Bir dizi temas ve incelemelerde bulunmak için Malatya’ya gelen İYİ Parti Genel Başkanı Müsavat Dervişoğlu, 6 Şubat depremlerinde yıkılan Yeşilyurt İlçe Milli Eğitim Müdürlüğü önünde bir basın açıklaması gerçekleştirdi.

Depremin üzerinden 22 ay geçtiğini vurgulayan Müsavat Dervişoğlu, 6 Şubat depremlerinde Malatya’da 35 bin 680 binanın hasar gördüğünü, 27 bin 500 bağımsız işyeri ve ofisin de kullanılamaz hale geldiğinin altını çizdi.

“SON DERECE CİDDİ BİR İSTİHDAM KAYBI VAR”

6 Şubat depremlerinden sonra 102 bin 620 kişinin ikametini başka illere aldığını söyleyen Dervişoğlu, “Şu anda 120 bin vatandaşımız konteynerlerde yaşamaya devam ediyor. Malatya’nın 133 bin bağımsız konuta ihtiyacı var. Ancak şu ana kadar teslim edildiği söylenen konut sayısı 19 bin 751. Ama bunlar henüz tamamlanmamış, bitmemiş konutlar. Kuralar çekiliyor sanki teslim edilmiş gibi gösteriliyor. 3 bin 500 esnafımız 21 metrekarelik konteynerlerde var olma mücadelesi veriyorlar. TÜİK’in açıkladığı resmi rakamlara göre deprem sonrası Malatya’dan 102 bin 620 kişi ikametini başka yerlere taşımış. Organize Sanayi Bölgesi depremde çok fazla zarar görmemiş, Çalışma Bakanlığının verilerine göre de son derece ciddi bir istihdam kaybı var. Malatya’mızda özellikle Organize Sanayi Bölgesinde acilen beyaz yakalı personele ihtiyaç olduğu ifade ediliyor. Organize Sanayi Bölgesindeki personel sorununu, üretim kapasitesini ve şehrimizin ihracatını olumsuz yönde etkileyen amillerin ortadan kaldırılması talep ediliyor. Deprem öncesi 455 milyon dolar olan ihracat 392 milyon dolara düşmüş. 2024 yılına bakıldığında bu yılın ilk 9 ayında geçen yılın aynı dönemine göre yüzde 10 artış ile 303 milyon 55 bin dolarlık ihracat gerçekleşmiş. Bu rakamların hepsini Ticaret Odası'nda yapacağımız görüşmelerde yeniden ele alacağız. 6 Şubat depreminden bugüne kadar Malatya'da kapatılan şirket sayısı 527, kurulan şirket sayısı da bunun çok üzerinde. Vatandaşlarımızın talepleri, beklentileri var. SGK ve Bağ-Kur prim ödemelerinin mücbir sebep üzerinden süresiz uzatılması isteniyor. Çünkü bunlar kamu alacakları ve sosyal güvenlik kurumlarının primleri, vatandaşın canını kaybettiğini, malını kaybettiğini ve ticari faaliyetlerini doğru bir biçimde sürdüremediğini düşünürsek devletin de burada bir vergi kaybını göze alması gerektiğinin altını çizmek istiyorum” şeklinde konuştu.

“BURASI BİR AFET BÖLGESİ”

Yerinde dönüşüm için verilen hibe ve kredi desteklerinin yetersiz olduğunu dile getiren Dervişoğlu, “Rezerv alan dışında kalan imarlı parsellerde yerinde dönüşüm için verilen 750 bin lira kredi ve 750 bin liralık hibe ki bu çok zor gerçekleşiyor ama buna rağmen beklentiyi ve ihtiyacı karşılamıyor. Deprem bölgesindeki vatandaşlarımızla görüştüğümüzde bunların en az toplam 2,5 milyon liraya çıkarılması talebini kamuoyunun huzurunda açıklıyorum. Küçük ve orta ölçekli işletmelerin daha hızlı bir biçimde ayağa kaldırılabilmesi için burada faizsiz ve uzun vadeli kredilerin yaşama geçirilmesi lazım. Burası aynı zamanda bir sanayi kenti. Dolayısıyla buraya pozitif ayrımcılıkların uygulanması gerekiyor. Bölgedeki ticari faaliyetlerin yerine getirilebilmesini ve Malatya'ya yakışır hale ulaştırılabilmesi için de burada teşvik uygulamalarına ihtiyaç duyulduğu ifade ediliyor. Her türlü kamu borçlarını faizsiz olarak taksitlendirmek için 6183 sayılı Amme Alacakları Kanunun tahsili usulü hakkındaki kanuna göre 50 bin lira ve üzeri borçlar için teminat istenmektedir. Büyük depremler yaşamış ülkemizde ve Malatya'mızda iş yeri yıkılarak tüm sermayesini kaybetmiş firmaların teminat gösterebilmesi imkansız hale gelmiş. Dolayısıyla bu teminat şartının da ortadan kaldırılması isteniyor. Burası bir afet bölgesi dolayısıyla bu bölgede yapılması icap eden iş ve işlemlerin hızlıca yerine getirilmesi lazım. 2 günlük gezimde gördüm ki vatandaş beklentilerine karşılık bulamıyor. Konteyner kentlere olan hizmet de ziyadesiyle azalmış. Bazı yerlerde kuyu suyu kullanıldığı için insan sağlığını tehdit eden birtakım hastalıkların da olabileceği ifade ediliyor. Bütün bunlar Malatya'nın problemleri. Biz buraya bu problemleri yerinde görelim, tespit edelim, ondan sonra da bu problemlerin çözülebilmesine katkı sağlayabilmek için geldik.  Hem Türkiye Büyük Millet Meclisi kürsüsünden bunları ifade edeceğiz hem de deprem bölgesinin ve Malatya'nın sorunlarını kamuoyuyla paylaşacağız. Çözümü noktasında da önemli katkılar sağlamaya gayret sarf edeceğiz” ifadelerine yer verdi.

Türkiye gündemine ilişkin değerlendirmelerde de bulunan Dervişoğlu, “Türkiye'de önemli şeyler oluyor. Türkiye'nin sınırlarında da önemli şeyler oluyor. Türkiye Cumhuriyeti Devleti'nin Cumhurbaşkanı Sayın Recep Tayyip Erdoğan 9 Aralık günü bir açıklamada bulunmuş. Özellikle Suriye'deki Esad rejiminin sona erdiğini ifade etmiş. Halep, Hama, Humus ve Şam'ın Türkiye'nin asıl sahipleri tarafından ele geçirildiğini ifade etmiş. Bu son derece tehlikeli ve mahsurlu bir cümledir. Türkiye'nin hiçbir ülkenin toprağında gözü yoktur. Türkiye'nin sahibi büyük Türk milletidir. Suriye'deki gelişmeler, Türkiye'nin asıl sahipleri tarafından gerçekleştirilmiştir diye düşünülüyorsa bu son derece tehlikelidir. Türkiye'nin gerçek sahipleri kimdir? Türkiye'nin gerçek sahibi 85 milyon Türk vatandaşıdır. Egemenlik de onundur. O büyük milletindir. Türkiye'nin gerçek sahibi batılı emperyalistler değildir. Türkiye'nin gerçek sahibi PKK, PYD, YPG hiç değildir. Herkes ağzından çıkan lafa dikkat etmelidir” açıklamasında bulundu.

Muhabir: MEHMET TEVFİK CİBİCELİ