Malatya Sonmanşet Gazetesi Yazı İşleri Müdürü Sinem Hatun Davut’un sunduğu BUSABAH TV ekranlarında yayınlanan “Haftanın Nabzı” programına İnönü Üniversitesi Turgut Özal Tıp Merkezi Kardiyoloji Anabilim Dalı Başkanı Prof. Dr. Hasan Pekdemir konuk oldu. Pekdemir, programda Sinem Hatun Davut ve Yenimalatya.com.tr muhabiri Onay Ozan’ın sorularını yanıtlayarak kalp hastalıkları ve kalp kriziyle ilgili önemli açıklamalarda bulundu.
Programda göğüs ağrısının griple ya da soğuk algınlığıyla karıştırılmaması gerektiğini vurgulayan Pekdemir, özellikle atipik ağrıların da dikkate alınması gerektiğini söyledi.
“GÖĞÜS AĞRISI HER ZAMAN BİR ACİLDİR”
Pekdemir, “Göğüs ağrısı her zaman bir acildir. Göğüs ağrınız var ve şüphelendiniz, mutlaka bir kardiyoloğa gözükün” dedi. Atipik göğüs ağrılarının da ciddi kalp hastalıklarının habercisi olabileceğini belirten Pekdemir, 45 yaş üstü hastalar üzerinde yapılan değerlendirmelerde, tipik olmayan ağrıya rağmen önemli oranda kalp hastalığı tespit edildiğini ifade etti.
“AĞRI KESKİN DEĞİL, BASKI VE SIKIŞMA ŞEKLİNDE OLUR”
Kalp krizinin öncü belirtilerinden biri olan anjina pektoris hakkında da bilgi veren Pekdemir, ağrının çoğu zaman keskin ve noktasal olmadığını söyledi. Pekdemir, kalp kaynaklı ağrıyı şöyle tarif etti:
“Göğsün sol tarafında olur, lokalize edemezsiniz. Keskin bir ağrı değildir. Sanki birisi sizi sıkıyormuş, üzerine baskı yapıyormuş, sanki birisi üstüne oturmuş, sanki mengeneye almış sizi sıkıyormuş hissi oluşturur.”
Bu ağrının çeneye, kolun iç yüzüne ve mide bölgesine yayılabileceğini belirten Pekdemir, nadiren sırt bölgesinde ve sağ kolda da hissedilebileceğini söyledi. Özellikle yürümek, merdiven çıkmak, soğuk havada hareket etmek veya ağır yemek yemek gibi durumlarda ortaya çıkan ve dinlenmekle geçen ağrıların dikkate alınması gerektiğini kaydeden Pekdemir, bunun kalp damar hastalığının önemli bir işareti olabileceğini ifade etti.
“10-15 DAKİKAYI GEÇİYORSA KALP KRİZİ OLABİLİR”
Pekdemir, göğüs ağrısının şiddetli şekilde devam etmesi, bulantı, kusma ve soğuk terleme gibi belirtilerin eşlik etmesi durumunda ise tablonun çok daha ciddi olduğunu vurguladı. “Bu başladı ve çok şiddetli bir şekilde devam ediyor, beraberinde bir bulantı kusma da var, beraberinde soğuk bir terleme de oluştu ve bu ağrı 10-15 dakikanın üstüne çıktığı zaman artık siz akut koroner sendrom dediğimiz kalp krizi geçiriyorsunuz” diyen Pekdemir, bu durumda vakit kaybetmeden sağlık ekiplerine ulaşılması gerektiğini söyledi.
“KENDİ İMKÂNLARINIZLA GİTMEYİN, 112’Yİ ÇAĞIRIN”
Kalp krizinden şüphelenilen durumlarda hastanın kendi aracıyla ya da taksiyle hastaneye gitmesinin ciddi risk taşıdığını belirten Pekdemir, özellikle ambulansla naklin hayati önem taşıdığını vurguladı. Pekdemir, “Böyle bir ağrı sahibi olanların kendileri gitmek yerine 112 ile özellikle gitmelerini tavsiye ediyoruz” şeklinde konuştu. Ambulans ekiplerinin yolculuk sırasında oluşabilecek kalp durması veya ölümcül ritim bozukluklarına müdahale edebilecek donanıma sahip olduğunu ifade eden Pekdemir, “Böyle bir ağrınız olduğu zaman, kalp krizinden şüphelendiğiniz zaman siz kendi imkânlarınızla gitmeye çalışmayın, 112’yi çağırın, 112 sizi götürsün” uyarısında bulundu.
