Gazeteci Berkman Dulcan ve Malatya Sonmanşet gazetesi Yazı İşleri Müdürü Sinem Hatun Davut’un sunduğu BUSABAH TV YouTube kanalında yayınlanan “Haftanın Nabzı” programında Cumhuriyet Halk Partisi Malatya İl Başkanlığında yaşanan olaylar ve daha fazlası geniş bir açıdan bakılarak değerlendirildi.

Konuyu değerlendiren ve
“CHP'nin kendi iç dünyasında çok ciddi bir kriz, çok ciddi bir kavga var” diyen Sinem Hatun Davut, “CHP Malatya İl Başkanlığından Barış Yıldız görevden alındı. Yerine Hakan Satılmış Cumhuriyet Halk Partisi Malatya il başkanı olarak getirildi. Şimdi CHP Malatya İl Başkanlığı görevine atanan Hakan Satılmış ve beraberindeki yeni yönetim il binasının teslim edilmemesi üzerine gece saatlerinde çilingir yardımıyla binaya girerek görevi devr aldı. Yaşanan gelişmelerin ardından eski CHP yönetimi ise duruma tepki gösterdi. Yapılan açıklamalarda mazbatası olmayan nasıl il başkanı oluyor? Anayasal hakkı olan kişi kendi yerine nasıl giremiyor? şeklinde CHP eski yönetimi duruma tepki gösterdi. Şimdi bakın, bir evin içinde kavga oluyor. Hepsi aynı aileden. Çok üzücü gerçekten. Yani bu insanların hepsi Cumhuriyet Halk Partisi'nden. Yani Barış Yıldız Cumhuriyet CHP'li ise Hakan Satılmış da CHP'li. Yani AK Partili değil, MHP'li değil, anahtar partiden değil, ne bileyim diğer partilerden değil. CHP'nin kendi iç dünyasında çok ciddi bir kriz, çok ciddi bir kavga var. Bir keresinde sonuçta kökende ortak nokta olarak hepsi CHP'li değil mi? Çok tuhaf değil mi?”
ifadelerine yer verdi.
“NEDEN PARTİLİLERİ KARŞI KARŞIYA GETİRİYORSUNUZ?”
Konuyla alakalı “Sanki Malatya'da siyaset yeniden dizayn ediliyor” diyen Berkman Dulcan ise,
“Şimdi hani balık baştan kokar diye bir ata sözümüz var bu sözü çok severim. 2-3 gün önce mutlak butlan ile partinin genel başkanlığına gelen Kemal Kılıçdaroğlu yaptığı açıklamada aynen şunu söylüyor. ‘Bu partinin mutlak butlanı bu partinin başına bela eden kim varsa ondan hesap soracağım’ diyor. Fıkra bu kadar aslında. Yani fıkrayı bundan daha uzatmaya gerek yok. Sonra dönüyor, açıklama yapıyor. Diyor ki, ‘Türkiye Büyük Millet Meclisi'nde siyah poşet içerisinde 250 bin dolar para bulundu’ ve Veli Ağbaba'yı suçluyor bunun üzerine. Yine, Sayın Kurtulmuş, Meclis Başkanı bunu yalanlıyor. ‘Böyle bir poşetin bulunmadığını, olmadığını’ beyan ediyor. Kemal Kılıçdaroğlu tekrar iddia ediyor. ‘Böyle bir şey bulundu’ diye. Numan Kurtulmuş yine ‘yok’ diyor. Veli Ağbaba bunun üzerine açıklama yapıyor. Diyor ki ‘bunu ispatlasınlar Malatya'da meydanda kafama sıkarım’ diyor direkt. Yani iş bu noktaya kadar geliyor. Daha da ilginci, işte birkaç gündür özellikle, Cumhuriyet Halk Partisi'nde, ilçe, başkanları sürekli partiye gelip gidiyor. Barış Yıldız'ın yanında olduklarını söylüyorlar ve çok ilginçtir, sanki yangından mal kaçırır gibi Türkiye'de demokrasi adına şahit olmak istemediğimiz bir olay yaşanıyor ki, tasvip etmediğimiz bir olay. Gece yarısı çilingir eşliğinde partiye geliniyor. Kapı açılıyor ve parti il binası