Sonmanşet gazetesi Yazı İşleri Müdürü Sinem Hatun Davut’un moderatörlüğünde yayınlanan “Haftanın Nabzı” programında, bu hafta Malatya’nın kanayan yarası haline gelen çevre kirliliği masaya yatırıldı. Gazeteci Güler Hazar Doğan ve yenimalatya.com muhabiri Onay Ozan’ın konuk olarak katıldığı yayında; Organize Sanayi Bölgesi’nde (OSB) toplanmayan sanayi atıkları, Şahnahan Deresi’nde yaşanan çevre felaketi ve kentin yeraltı su kaynaklarını bekleyen büyük tehlike tüm hatlarıyla ele alındı. Yıllardır çözüme kavuşturulamayan atık krizinin kentin geleceğini nasıl tehdit ettiğinin altı çizilirken, yetkili kurumların sorumlulukları ve yapılması gereken konuşuldu.
Programda Organize Sanayi Bölgesi (OSB) yönetimine tepki gösteren Sinem Hatun Davut, yaşanan çevre felaketinin ve atıkların toplanmamasının tek sorumlusunun OSB yönetimi olduğunu belirtti. Büyükşehir Belediyesi’nin evsel atıkları topladığını ve bu konuda bir problem bulunmadığını vurgulayan Sinem Hatun Davut, sanayi atıklarının neden toplanmadığını sorguladı. Şahnahan Deresi’ndeki kirliliğe dikkat çeken Davut, sergilenen vurdumduymazlığa anlam veremediklerini ifade ederek, kirlilikten herkesin etkilendiğini ve kimsenin bu çevre felaketini kente yaşatmaya hakkı olmadığını dile getirdi.
“ATIKLARINI TOPLAYACAKLAR!”
Yaklaşık 30 senedir aynı şeyi konuştuklarını ve bir gram ilerleme kaydedilmediğini belirterek duruma tepki gösteren Güler Hazar Doğan, “30 sene önce de aynı sorunu konuşuyorduk. 30 yıl sonra da aynı sorunu konuşuyorsak bu şehir sahipsiz, kimsesiz, yalnız ve kaderine terk edilmiş bir şehirdir. Şahnahan Deresi’nin yani değişmeyen kaderini bile tekrar bugün seneler sonra burada konuşuyor olmaktan utanıyorum. Malatya'da balıkçılık ihracatından söz ediyoruz. Çok ciddi bir su ürünleri ihracatımız var... Organizenin boya, madde kimyasal içeriklerinin hepsi Şahnahan Deresi’ne... Çözümü de çok basit. Boru alacaklar. Bir kilometre öteye boruyla götürecekler. Organize sanayi bölgeleri içinde ağır metallerin işlendiği cevher tesisleri olamaz... Atıklar toplanmıyor. Evsel atıkları belediye topluyor. Diğerinin de organize sanayi bölgesinin ya kendisi ya da görevlendirdiği akredite olmuş lisanslı firmaların toplaması gerekiyor. Burada Büyükşehir Belediyesi'nin bir kabahati yok, onun altını çizelim, OSB yönetimleri 1. ve 2. OSB yönetimleri. Ağlama makamında mısınız siz, şikayet etme makamında mısınız? Atıklarımız toplanmıyor böyle mızmızlanıyorsunuz. Sizin görevlendirdiğiniz lisanslı firmalar yok mu? Ben burada OSB'lerin yönetim kurulu başkanı ve sayın valimize çağrı yapıyorum. Gerçekten sayın valimizin inisiyatif alması gerekiyor. İşinizi de yapın, görevinizi de yapın. Malatya'nın gerçekten gündemi bile olmamalı. Biz kent ekonomisi nasıl değer kazanacak? Malatya'ya ekonomik girdi nasıl daha fazla artırılacak? ... Bizim bunları konuşmamız lazım. Atık çöpünü toplayın yani. Paranıza kıyacaksınız. Malatya'yı kirletmeyecekler. Atıklarını toplayacaklar. Ağlayacak yerde değiller zaten. Siz çevreyi, doğayı, tabiatı babanızdan miras almadınız. Çocuklarınızdan borç aldınız. Temiz bırakacaksınız. Siz ürettiklerinizi ancak sağlıklı bir topluma satabilirsiniz. Hastalıklı bir çevreye zaten bir şey satamazsınız” dedi.
