Meme kanseriyle mücadelesini sürdüren Özlem Önal Erkurt, hastalık sürecinde yaşadığı fiziksel ve duygusal zorlukları “Kiraz Çiçeği” başlıklı yazısında anlattı. Yedi yıl önce meme kanseri tanısı alan ve halen idame tedavisi gören Erkurt, tedavi sürecinde karşılaştığı insanların tutumlarını, dostluk ilişkilerinde yaşadığı değişimi ve hayata tutunma çabasını samimi ifadelerle dile getirdi.
Tedavi odasındaki kiraz çiçeği
Radyoterapi sürecinde hastanede geçirdiği günleri anlatan Erkurt, tedavi sırasında odanın tavanına yerleştirilen kiraz çiçeği figürünün kendisi için nasıl bir anlam taşıdığını aktardı. Her gün ışın tedavisi aldığı odada tavanı izlediğini belirten Erkurt, bu küçük ayrıntının zor geçen günlerinde kendisine farklı bir uğraş sunduğunu ifade etti.
Tedavi için hastane koridorlarında yürürken kendisinden daha ağır koşullarda olan hastalarla karşılaştığını belirten Erkurt, yaşadığı zorluklara rağmen şükretmeye çalıştığını kaydetti. Tedavi sürecinde sağlık çalışanlarının kendisine yakınlık gösterdiğini de anlatan Erkurt, hastalığın yalnızca tıbbi müdahalelerden ibaret olmadığını, insanın duygusal dünyasında da derin izler bıraktığını ortaya koydu.
“SEN ÇOK GENÇSİN” SÖZÜ HAFIZASINDA KALDI
Erkurt’un yazısında öne çıkan konulardan biri de hastalık sürecinde karşılaştığı düşüncesiz sorular ve yorumlar oldu. Tedavi sırasında başka bir hastayla göz göze geldiği anı anlatan Erkurt, kadının kendisine “Sen çok gençsin” dediğini ve bu sözün kendisinde iz bıraktığını belirtti.
Hastalığı boyunca insanların ameliyat olup olmadığı, göğsünün alınıp alınmadığı ve kanserin kaçıncı evrede olduğu gibi özel konuları rahatlıkla sorabildiğini ifade eden Erkurt, bu yaklaşımın kendisini rahatsız ettiğini dile getirdi. Başka hastaların yaşadıklarının kendisine örnek gösterilmesinin de zaman zaman moral vermek yerine kaygılarını artırdığını aktardı.
Özellikle hastalığın evresine ve iyileşme ihtimaline ilişkin soruların kendisini incittiğini belirten Erkurt, insanların meraklarını gidermek için sordukları soruların karşılarındaki kişinin duygularını nasıl etkileyebileceğini düşünmeleri gerektiğine işaret etti.
İYİ NİYETLİ SÖZLER HER ZAMAN TESELLİ ETMİYOR
Hastalık sürecinde sıkça duyduğu “Moralini yüksek tut” sözünün de kendisi için her zaman anlamlı bir teselli olmadığını anlatan Erkurt, insanın fiziksel ve ruhsal açıdan güçsüz düştüğü dönemlerde bu tür beklentilerin karşılanmasının kolay olmadığını vurguladı.
Kendisinin de geçmişte benzer bir süreç yaşayan bir arkadaşına aynı ifadeyi kullandığını sonradan fark ettiğini belirten Erkurt, insanın yaşamadığı bir acıyı anlamakta zorlanabildiğini ifade etti.
Çevresinden gelen bitkisel ürün ve beslenme önerilerinin de zaman zaman kendisini yorduğunu aktaran Erkurt, hastalıkla mücadele ederken bir yandan da insanların sözleriyle baş etmek zorunda kaldığını kaydetti.
HASTALIK, DOSTLUK İLİŞKİLERİNİ DE DEĞİŞTİRDİ
Erkurt, kanser tedavisinin yalnızca sağlığını değil, sosyal çevresini ve dostluk ilişkilerini de etkilediğini belirtti. Bazı arkadaşlarının kendisini aramadığını, bazılarının ise hastalığını hatırlatan söz ve sorularıyla kendisini üzdüğünü anlatan Erkurt, bu süreçte gerçek dostlarının kimler olduğunu daha iyi anladığını ifade etti.
Kendisini daha iyi hissetmek ve daha sakin bir ortamda yaşamak amacıyla taşındıklarını belirten Erkurt, bu kararın bile çevresindekiler tarafından farklı yorumlandığını aktardı. Hastalığı döneminde kendisini aramayan bazı kişilerin yeni evini ve eşyalarını sormak için iletişim kurmasının kendisini şaşırttığını dile getirdi.
Yaşadıklarının kendisine insan ilişkileri konusunda acı tecrübeler kazandırdığını belirten Erkurt, zor zamanlarda yanında olan ailesine, arkadaşlarına ve komşularına ise teşekkür etti.
“GEÇTİ, GİTTİ, BİTTİ”
Yazısının sonunda hayata tutunma çabasını ve kendisine destek olanlara duyduğu minneti dile getiren Erkurt, yaşadığı zorlukların kendisini yıldırmasına izin vermediğini ifade etti.
Kendisini yalnız bırakmayan yakınlarının desteğinin önemini vurgulayan Erkurt, iyi ve kötü gün dostları arasındaki farkı bu süreçte daha iyi anladığını belirtti.
Erkurt, yazısını “Geçti, gitti, bitti” sözleriyle tamamlarken, yaşadığı deneyimlerin ardından yanında duran insanlara sevgisini ve teşekkürlerini iletti.
MUTLU SARIGÜL
