPALIM”
Ali Aladağ ise,
“Deprem öldürmez, binalar öldürür. Bir inşaat firması tedarik edilen betonda hile olduğunu gündeme taşıdı. Ardından karşılıklı açıklamalar, söylemler ve sonunda bu konu mahkemeye gitti. Mahkeme ne yapacak? Elbette mahkeme bilirkişi heyetini görevlendirecek. Bilirkişi heyeti eğer betonda hile varsa gereğini devlet yapar diyoruz yani bu konuda müthiş bir iddia var. Bu konuda iki firma arasındaki söylemler de devam ediyor, açıklamalar geliyor. Biz de diyoruz ki bu konu mahkemede, yani yargı karar verecek, hukuk adalet mercii karar verecek. Bunun ötesi yok. Biz bunların bir yanlış anlaşılma olmasını temenni ediyoruz, gerçek olmasına ihtimal vermek istemiyoruz. 100 milyon metreküp denilen miktar büyük bir miktar. Bu konuda mahkeme elbette o firmanın iddiası doğrultusunda bilirkişi heyetini görevlendirecek, bilirkişi heyeti de orada denetimini, araştırmasını yapacak. Konu hakkında kamuoyuna elbette bilgi verilecektir. Bu konuda şunu söylüyorum; şehrin neresinde olursa olsun her yanda bütün firmalar için bu geçerli: Lütfen ürettiğimiz her şey kaliteli olsun çünkü biz deprem şehriyiz. Bunun ne önüne geçebiliriz ne ardına geçebiliriz. Bunu sadece bu iki firma bazında da düşünmeyelim, daha fazla denetim yapalım. Mesela biz beton firmalarını sık sık denetleyelim, hangisinin olduğu, ismi önemli değil; A firması olur, B firması olur, C firması olur. Çünkü biz depremin acısını iliklerimize kadar yaşadık, hissettik. Bu şehri toparlamak o kadar zor oldu ki hala toparlanma sürecimiz devam ediyor. Büyük bir oranda toparlandık ama hala o toparlanma süreci devam ediyor, depremin yankıları, izleri Malatya'da hala devam ediyor. Özellikle buradan çağrımız olsun; bütün beton firmaları tek tek denetimden geçirilsin. Hiçbir beton firması böyle bir şeye cesaret edecekse bile edemesin”
sözlerine yer verdi.
“ANLIK KİŞİSEL ÇIKARLAR İLE KİMSENİN HAYATINI RİSKE ATMAYALIM”
Akabinde denetimlerin sıklaştırılması gerektiğini vurgulayan Sinem Hatun Davut, şöyle konuştu:
“O kadar sık denetimler yapılsın ki ya da tespit mi edildi, en ağır cezayı alsın, direkt kapatılsın, işine devam edemesin. Biz öyle cezalar verelim ki o yanlışı yaptığında işini kaybedeceğini bilsin, bu durumu göze alamasın. Denetimlerimizi sıklaştıralım, özellikle deprem bölgelerinde bunu daha fazla yapalım çünkü bunun acısını, faturasını Malatya yaşadı. Anlık kişisel çıkarlar, kişisel menfaatlerle kimsenin hayatını riske atmayalım, buna hakkımız yok. Hiç kimsenin hakkı yoktur. Öncelikle ben şu bardağı yaparken ne kadar içime siniyor, önce benim içime sinmeli yaptığım iş. Zaten benim içime sinmeyen bir işse, onun faturasını ben bir gün bir yerde öderim, bu herkes için geçerli. Gece başınızı yastığınıza koyduğunuzda vicdanım çok rahat kelimesini çok rahatlıkla kullanabilmeli bir insan. Bu ortaya atılan ilk iddia değil, ceza alan bir sürü beton firması oldu. Ben şunu da anlamıyorum; niye ibretiâlem olsun diye bir tane beton firması sonsuza kadar kapatılmıyor, niye devam ediyor işlerine? Bu gidiş ona gidiyor. Tamam, para cezası alıyor ama bir süre sonra yine devam ediyor. O yüzden bu alanlarda, inşaat alanında, beton alanında Malatya'da daha fazla denetim rica ediyoruz yetkili mercilerden.”
HANİFE SARI


