Sonmanşet gazetesi Yazı İşleri Müdürü Sinem Hatun Davut’un moderatörlüğünü üstlendiği BUSABAH TV YouTube kanalında yayınlanan Bakış Açısı programına konuk olan Malatya Gazeteciler ve Televizyoncular Cemiyeti (MGTC) Başkanı Mehmet Aydın, Söğütlü Hacı Bayram Camisi’ne yönelik çarpıcı açıklamalarda bulundu. Bu kapsamda kot tartışmaları ve daha fazlası ele alındı.

Konuyla alakalı şehrin bütüncül plan anlayışı yerine parça parça planlandığına vurgu yapan MGTC Başkanı Mehmet Aydın,
“Demek ki biz hiçbir şeyden ders almamışız değil mi? Deprem keşke olmasaydı, bir şehir dümdüz oldu, çarşı, Fuzuli, Saray Mahallesi nice yerler. Bu işin en büyük sorunu bir bütüncül şehir planlaması olmayışı, parça parça planladılar. Söğütlü Cami için ne diyorlar? Fuzuli ile İnönü Caddesiyle aynı kotta. Saray Mahallesi de farklı bir kotta. Birleşince kaçınılmaz olarak bir kot farkı oluşuyor. Demek ki parça parça planlamışlar, gelişi güzel. Bu şehrin sahibi yok defaatle dedik, sonra çıktı birileri ‘Bu şehrin sahibi var’ dedi. Bir kotu bile ayarlayamıyoruz! Söğütlü Camiyi konuştuk burada, mutlaka olması lazım, bu şehrin hafızası dedik, ne ettiler? Evet aldılar koydular. Biz dedik ki aslında sadece tabelası kaldı, Söğütlü Cami neredeydi, yeri aldınız buraya koydunuz. Bugün Söğütlü Caminin olması lazım diyen STK'lar, dernekler, insanlar neredeler? bakın çukura yaptılar. Sadece 9 tane dükkan, 2-3 basamak atılmasın diye 1,5 metre alta mahkum ettiler Söğütlü Camiyi ve orada 50-60 yıllık 10 tane de çınar ağacı kesilecek bir de o var”
ifadelerine yer verdi.
“İYİ BİR KENTSEL TASARIM KOORDİNASYONU YAPILSAYDI BU SORUNLARLA KARŞILAŞMAZDIK”
Aradaki kot farkından dolayı, Kuyumcular Çarşısı’nda yağmurun çok yağdığı zaman oluşan su göletinin benzerinin burada da yaşanacağını ifade eden Mehmet Aydın,
“Geçmişi hatırlayalım, yağmur aşırı yağdığı zaman, o Kuyumcular Çarşısı ne oluyordu? Su basıyordu bir göl havası oluşuyordu bugün aynısı Söğütlü Cami olacak. Orada bir meydan da olacak, o meydandan Söğütlü Cami 1,5 metre altta kalacak. Ne için? 8-9 dükkan için 2-3 basamak merdivenler çıkılmasın diye. Aslında o da değil, Murat Kurum demiş ki ‘Hiçbir dükkan merdivenli olmayacak.’ Sadece bakanın korkusundan. Hani camiye verdiğimiz değer? Hani ağaca verdiğimiz değer? Biz Söğütlü Camisinin hafızasını böyle mi koruyacağız? Mimarlar Odası karşı çıkıyor, bazı siyasetçiler diyor ki ‘Mimarlar Odası niye her şeye burnunu sokuyor?’ Mimarlar Odası futbolu mu konuşacak, anlamadım? Bu işin başında iyi bir kentsel tasarım koordinasyonu yapılsaydı var bu şehirle ilgili bütün bu yapıları yaparken bu sorunlarla karşılaşmazdık. Gelişi güzel yapmışlar. Niye biliyor musun, bu toplumu kale bile almıyorlar, değer bile görmüyoruz, bize bunu layık görüyorlar. Söğütlü Cami ve Yeni Cami ne olacaktı, bu şehrin odak noktası olacaktı değil mi? Böyle mi yapacaklar? Camiye kimler gider çoğunlukla, yani bir gerçektir, yaşlılarımız gider. Bu yaşlı insanlar orada 5-6 basamak, 7 basamak inip geri çıkacaklar sadece 9 tane ticari dükkan için bunu yapıyorlar. Siyasilerde bir ses var mı? Sorun oldu mu yoklar. Ama Ankara'da bir şey duyarlarsa gelip söylüyorlar. Bugün en azından Mimarlar Odası tarihe not düşüyor. Gelecekte ‘biz söylemiştik’ diyecekler”
şeklinde konuştu.
