Kadına karşı şiddetin önlenmesi ve ailenin korunması noktasında hukuki mekanizmaların nasıl işlediği, toplumun en çok merak ettiği konuların başında geliyor. Avukat Uğur Alakaş, özellikle ispat süreçlerinden KADES uygulamasının gücüne kadar pek çok teknik detayı Malatya Sonmanşet gazetesine yaptığı özel açıklamalarla şiddet mağdurlarına yol gösteriyor.

Alakaş, şiddet döngüsünden kurtulmak isteyen kadınların resmi makamlara başvurmaktan çekinmemesi gerektiğini belirterek sürecin barolar ve adli makamlarca titizlikle yürütüldüğünü ifade etti. Uzaklaştırma kararlarının alınması için mutlaka darp raporu gerekmediğini hatırlatan Alakaş, psikolojik baskı ve ısrarlı takibin de kanun kapsamında ağır yaptırımları olduğunu dile getirdi.

“ŞİDDET OLMADAN KORUMA BAŞLAR”

Kadına yönelik şiddetle mücadelede yasaların koruyucu gücüne dikkat çeken Avukat Uğur Alakaş, 6284 sayılı kanunun temel mantığını özetleyerek, “Bu kanun, şiddet mağdurunu hızlı şekilde korumayı amaçlar. Uzaklaştırma kararı için fiziksel hasar şart değildir; şiddet tehlikesi, tehdit veya psikolojik baskı durumunda da mahkemeler ve kolluk kuvvetleri derhal koruma tedbirleri alabilir” ifadelerine yer verdi.

“PSİKOLOJİK VE EKONOMİK ŞİDDET NASIL İSPATLANIR?”

Kapalı kapılar ardında yaşanan şiddetin ispatı konusundaki endişelere değinen Alakaş, mahkemelerin geniş bir perspektifle hareket ettiğini belirterek, “İspat sadece tanıkla sınırlı değildir. WhatsApp kayıtları, ses kayıtları, banka hareketleri ve sosyal hizmet raporları birlikte değerlendirilir. Özellikle koruma kararlarında kesin delil aranmaz; şiddet ihtimalinin varlığı tedbir kararı için yeterlidir” diye konuştu.

“KADES İHBARI YARGILAMADA ÖNEMLİ VERİ OLUŞTURUR”

KADES uygulamasının her kadının telefonunda olması gerektiğini vurgulayan Alakaş, uygulamanın hukuki değerini açıklayarak, “KADES ihbarı, olayın ilk kayıt altına alındığı kolluk tutanağına dönüşür ve yargılamada çok önemli bir veri oluşturur” şeklinde konuştu.

Ayrıca ısrarlı takibin 2022'de müstakil bir suç haline geldiğini hatırlatan Alakaş, “Sürekli mesaj ve aramayla rahatsız etmek artık Türk Ceza Kanunu kapsamında bir suçtur ve kişilerin huzurunu bozmak suçundan şikâyet konusu edilebilir” ifadelerini kullandı.

"KRAVAT İNDİRİMİ DEVRİ KAPANIYOR MU?”

Kamuoyunda "kravat indirimi" olarak bilinen iyi hal indirimlerinin artık otomatik uygulanmadığını belirten Alakaş, güncel yargı eğilimini anlatarak, “Yüksek mahkeme kararlarıyla birlikte bu indirimlerin otomatik uygulanmayacağı vurgulanmıştır. Özellikle kadına yönelik şiddet dosyalarında mahkemeler artık çok daha sınırlı ve gerekçeli bir yol izlemektedir” dedi.

“ŞİKAYET GERİ ÇEKİLİRSE DAVA DÜŞER Mİ?”

Şiddet dosyalarında kamu davasının önemine vurgu yapan Alakaş, “Kadına yönelik birçok şiddet suçu şikayete bağlı değildir; mağdur şikayetini geri çekse bile kamu davası devam eder. Devlet, gerekli gördüğü takdirde koruma tedbirlerini sürdürmeye devam edebilir” uyarısında bulundu.

Saldırganı yaralayan veya öldüren kadınların hukuki durumu hakkında ise Alakaş, “Türk Ceza Kanunu’ndaki meşru müdafaa kavramı, haksız bir saldırıya karşı zorunlu güç kullanımını içerir. Eğer eylem saldırıyı durdurmak için orantılıysa ceza verilmez; ancak her olay kendi özel şartları içinde, saldırının ağırlığına göre detaylıca incelenir” açıklamalarına yer verdi.

Muhabir: SİNEM HATUN DAVUT