2025-26 eğitim- öğretim yılı sona erdi. Bu kapsamda Malatya’da 147 bin 22 öğrenci karne aldı.

Düzenlenen karne töreninde konuşan Malatya İl Millî Eğitim Müdürü Behçet Bakır,

“2025-26 eğitim öğretim yılında ilimizde öğrenim gören 153 bin 430 öğrencimizden 147 bin 22'si bugün karne almaya hak kazanmıştır. Bu büyük eğitim ailesi 877 okulumuzda 13 bin 136 öğretmenimizin özverili çalışmalarıyla çocuklarımızı sadece akademik başarıya değil aynı zamanda ahlakı, vicdanı, merhameti ve sorumluluğu güçlü bireyler olarak yetiştirme ideali taşımaktadır”

ifadelerine yer verdi.

EYLÜL AYINDA 23 YENİ OKUL DAHA HİZMETE AÇILACAK

6 Şubat depremleri sonrası eğitim ve öğretim alanında kentte yapılan çalışmalara da değinen Behçet Bakır,

“Deprem sonrasında ilimizde 77 yeni okul, 12 güçlendirme çalışması olmak üzere toplam 89 eğitim yatırımı kazandırılmış. Bu yatırımların karşılığı olarak bugün itibariyle bin 443 yeni derslik eğitim sistemimize dahil edilmiştir. Deprem öncesinde ilimizde toplam 6 bin 177 derslik bulunurken, yaşadığımız büyük afetten sonra 895 dersliğimiz kullanılmaz hale gelmişti. Bugün ise derslik sayımızı 6 bin 725'e yükseltmiş bulunmaktayız. Böylece kaybettiğimiz derslik sayımıza oranla kazanılan derslik sayısı oranı yüzde 61'e yükselmiş bulunmaktadır. Bu dersliklerimizi eğitim öğretim hizmetine sunmanın gururunu yaşamaktayız. Tabii ki bunlarla da yetinmiyoruz. Önümüzdeki eylül ayında önemli bir aksaklık yaşamadığımız takdirde 23 yeni okulumuzu yani 360 dersliğimizi daha hizmete açmanın müjdesini vermek istiyorum. Biten ve eylül ayına kadar teslim alınacak olan yatırımlarımızın dışında, inşaatı devam eden, ihalesi yapılan veya proje aşamasındaki 54 eğitim yatırımımız tamamlanmasıyla birlikte ilimizin toplam derslik sayısı 7 bin 669'a yükselecektir. Bu rakamlar sadece binaları ifade etmiyor tabii ki. Bu rakamlar çocuklarımızın umutlarını, ailelerimizin güvenini ve devletimizin eğitime verdiği önemi göstermektedir. Yaptığımız bütün bu çalışmaların temel amacı yalnızca yeni okul binaları inşa etmek değildir. Asıl hedefimiz çocuklarımızın büyük medeniyetimizin köklü değerleriyle yetişmesini sağlamak, onların aklı selim, zevk-i selim ve kalbi selim sahibi bireyler olarak Türkiye yüzyılını inşa İnşa edecek nesiller haline gelmelerini sağlamaktır. Çünkü biliyoruz ki güçlü bir gelecek sağlam binalardan önce sağlam karakterlerle kurulur. Son olarak şunu ifade etmek istiyorum bugün çocuklarımıza verdiğimiz karneler aslında onların değil, biz muallimlerin ve ebeveynlerin karneleridir”

şeklinde konuştu.

“BU TATİLİ İYİ DEĞERLENDİRİN”