“BU ŞEHİR HATALARI ÇEKMEK ZORUNDA MI?”
“Bu şehir hataları çekmek zorunda mı?” diyerek sözlerine devam eden Mehmet Aydın,
“Sıfırdan bir şehir yapıyorsun, onu da hatalı yapıyorsun. Siz düşünemediniz mi bu kot farkını? Hiç mi planlama yapmadınız? Parça parça planlıyor, tuttu tuttu, tutmadı tutmadı. Bu lego da değil ki yanlış parçayı atalım, bir şehir yapıyorsunuz. Bu şehrin insanı buna layık mı? Kim yapıyor bu hesapları? Maalesef bu milletin yanında olan, tamam mı, bu şehrin sorunlarını bağıran çağıran, bu şehrin insanı için mücadele eden oda başkanları, dernek başkanları kalmadı. Ama önemli olan bu şehir, herkes gelip geçer bu şehirde. Bu şehirde yaşayan insanlar bu çukurda bizim insanımız gidecek namazını, ibadetini kılacak. Bu çukurda meydanlarda bizim insanlarımız oturacak. Bunun başka çaresi yok mu yani? 9 tane, 10 tane dükkan da iki basamak merdivenle çıksınlar. Bakan diyebilir. Bakandan o kadar korkuyordunuz zamanda düzgün yapsaydınız. Bu devletin, bu milletin parasıyla yapıyorsunuz, kim verecek bunun hesabını? Bu zararı kim ödeyecek? Bakın bir bütüncül planlama yok bu şehirde, tam o çıkıyor işte. Zamanında niye düşünemedik mesela biz bu problemin olacağını? Niye bu kot farkı çıktı? Ama ne diyorlar biliyor musun? ‘Bunlar unutulur’ diyorlar. Demek ki biz şimdi bu Malatya insanını tam tanımıyorlar, balık hafızalı zannediyorlar bizi. ‘Çabuk unuturlar’ diyorlar. Nerede siyasilerimiz nerede bu şehri yönetenler? Sıfırdan bir şehir yapıyorsun, planlama yok. Bu şehir hataları çekmek zorunda mı? Bu devlet yaptı, milletin yanında oldu, ev sahibi, dükkan sahibi yaptı kolay değil evet ama ihale verdiği müteahhitler neden yanlış yapsın? Bu şehri yönetenler neden buna müsaade etsin, neden bütüncül planlama olmasın, her şeyi Ankara mı yapacak, siz ne yapıyorsunuz bu şehirde? Valinin yanına giden bireysel menfaat için gidiyor, büyükşehir belediye başkanının yanına giden bireysel menfaat için gidiyor dernek başkanları, STK başkanları o, bu; siz şehir için mi zannediyorsunuz? İsmini ağzına almadığım dernekler ne iş yaptıkları belli değil, onu bunu ziyaret ediyorlar. Bu şehrin kendine gelmesi lazım, işte herkes kendi bireysel taleplerini konuşuyor. Kim ne amaçla geziyor buna bakalım. Takip etseler dolandırıcılıktan alacaklar bazı dernekleri. Önemli olan bu şehrin bir sorunu varsa, bir yanlış, bir hata yapılıyorsa, yanlışlıklar varsa onu söyleyebilmekte, onunla ilgili mücadele edebilmekte, yeri gelirse herkesle ters düşebilme cesareti olabilmekte. O cesaretin varsa, onun gibi insanlar çoğalırsa bu şehir düzelir”
diye konuştu.
HANİFE SARI


