Malatya Sonmanşet Gazetesi Yazı İşleri Müdürü Sinem Hatun Davut’un moderatörlüğünü yaptığı BUSABAH TV YouTube kanalında yayınlanan “Haftanın Nabzı” programına konuk olan Malatya İnşaat Müteahhitleri Derneği (MİMDER) Başkanı Mehmet Bülbüloğlu çarpıcı açıklamalarda bulundu.
Deprem sonrası hasar tespit çalışmalarına değinen MİMDER Başkanı Mehmet Bülbüloğlu, sürecin sağlıklı yürütülmediğini belirterek, ciddi mağduriyetler yaşandığını dile getirdi. O dönemde Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği İl Müdürlüğü’nün, personel yetersizliği nedeniyle gönüllü ve farklı illerden gelen mühendislerle çalıştığını aktardı.
“ELLERİNE BİRER ÇEKİÇ VERİLDİ, SAHAYA GÖNDERİLDİ”
Bülbüloğlu, hasar tespit sürecini şu sözlerle anlattı:
“O dönemdeki hasar tespit çalışmasını Çevre Şehircilik İl Müdürlüğü, bölgedeki gönüllü mühendislerimizle yaptı. Çok sayıda bina vardı, kendi personelleri yetmedi. Teslim edilmiş, içinde vatandaşlarımızın oturduğu binaların kontrolünü piyasadaki mühendis arkadaşlarımıza, hatta yeni mezun mühendislerimize yaptırdılar. Ellerine birer çekiç verildi, sahaya gönderildiler. Yoğun kış şartları, inanılmaz stresli bir ortam vardı. Metruk binalar, ürkütücü bir tablo… Dolayısıyla çok sağlıklı bir hasar tespit çalışması yapılamadı.”
“VATANDAŞ CİDDİ ANLAMDA MAĞDUR OLDU”
Yanlış tespitlerin ağır sonuçlar doğurduğunu ifade eden Bülbüloğlu, “Çekici vurdu, ufacık bir demir parçasını gördüğü anda ağır hasar yazıldı. Vatandaş ağır hasar ibaresini görünce kapısını, penceresini söktü. O dönem belki 10-20 bin liraya evini sattı. Sonra o binalar orta hasara döndü, mahkemelik oldu. Vatandaş ciddi anlamda mağdur oldu. Güçlendirme ile kurtarılabilecek binlerce binayı yanlış hasar tespiti yüzünden yıktık” ifadelerine yer verdi.
“DEVAM EDEN İNŞAATLARIMIZDA ÜNİVERSİTELER GÖREVLENDİRİLDİ”
Devam eden inşaatlarda ise daha bilimsel bir yol izlendiğini vurgulayan Bülbüloğlu, üniversitelerin devreye sokulduğunu hatırlattı. Bu süreci de şu ifadelerle aktardı:
“Devam eden inşaatlarımızda üniversiteler görevlendirildi. Profesörler geldi, karot numuneleri alındı, farklı deprem deney testleri yapıldı. Ona göre karar verildi. Biz aslında bunu bütün binalar için istiyorduk ama maalesef diğerleri çekiç yöntemiyle incelendi.”
“BU BİNA DEPREME DAYANIKLI MI?”
Malatya’da hâlâ kentsel dönüşüm ihtiyacı olan çok sayıda bina bulunduğunu söyleyen Bülbüloğlu, hasarsız raporu verilen yapıların da gerçekte güvenli olmadığını ifade ederek, “40 yıllık, yığma bir binaya gidildi, hasarsız raporu verildi. Ama bu bina depreme dayanıklı mı? Hayır. Çöşnük bölgesi depremden az etkilenmiş olabilir ama bu, o binanın sağlam olduğu anlamına gelmez” diye konuştu.
“YERİNDE DÖNÜŞÜMDE SINIFTA KALDIK”
Yerinde dönüşüm sürecine de değinen Bülbüloğlu, Malatya’nın bu alanda geç kaldığını belirterek, gecikmenin nedenini siyasi süreçlere bağladı. Yerel seçim döneminde gerekli meclis kararlarının alınamadığını savunan Bülbüloğlu, “Yerinde dönüşümde sınıfta kaldık. Seçim sürecinde ruhsatların önü açılmadı, vatandaş bekletildi. Bu yüzden Malatya yerinde dönüşüme en son başlayan illerden biri oldu” ifadelerini kullandı.
“BELEDİYELER İNİSİYATİF ALDI”
Seçim sonrası sürecin hızlandığını vurgulayan Bülbüloğlu, “Yeni yönetimler hızlı kararlar aldı. Bugün Malatya’da yaklaşık 17-18 bin yerinde dönüşüm ruhsatı verilmiş durumda. Belediyeler inisiyatif aldı, 30 Haziran’a kadar ruhsat alamayan ama başvurusu olan vatandaşlara kolaylık sağlandı” ifadelerini kullandı.