Törende konuşan Malatya Büyükşehir Belediye Başkanı Sami Er ise,

“Kıymetli öğrencilerimiz öncelikle epey bir yoğunluk geçirdiniz, bir efor sarf ettiniz, şimdi karnelerinizi alıyorsunuz. Emeklerinizden dolayı geçirdiğiniz güzel günlerden dolayı hepinizi tebrik ediyorum. Tabii bir tatile gidiyoruz ama bu tatili de özellikle değerlendirmenizi istirham ediyorum. Bizler eğitim ve öğretime Büyükşehir Belediyesi olarak da çok büyük bir önem verdiğimizi hepiniz müşahede ediyorsunuz, görüyorsunuz. Malatya kütüphaneler şehri, sporun şehri olacak dedik. Bu minvalde çok ciddi yatırımlarımız var. Temel amacımız evlatlarımızın bu tesislerden faydalanması, kötülüklere giden yolların kapatılıp iyi şeyleri öğrenmeleri açısından bunu çok önemsiyoruz. Mahallelerimizde hemen hemen her tarafta çok yoğun bir şekilde kütüphaneler ve spor tesisleri açıyoruz. Evlatlarımız buralardan faydalansınlar. Bunu istirham ediyoruz. Ayrıca yaz okullarımız var. Yaz okullarımızda bizim kurslarımız var. Yaz kurslarımız var. Bunlardan da istifade ederlerse çocuklarımız açısından çok faydalı olacağını düşünüyorum. Yavrularımız bizim geleceğimiz, bizim her şeyimiz. Allah onları hep iyilerle karşılaştırsın ama onlara iyi bir planlama yapın. Çocuklarımızı sadece aldıkları karnelerle değerlendirmeyin. Onların daha sosyalleşmesi için vatana millete faydalı birey olması için biraz daha onları kitap okumaya, biraz daha sosyal etkinliklere katmaya çalışalım. Malatya'mız zaten bitme aşamasında. Ama seneye okula başladıklarında çok farklı bir Malatya'da daha güzel, daha nezih ortamlarda yaşamlarını sürdürecekler. Karneleri örnek alarak çocuklarımızı bence yargılayamayalım. Onlara elimizden gelen ne varsa yapalım”

cümlelerine yer verdi.

“ÖNCÜ OLAN BİR NESİL İNŞA ETMEYE ÇALIŞIYORUZ”

Vali Seddar Yavuz ise karne töreninde eğitim ve öğretimin öneminden bahsederek şöyle konuştu:

“Eğitimle sizin bildiği gibi ulusların rekabet gücünü direkt etkileyen, refahını, bağımsızlığını, istiklalini ve istikbalini en çok etkileyen stratejik hususlardan bir tanesi. Dolayısıyla tüm dünya eğitim sistemlerini tartışıyor. Biz de tartışıyoruz. Çünkü şunu açıkça söylemem gerekir ki cihanşümul bir imparatorluğun kaybından sonra yaklaşık 100 yıldır çağdaş uygarlık seviyesinin üstüne çıkma gayretini devam ettiriyoruz. Kısacası her alanda dünyanın gelişmiş toplumları ile rekabet eden, taklit eden değil, öncü olan bir nesil, bir devlet inşa etmeye çalışıyoruz. Şimdi tam bunlardan bahsetmişken özellikle ebeveynlere buradan bir çağrıda bulunmak istiyorum. Özellikle dijitalleşme ile birlikte fırsatlar olduğu kadar çocuk ve gençlerimiz için yeni bir tehdit alanı oluşmuştur. Dolayısıyla hem eğitim kurumlarının hem ebeveynlerin çocuklar üzerindeki etkisi maalesef giderek azalmaktadır. Evvelden çocuklarımız odalarında olduğunda derin bir nefes alır ve rahatlardık. Bugün artık çocuklarımız odalarında tek başına olduğunda o kadar lütfen rahat olmayın. O nedenle siber güvenlik başta olmak üzere özellikle eğitim kurumlarımızın tüm kamunun çocuklarımızın zararlı içeriklerden korunması noktasında daha titiz ve dikkatli olmamız gereken bir süreçten geçtiğimizi bir kez daha hatırlatmak istiyorum. Diğer taraftan yine ebeveynlerimize çocuklarımızın sadece akademik başarılarına değil davranışlarına daha fazla odaklanmalarının gerektiğini bir kez daha hatırlatmak istiyorum. Maalesef ülkemiz biraz önce bahsettiğim büyük bir imparatorluğun çöküşünden sonra odak noktamız sadece ve sadece başarılı insan modeline odaklanmıştır. Oysa eğer başarı, zenginlik, refah getirseydi pozitivist anlayış başarılı olur. Bugün dünyanın en mutlu ülkeleri de Avrupa ülkeleri olurdu. Ama yalnızlaşmanın, intiharların o kadar yoğun olduğu bir dönem geçiriyor ki insanlık. Tam da 70'lerin 2. yarısından sonra pozitivizm çökmüştür. Bu nedenle sadece akademik başarıyı değil, iyi insan olmayı ve yüce yaratanın insanı yarattığında mutlu olabileceği yani bir bilgisayar programı gibi düşünürsek Rabbimiz'in planladığı bir insan modeli var. İyilik yaptığında hücreleri açılan sevinen, olumsuz düşündüğünde hücreleri sıkılan ve ruhunu daraltan bir yaklaşım olduğunu hepimiz hayatımızda bunu her defasında test ederiz. Bu nedenle çocuklarımızın her şeyden önce iyi insan, medeniyet değerleriyle buluşmuş, kim olduğunu bilen, yolunu bilen, menzilini bilen, gideceği yeri bilen bir insan olarak yetişmesi akademik başarısından bence daha da önemlidir.”