teslim alınıyor diyelim. Çok ilginçtir. Keşke ama keşke kendini CHP il başkanı olarak gösteren Hakan Satılmış daha doğrusu Kemal Kılıçdaroğlu tarafından atanan Satılmış ve ekibi bu ve benzeri olayları seçim zamanında oy pusulalarına sahip olarak yapsalardı şu an en azından ikinci milletvekili de kendilerinden çıkmıştı. Yine aynı şeyi keşke Barış Yıldız da yapsaydı, Veli Ağaba da yapsaydı. Demokrasi diye bağırırken, demokrasi yaygarası koparılırken seçimlerde keşke oy pusulalarına sahip çıkabilselerdi. Ama gelinen noktada o kadar garip ki sanki Malatya'da siyaset yeniden dizayn ediliyor. Malatya'da siyaset yeniden dizayn edilirken bu CHP ile başlıyor. İşte Veli Ağbaba'nın ilk olarak hiçbir şekilde savunma hakkı kendine verilmeksizin kendine savunma mekanizması devreye sokulmadan partiden ihraç edilmesi Cumhuriyet Halk Partisi milletvekilliğinden düşürülmesi, şu an bağımsız bir milletvekili olması çok daha gariptir ki Cumhuriyet Halk Partisi binasının yani şu anki binanın dün gece Çilingir yardımıyla ele geçirilen bina Veli Ağbaba tarafından partiye hibe edilmiş bir yer. Partiye verilmiş bir yer. Keşke ama keşke hani bu kadar şey yapıyoruz ya Veli ağbaba'yı sahtekarlıkla suçluyoruz veya suçluyorlar. Şunu yapıyorlar, bunu yapıyorlar. O zaman Kemal Kılıçdaroğlu'na şunu sormak gerekiyor. Hani ‘Biz aklanacağız. Biz bundan sonra yolumuza düzgün devam edeceğiz. Biz haram yemeyeceğiz.’ diyor ya. O zaman Veli Ağbaba'dan aldığın il binasını tekrar Veli Ağbaba'ya teslim etsene. Yani bir taraftan bu işlemleri yaparken diğer taraftan suçladığın adamın sana hediye ettiği binayı kullanıyorsun. Şu an Hakan Satılmış da çok iyi bir Cumhuriyet Halk Partili gençlik kollarından beri. Barış Yıldız da çok iyi bir Cumhuriyet Halk Partili gençlik kollarından bu yana. Neden partilileri karşı karşıya getiriyorsunuz?”
şeklinde konuştu.
“AMACINIZ ZİRVEYE ÇIKMAKSA BU KAVGALARLA İŞİNİZİN OLMAMASI LAZIM”
Yaşananların yersiz bir kavga olduğuna ve bu durumun Cumhuriyet Halk Partisi'nin tamamına çok ciddi zarar vereceğini ifade eden Sinem Hatun Davut,
“Bu kavga bu yaşananlar kendi partinin, kendi içinde olması çok tuhaf. Yani şimdi Barış Yıldız CHP'li ise Hakan Satılmış da Cumhuriyet Halk Partili o da emek verdi. Ama şu an bu kavga sadece bu kişilere değil Cumhuriyet Halk Partisi'nin tamamına çok ciddi zararlar verecek. Çok yersiz bir kavga. Ya sizin amacınız eğer Cumhuriyet Halk Partisi'ni zirveye çıkarmaksa zaten sizin bu kavgalarla işinizin olmaması lazım. Demek ki burada koltuk hırsı var. Ben oradan kalkmayacağım. Hayır o oturmayacak. Ben öyle yorumluyorum. Yani kimse o koltuktan kalkmak istemiyor. Vay efendim bize şöyle yapıldı. Vay efendim bize böyle yapıldı. Vay şöyle oldu. Böyle oldu. Yani şimdi şöyle bir durum var. Eğer buradaki bu insanların aynı çatı altındaki bu insanların ortak noktası ne? Siyasi görüşlerinin aynı olması. Eğer dertleri, heyecanları, enerjileri sadece partiyi zirveye çıkarmaksa biz bugün CHP'deki bu tabloyu görmememiz