“EKG’NİN NORMAL OLMASI HASTANIN NORMAL OLDUĞU ANLAMINA GELMEZ”
Kalp krizlerinin her zaman belirti vermediğine de dikkat çeken Pekdemir, bazı hastalarda ilk belirtinin ani ölüm olabileceğini söyledi. Pekdemir, “Yüzde 10-20 hastada ilk belirti ani ölüm olabilir” ifadelerini kullandı. Özellikle diyabet hastaları ve bazı yaşlılarda “sessiz iskemi” görülebileceğini belirten Pekdemir, kalp damarında ciddi bir tıkanıklık olmasına rağmen hastanın ağrı hissetmeyebileceğini kaydetti. Şeker hastalarında göğüs ağrısı yerine daha önce olmayan nefes darlığı ve çabuk yorulmanın kalp hastalığının işareti olabileceğini belirten Pekdemir, bu belirtilerin de anjina eşdeğeri olarak değerlendirildiğini söyledi. Kalp krizinde EKG'nin her zaman kesin sonuç vermeyebileceğini de belirten Pekdemir, “Kalp krizi geçirenlerin yüzde 10’unda, 20’sinde çekilen EKG normal olabilir. EKG’nin normal olması da hastanın normal olduğu anlamına gelmez” dedi. Pekdemir, bu nedenle hastanın şikâyetlerinin ve ağrıyı nasıl tarif ettiğinin büyük önem taşıdığını vurguladı.
“ŞEKER HASTALARINI KALP HASTASI KABUL EDİYORUZ”
Diyabetin kalp damarları açısından en önemli risk faktörlerinden biri olduğunu belirten Pekdemir, şeker hastalığının yalnızca kan şekeriyle sınırlı bir hastalık olmadığını ifade etti. “Şeker hastalarının ölüm sebebinin yüzde 80’i kalp dolaşım sistemi hastalıkları nedeniyle oluşuyor” diyen Pekdemir, diyabetin göz, böbrek, kalp, bacak ve beyin damarlarını etkileyebildiğini söyledi. Pekdemir, “O yüzden biz şeker hastalarını kalp hastası kabul ediyoruz, koroner arter hastası kabul ediyoruz” ifadelerini kullanarak, diyabet hastalarının kan şekeri kadar kolesterol ve tansiyon değerlerini de kontrol altında tutmaları gerektiğini vurguladı. Kalp hastalıklarının artık daha genç yaşlarda da görülebildiğine dikkat çeken Pekdemir, bunun tek bir nedene bağlanamayacağını söyledi. Beslenme alışkanlıklarının değişmesi, hareketsiz yaşam ve obezitenin artmasının kalp hastalıkları açısından önemli riskler oluşturduğunu belirten Pekdemir, genç yaşta spor sırasında meydana gelen ani ölümlerde ise doğuştan gelen yapısal kalp hastalıklarının araştırılması gerektiğini ifade etti. Özellikle hipertrofik kardiyomiyopati, doğuştan kapak hastalıkları ve bazı ölümcül ritim bozukluklarının önceden tespit edilebileceğini belirten Pekdemir, ailede kalp hastalığı veya ritim bozukluğu öyküsü bulunması hâlinde gençlerin taranmasının önemine dikkat çekti. Pekdemir, kalp krizinin genç yaşlara da indiğini belirterek, özellikle tip 1 diyabeti bulunan veya genetik olarak yüksek kolesterole yatkın gençlerin risk altında olabileceğini söyledi.
“AŞILARIN KALP HASTALIĞINI ARTIRDIĞINA DAİR BİLİMSEL VERİ YOK”
Pandemi döneminde uygulanan aşıların kalp hastalıklarını artırdığı yönündeki iddialara da değinen Pekdemir, bu konuda bilimsel olarak ortaya konmuş bir veri bulunmadığını belirtti. “Literatürde özellikle pandemi döneminde yapılan aşıların kalp hastalıklarını artırdığına dair bir veri, dokümente edilmiş bir veri yok. Genellikle bunlar magazin haberleri” diyen Pekdemir, buna karşılık enfeksiyonların kalp hastalıkları üzerindeki etkisinin göz ardı edilmemesi gerektiğini söyledi. Gribal enfeksiyon dönemlerinde kalp hastalıklarının arttığını belirten Pekdemir, özellikle ağır enfeksiyonların damar yapısını etkileyebildiğini ve pıhtılaşma riskini artırabildiğini ifade etti. Aşıların toplum sağlığı açısından önemine de dikkat çeken Pekdemir, “Aşılar mutlaka olmalı, aşılar yapılmalı” cümlelerine yer verdi. Malatya’nın sağlık altyapısı açısından önemli bir konumda olduğunu belirten Pekdemir, özellikle İnönü Üniversitesi’nin köklü ve kurumsallaşmış yapısının kent için önemli bir avantaj olduğunu söyledi. Pekdemir, Malatya’nın sağlık alanındaki imkânlarını değerlendirirken, “İnönü Üniversitesi gibi köklü, kurumsallaşmış bir yapının olması çok önemli. O yönden Malatya biraz şanslı” ifadelerini kullandı. Doğuştan ciddi kalp hastalığı bulunan çocukların tedavisinde ise ileri düzey çocuk kalp cerrahisi gerektiren vakaların, deneyimin yoğun olduğu İstanbul ve Ankara’daki belirli merkezlere yönlendirildiğini belirten Pekdemir, bu tür operasyonların yüksek düzeyde uzmanlık ve sürekli deneyim gerektirdiğini kaydetti.
HANİFE SARI