“EZBERLERİMİZİ TEKRAR GÖZDEN GEÇİRME ZAMANI GELDİ”

Eğitimcilere seslenerek sözlerine devam eden Vali Seddar Yavuz son olarak şunları kaydetti:

“Bakın dünya üzerinde olumsuzlukları yapanlar, yeterli eğitim almayanlar değil aldıkları eğitimi kötüye kullananlardır. O nedenle de biz eğitimi insan davranışlarındaki olumlu değişiklikler olarak görüyoruz. Yoksa bilgiyi yüklenen, bilgiyi sadece taşıyan, iyi konuşan ama hayatında bunları hiçbir şekilde uygulamayan, hatta insanlara zarar vermek için daha iyi yol ve yöntemler bulan bir anlayışı da reddediyoruz. O yüzden çocuklarımızın hangi medeniyete ait olduklarını bilerek yetişmesini bu şehrin valisi olarak her daim ifade ediyorum. Biz batı medeniyetinin mensubu değiliz. Biz kendi medeniyet köklerinden yeniden ilham alarak evrenseli kucaklayan ve yeni baştan büyük Türkiye'yi kuracak bir anlayışı temsil ediyoruz bunu defaatle söylüyorum.  Ama biz Johnny gibi düşünmeyeceğiz, Johnny gibi yaşamayacağız. Çünkü Johnny sömürmeyi bilir, menfaati ve çıkarı bilir. Bizim medeniyetimiz ekmeğini paylaşır. Allah'ın rızasını kazanmanın yolunun gönüllerden geçtiğini bilir. O yüzden iki medeniyet arasında bariz net bir fark vardır. Buradan eğitimcilerimize de özellikle sesleniyorum geçmiş alışkanlıklarımızı, repliklerimizi, ezberlerimizi hepimiz biraz daha gözden geçirmeliyiz. Sokakta bulunan insanlar düşünen ve gelecek Türkiye'nin geleceğine yatırım yapmak isteyenlere de sesleniyorum. Artık ezberlerimizi tekrar gözden geçirme zamanı geldi. Repliklerimiz doğru mu? Çağı kucaklıyor mu? Özellikle dijital çağa geldiğimiz bu çağda bu söylemler bizim çocuklarımızı daha iyi insan haline getiriyor mu? Yoksa yabancılaşıyor muyuz? Kültürümüzden kopuyor muyuz? O yüzden bu milletin sancaktar millet olduğunu herkesin hatırlaması ve asla unutmaması gerekir. Biz sancaktar milletiz. Biz başka bir medeniyete, kültüre yamanacak bir kabile değiliz. Bunu defaat ile söylüyorum sevgili evlatlarımıza da. Biz dünya üzerinde kurulan iki büyük imparatorluktan birini kurmuş bir milletin varisleriyiz. Bu özgüvenle çocuklarımızı yetiştirmeli, geleceğe hazırlamalı, milli manevi değerlerle insani ve evrensel değerlerle çocuklarımızı ve gençlerimizi buluşturmalıyız.  Ben sevgili evlatlarımıza iyi tatiller diliyorum. Kıymetli öğretmenlerimize emekleri için şükranlarımı sunuyorum. Çünkü öğretmenlik mesleği kadar daha kutsal bir meslek ve görev olduğunu açıkçası düşünmüyorum. Bir insana şekil veren, onun tüm geleceğini inşa eden muhteşem bir vazife. Aslında bir ömrün millete vakfedilmesi olarak da bunu tanımlayabiliriz. O yüzden öğretmenlik bir meslek değildir. Mesai saatlerine sınırlandırılabilecek bir anlayış da değildir. Dolayısıyla hayatın her dönemini etkileyen önemli bir örnektir.”

HANİFE SARI