gerekiyordu. Yani çilingir yardımıyla binaya girilme, işte eylemler, yapılan açıklamalar birbirlerine verilen o ona cevap veriyor, öbürü diğerine cevap veriyor. Yani gerçekten yaşananlar Atatürk'ün kurmuş olduğu Cumhuriyet Halk Partisi'ne kesinlikle yansıtmıyor. Kesinlikle bu yaşananların hiçbirisi Cumhuriyet Halk Partisi'nin kökeniyle alakası yok. Cumhuriyet Halk Partisi tamamen özünden, değerlerinden, Atatürk'ün çizmiş olduğu o misyondan, vizyondan tamamen uzaklaşmış durumda. Yani şu an Cumhuriyet Halk Partisi'nin Atatürk'ün kurmuş olduğu Cumhuriyet Halk Partisi ile herhangi bir uzaktan veya yakından alakası yok. Burada Cumhuriyet Halk Partisi'nin zirveye çıkmasını kimsenin önemsemediğini çok net bir şekilde görüyoruz. Burada parti içindeki aynı siyasi görüşteki insanlar birbirleriyle kavga ediyorlar, sürekli tartışma halindeler. O onu kabul etmiyor, bu bunu kabul etmiyor. Hani bir zamanlar AK Parti'ye çok eleştiri vardı ya Cumhuriyet Halk Partisi kanadında. İşte ‘AK Parti kendi içinde birbirlerini sevmiyorlar, birbirleriyle anlaşamıyorlar’ diye. En azından AK Parti'nin bir üslubu var. Kendi aralarında anlaşamıyor olsalar da kavga etmiyorlar. Seslerini çıkarmıyorlar, partimizdir, bizim arkadaşımız deyip o üslubu, o saygıyı, o kimliği koruyabiliyorlar. Şu an Cumhuriyet Halk Partisi'nde yaşananlar yaşananları bir çocuğa sorun. Bunlar ne yapıyor der. Yani yakışmıyor. Gerçekten yakışmıyor. Yeni bir partinin kurulacağını gösteren bir tablo var gidişatta”
diye konuştu.
“PARTİ HER AN BÖLÜNEBİLİR”
Partinin her an bölünebileceğine dikkat çeken Berkman Dulcan da son olarak şunları kaydetti:
“Şimdi Kemal Kılıçdaroğlu için konuşayım. ‘20 seçime girmişsin, kaybetmişsin. Halen diyorsun ki ben bu ülkeyi düşünüyorum. Bu ülke için sonuna kadar mücadele etmeye razıyım’ diyorsun. Buna sence kim inanır? Şimdi tamam ağırlık olabilir de taş yerinde ağırdır. Sen şimdi ben yapmıyorum deyip bıraksaydın gerçek manada kayyum atansaydı ve onlar seçime götürmek durumunda kalacaktı. Her halükarda Cumhuriyet Halk Partisi'nin başına bu kadar şey gelmeyecekti. 100 yıllı yakın bir zamanı devirmiş bir parti, demokrasinin beşiği olarak adlandırılan Mustafa Kemal Atatürk'ün kurduğu, İsmet İnönü'nün, Refik Oktay’ların birçok kişinin adıyla şanıyla yürüyen Cumhuriyet Halk Partisi şu an anıldığı şeye bakalım çok ilginç. Mutlak Butlan'la anılıyorsun. Parti her an bölünebilir. Bir sonraki seçime giremeyebilir. Halen birileri ortalıkta çıkmış ‘ben bu partiyi temizleyeceğim’ diyor. Ya partiyi temizlemek için öncelikle kendini temizlemen gerekiyor. Şimdi CHP'ye geliyorsun yani Kemal Kılıçdaroğlu'na bakıyorsun. İlk başta herkes kendisini Bülent Ecevit gibi görüyordu. Gandhi olarak yorumluyordu. Adalet için yürüyüşünde herkes destek veriyordu. Şimdi adalet için yürüyorum dese kaç kişi yanında olur? Kendi çekirdek tayfası haricinde yani bir ağırlığın varken bu ağırlığı koruman gerekiyordu. Neden bu noktaya getirdin partiyi diye sormak gerekiyor.”
HANİFE SARI