“HER ŞEYİ KİRLETİYOR”
Bu sorunu, Büyükşehir Meclisinde Günnur Tabel’in gündeme getirdiğini belirten Onay Ozan, “Belediye genel sekreterinin açıklaması vardı. Ben birebir kendi ağzından burada not almıştım. Birebir okuyayım, şöyle; Tabel’in açıklamasına yanıt veren Malatya Büyükşehir Belediyesi Genel Sekreter Yardımcısı Mustafa Katipoğlu, kendi sorumluluklarında olmamasına rağmen bu atıkları yakın zamana kadar aldıklarını ancak TOKİ konutlarının bölgeye gelmesi ve yerleşimin artması nedeniyle artık evsel atıklar haricinde bu atıkların toplanmadıklarını söyledi. Katipoğlu'nun açıklamasının devamı da şöyle: ‘TOKİ konutlarını oraya gelene kadar bizim sorumluluğumuz olmasa da sanayicilere karşı sorumluluğumuz olmasa da organize sanayinin bütün bu tür atıkları da arkadaşlar bir şekilde gideriyorlardı. Ancak burada yaşanmakta olan uçsuz bucaksız bir rahatsızlık ve özellikle oradaki yargıların en temel sebebi budur. Bunlar da kendi organize sanayilerinin içerisinde kendilerinin çözeceği bir şekilde kaynak bularak, çözümü kendi yasaları kapsamında üretmek zorundalar. Burada atıkları toplayıp depolama alanı oluşturup ve lisanslı firmalara teslim edip bertaraf etmeleri gerekiyor. Aslında burada Büyükşehir Belediyesi'nin görevi, sorumluluğu bulunmamaktadır. Oradaki bu tür şeyleri denetleyen Çevre Şehircilik Bakanlığıdır. Onların denetiminde olması gereken bir konu. Biz de konunun sürecin takipçisi takibindeyiz. Hatta orada çeşitli önerilerde bulunuyoruz. Sorumluluğumuz olmamasına rağmen bu projeyle ilgili de bakanlıkla görüşüp bir proje geliştirebilir miyiz? Ekstra bir şey yapabilir miyiz diye. Şu anda bu amaç içerisindeyiz. Dediğim gibi bugüne kadar bir şekilde oradaki konutlar olana kadar yardımcı olduk ama orada ciddi bir alan çalışması yaptık. Çevre düzenlemesi yaptık. Atıkların üzerlerini kapattık’ bu açıklamayı yapıyor. Burada ‘Büyükşehir olarak biz elimizden geleni yapmışız. Bugüne kadar sorun değildi ama biz aldık’ diyor. Uzmanlara göre bilimsel bir açıklaması var bunun. 2030 yılına kadar yeraltı sularımızda, yeraltı ya da yerüstü sularımızda ciddi ciddi bir sıkıntı içerisinde olacağız. Azalma olacağını ifade ediyor uzmanlar. Kendi ellerimizle ayaklarımıza kurşun sıkıyoruz. Biz geleceğimizi düşünmüyoruz. Çocuklarımızı düşünmüyoruz. Biz onları düşüneceğiz ki bu atıklarla bunlar yeraltına karışıyor. Yani acaba o yeraltı sularımız da temiz mi, temiz bırakabiliyor muyuz? Yeraltı sularını kirletiyor. Ondan sonra doğayı kirletiyor. Her şeyi kirletiyor. Canlıları öldürüyor. Yani bir an önce bizim bu yanlıştan dönmemiz lazım. Çünkü bizim zamanımız artık daralmış. Dünya olarak daralmış. Zaten kirli bir dünya içerisine girmişiz maalesef. En temel şeyimiz suyumuzu kaybediyoruz. Yarın bir gün su bulamazsak biz ne yapacağız, yani çevreyi kirletecek her türlü sorun çözülmeli” ifadeleriyle sözlerini tamamladı.
ROJBİN ASTEKİN
