Nisan ayında yaşanan zirai don başta Malatya olmak üzere birçok ili etkiledi. Ancak diğer illere kıyasla Malatya’da son günlerde bir tarım krizi yaşanıyor. Zirai don afetinin üzerinden uzun bir zaman geçmesine rağmen herhangi bir destek ödemesinin yapılmaması, başta Yeşilyurt ilçeis olmak üzere birçok ilçede yaşanan sulama suyu sıkıntısı ve en son Yazıhan ilçesindeki tarım arazisine GES kurulması Malatyalı çiftçileri bezdiriyor. Malatyalı üretici, devletin ve yerel yönetimlerin ilgisizliği karşısında artık soruyor: “Tarımı biz mi bırakıyoruz, yoksa siz bizi tarımdan mı itiyorsunuz?”
Malatya ile birlikte birçok ilde etkilenen olan zirai donun ardından Tarım ve Orman Bakanlığı’nın gönderdiği heyetler bölgeyi gezdi, birkaç fotoğraf verdi, notlar aldı ve gitti. Ardından beklenen hiçbir şey gelmedi. Ne bir acil destek ödemesi açıklandı ne de zarar tespiti sonuçlandı. Fakat aynı süre zarfında dikkat çekici bir gelişme yaşandı: Yazıhan’ın Ambarcık Mahallesi’nde, verimli tarım arazilerine bir GES (Güneş Enerjisi Santrali) kurulmak istendi.
SİYASETÇİLER NEREDE? BÜROKRASİ NEDEN SESSİZ?
Krizin yaşandığı bunca hafta boyunca Malatya milletvekilleri ya da yerel yöneticilerden dikkat çekici bir açıklama gelmedi. Çiftçi yalnız bırakıldı. Tarım İl Müdürlüğü suskun, valilik ise sessiz. Vatandaş artık tepkili: “Bizim vekilimiz Meclis’te, bizim derdimiz bahçede. Bir araya gelmediler. Görmediler, duymadılar, konuşmadılar” ifadelerini kullanıyorlar. Mecliste zirai donun ardından kurulan komisyonda Malatya’dan iki milletvekili olmasına rağmen henüz desteklere ilişkin net bir açıklama olmaması Malatyalı üreticileri ümitsizliğe sürüklüyor.
MALATYA SUSUYOR, KÖYLÜ GÖÇÜYOR
Tarımı sürdüremeyen ve hükümetten de herhangi bir destek göremeyen çiftçiler ya göç ediyor ya da işsizliğe mahkum kalıyor. Köyler boşalıyor, bahçeler çoraklaşıyor. Üretim azalıyor, ama enerji ve inşaat projeleri artıyor. Tarımın yerini rant alıyor.
Malatya’da yaşananlar bir tarım şehrinde insanların tarımdan koparılış öyküsüdür. Bugün kayısıyı, yarın buğdayı, ertesi gün üzümü yitireceğiz. Ama asıl kaybettiğimiz şey sadece ürün değil: Toprağın bereketi, köylünün umudu, sofranın güvenliği. Tarımı ihmal eden, aslında geleceği imha eder.
Muhabir: MEHMET TEVFİK CİBİCELİ