“YAKLAŞIK 2 AYDIR FİRMALAR BAKANLIKTAN ÖDEME BEKLİYOR”
Son dönemde hak ediş ödemelerinde yaşanan gecikmelerin süreci yavaşlattığını dile getiren Bülbüloğlu, bunun ciddi bir risk oluşturduğunu söyleyerek, “Yaklaşık 2 aydır firmalar bakanlıktan ödeme bekliyor. Müteahhit kaba inşaatı bitiriyor, yapı denetim seviyesini alıyor, hak ediş dosyasını sunuyor ama ödeme yapılmıyor. Bu durum inşaatların yavaşlamasına, hatta durmasına neden olabilir” şeklinde konuştu.
“REZERV ALANLAR MALATYA’NIN KURTULUŞU OLDU”
Rezerv alanların Malatya için hayati öneme sahip olduğunu belirten Bülbüloğlu, bu alanlar olmasaydı şehir merkezinde büyük bir kaos yaşanacağını söyledi:
“Rezerv alanlar Malatya’nın kurtuluşu oldu. Eğer bu alanlar olmasaydı, insanlar altyapısı yetersiz bölgelere gidecekti. Mevcut mahallelerde ise kültür, altyapı ve sosyal yaşam zaten vardı.”
“MALATYA BİTTİKTEN SONRA ESKİSİNDEN DAHA GÜZEL OLACAK”
Çarşı merkezindeki dönüşümle ilgili eleştirilere de değinen Bülbüloğlu, hak kaybı yaşanmayacağını savunarak, “50 metrekare eski bir dükkân yerine 35 metrekare ama depreme dayanıklı, modern bir iş yeri alıyorsunuz. Yollar genişliyor, mimari değişiyor. Malatya bittikten sonra eskisinden çok daha güzel olacak” dedi.
“ALTI KAT İMAR VERİRSEK ORAYI MAHVEDERİZ”
Bostanbaşı-Yüzakı arasındaki alanla ilgili önerilerini de paylaşan Bülbüloğlu, bu bölgenin düşük katlı, planlı bir şekilde imara açılması gerektiğini belirterek, “İki katlı, yeşil alanı bol bir yapılaşma Malatya’nın çehresini değiştirir. Altı kat imar verirsek orayı mahvederiz” ifadelerine yer verdi.
“RİSKLİ YAPILAR TEK TEK TESPİT EDİLMELİ”
Son olarak yetkililere çağrıda bulunan Bülbüloğlu, kentsel dönüşümün yalnızca Malatya’nın değil Türkiye’nin en önemli gündem maddesi olduğunu vurguladı. Kentsel dönüşüm sürecinin plansız ve denetimsiz ilerlemesinin gelecekte çok daha büyük sorunlara yol açacağını dile getiren Bülbüloğlu, özellikle deprem gerçeğiyle yaşayan şehirlerde bu sürecin ertelenemez olduğunu ifade etti:
“Birincisi arsa problemini çözmemiz lazım. Arsa olmadan konut üretimi olmaz. İkincisi kentsel dönüşümün hızlanması için mevzuattaki eksik düzenlemelerin giderilmesi gerekiyor. Vatandaşı kentsel dönüşüme teşvik edecek, özendirecek mekanizmalar kurulmalı. Üçüncüsü tüm şehirlerimizin deprem master planları hazırlanmalı. Riskli yapılar tek tek tespit edilmeli ve bu yapıların dönüşümü için somut adımlar atılmalı.”
“BU İŞİ SADECE BÜROKRATLARA YA DA SİYASETÇİLERE BIRAKAMAYIZ”
Bu sürece sivil toplum kuruluşlarının, mühendis ve mimar odalarının mutlaka dahil edilmesi gerektiğini söyleyen Bülbüloğlu, “Bu işi sadece bürokratlara ya da siyasetçilere bırakamayız. Sahada olan mühendisler, mimarlar, müteahhitler bu işin içinde olmalı. Aksi takdirde masa başında alınan kararlar sahada karşılık bulmuyor” diye konuştu.
“ÖDEME YAPILMAZSA İNŞAAT YAVAŞLAR, DURUR”
Malatya’da devam eden yoğun inşaat sürecine de değinen Bülbüloğlu, TOKİ, Emlak Konut ve yerinde dönüşüm projelerinde yerel sektörün önemli bir yük üstlendiğini hatırlattı. Hak ediş ödemelerinin gecikmesinin zincirleme bir mağduriyet doğuracağına dikkat çeken Bülbüloğlu, “Bu ödemeler müteahhit için değil, vatandaş içindir. Ödeme yapılmazsa inşaat yavaşlar, durur. Bu da vatandaşın evine, iş yerine geç girmesi demektir” ifadelerini kullandı.
“BU İŞİ ÇOK GEVŞETİRSENİZ HERKES MÜTEAHHİT OLUR”
Sektörün disipline edilmesi gerektiğini de vurgulayan Bülbüloğlu, her isteyenin müteahhitlik yapmasının önüne geçilmesi gerektiğini şu ifadelerle anlattı:
“Bu işi çok gevşetirseniz herkes müteahhit olur, sonuç vatandaşın mağduriyeti olur. Çok sıkarsanız da işini düzgün yapan insanları sistem dışına itersiniz. Bu dengeyi sağlayacak kurum Müteahhitler Odası’dır. Yerel idarelerin ve hükümetin bu noktada bizi desteklemesi gerekiyor.”
Muhabir: SİNEM HATUN DAVUT
