Türkiye’nin genelinde olduğu gibi Malatya’da da ilaca ulaşım konusunda zorluk yaşanmaya devam ediyor. Hem ilaç yokluğu hem de ilaca gelen zam konusuyla ilgili dün Malatya Eczacı Odası’nda bir basın açıklaması yapan Malatya Eczacı Odası Başkanı Ebru Sönmez ve Türk Eczacıları Birliği 43. Dönem Başkanlık Divanı Üyesi Tahir Özelçi, önemli açıklamalarda bulundu.

İlk olarak konuşan Malatya Eczacı Odası Başkanı Ebru Sönmez, eczacıların yıllardır ekonomik sıkıntılarla boğuştuğunu söyledi.

“İlaca yapılan son 3 fiyat kuru ayarlamasında yani ilaç fiyat artışlarında eczacıların kârlılık baremleri düzenlenmemiş, dolayısıyla ilaç fiyatı arttıkça düşen eczacı karlılıklarından müteessir eczanelerimiz ekonomik olarak yangın yerine dönmüştür” diyen Sönmez, “Yapılan düzenlemede ekonomik sebeplerden dolayı ilacı yeterli miktarda üretmeyen ilaç sanayii ve yine ilacı yeterli miktarda eczacıya ulaştırmayan dağıtım kanalları için, ilaç yokluğu oluşması sebebiyle lehlerine düzenleme yapılmış; fakat ettiği yemin gereği hastasına ilacı ulaştırmak için kapı kapı dolaşan Türkiye’nin her yerinde WhatsApp gruplarında ilaç arayan ve tek derdi halkın sağlığı olan eczacılarımız yok sayılmışlardır. Ülke olarak yaşamış olduğumuz tüm felaketlerde en ön saflarda canla başla çalışan eczacıların görmezden gelinmesi, iflasa sürüklenmelerine seyirci kalınması sosyal devlet, sağlıklı millet anlayışına ters düşmektedir. Sağlıkta tasarruf olmayacağı defalarca tarafımızca dile getirilirken bu tasarrufun sadece eczaneler üzerinden yapılacağı tahmin bile edilememiştir. Yapılan bu yanlıştan acilen dönülmesi gerekmektedir. Devleti ve milleti için 7/24 kesintisiz ilaç ve sağlık hizmeti sunan eczaneler kaderlerine terk edilmemeli, üvey evlat muamelesi görmemelidir. Eczanelerin yok olması demek sağlık sisteminin çökmesi demektir” şeklinde konuştu.

“MAALESEF Kİ ECZACILARIMIZ YOK SAYILDI”

İlaç yokluğunun devam ettiğini kaydeden Sönmez, “Hala kronik rahatsızlıklardan dolayı ilaç yokluğu devam ediyor. İlaçlara zam gelmemesi sebebiyle yapılmayan düzenlemeler sonucunda dağıtım kanalları da maalesef ilaçlarını eczanelere vermemeye başladılar. İlaca zam geldiğin ertesi günü dağıtım kanallarında bazı ilaçların ortaya çıktığını gördük. Bu da anlaşılıyor ki ilaçlara zam gelmeden maalesef ki hastaların sağlığı göz ardı edildi. Hem dağıtım kanalları hem de ilaç sanayisi yüzünden. Ama eczacı 7/24 saat kesintisiz ilaç hizmeti vermeye devam etti. Hiçbir hastasına ilaç yok demedi. Zam geleceğinin ertesi günü ilaca zam geleceğini bile bile akşamında hastasına ilacını kesintisiz ulaştırmaya çalıştı. Maalesef ki eczacılarımız yok sayıldı. Çünkü bu yapılan iyileştirme sadece dağıtım kanallarına ve sanayiye yapıldı. Eczacıların bu yapılan ilaç zammıyla birlikte karlılıkları ciddi oranda azaldı” ifadelerini kullandı.

Türk Eczacıları Birliği 43. Dönem Başkanlık Divanı Üyesi Tahir Özelçi ise, yıllardır kronikleşen, çözülmesini bekledikleri bir İlaç Fiyat Kararnamesi sorunları olduğunu dile getirdi.

“ZORLUĞUNU HASTAYLA YÜZ YÜZE KALINCA YAŞIYORUZ”

Eczacıların hastalar karşısında yaşadığı mahcubiyeti anlatan Özelçi, “Biz eczacılar olarak ilacın hastaya ulaştırıldığı son noktada bunun zorunluluğunu hastayla yüz yüze kalarak yaşıyoruz. Hastanın ateşli çocuğuna ilaç verememesini, diğer bir hastanın kanserli hastasına ilaç götürememesinin sıkıntısını birebir yaşayan eczanelerdir. Hastasıyla yüz yüze kalarak bunun gözlerinin içine bakarak bu ilacı bulamadık diye üzülen eczacılardır. Dolayısıyla eczacıların da ekonomik olarak rahatlayacağı ve hastaya da ilaca ulaşım yönünde engel olmayacak İlaç Fiyat Kararnamesi acilen yenilenmelidir. Baktığınız zaman 85 milyon Türk milleti, Avrupa'daki ve Amerika'daki bütün hastaların ulaştığı ilaçlara artık ulaşamamaktadır. Dünyada kullanılan 250’nin üzerinde yeni molekül, sırf İlaç Fiyat Kararnamesinde avronun sabitlenmesinde ve bu ilaç firma sahipleri ilaç sanayinin bu ilaçla Türkiye ucuza getirmek istememelerinden dolayı Türkiye'ye girmemektedir. Yani halkımızın sağlığına sunulamamaktadır. Bu sağlıklı millet, sağlıklı toplum, sağlıklı devlet anlayışıyla terstir” ifadelerini kullandı.

“İLAÇ UCUZ AMA ULAŞILABİLİR DEĞİL”

En pahalı ilacın bulunamayan ilca olduğunu ifade eden Özelçi, “Yıllarca da söyledik. İlaç ucuz ama ulaşılabilir olmalı. Şimdi ilaç ucuz ama ulaşılabilir değil. En pahalı ilaç bulunamayan ilaçtır. En pahalı ilaç çocuğuna götürülemeyen ilaçtır. Bir an önce Türk toplumunun sağlık ihtiyaçlarının karşılanabilmesi için ilaç kararnamesi Türk Eczacıları Birliği'nin Türkiye ilaç ettiği bir cihaz kurumunun Sağlık Bakanlığının ve Sosyal Güvenlik Kurumunun olduğu bir ele alınmalı, tüm paydaşlarımla birlikte ben Türk insanına ihtiyacımı rahatlıkla temin edilebileceği, yaş hukuklarının konuşulmadığı, ilaç kâğıt kararınız hazırlanmalı ve hizmete sunulmalıdır” dedi.

“48 ECZACIMIZ KONTEYNERDE HİZMET VERİYOR”

“Malatya'da en çok antibiyotiğe ulaşamıyoruz” diyen Özelçi, “Antibiyotikler, kronik hastalıklar, şeker ilaçları, tansiyon ilaçları bu ilaçlara ulaşılamıyor. Ama Türkiye'nin genelinde de baktığınız zaman biraz önce söylediğim konu çok elzem ve gerçekten üzücü bir konudur. Avrupa'da bütün kullanılan yeni tedaviye sunulmuş yeni moleküllü ilaçlar maalesef Ülkemizde insanımızın hizmetine, tedavisine sunulmamaktadır. Deprem bölgesi eczacıların lehine daha güzel iyileştirmeler yapılmasını bekleniyordu. Çünkü şu anda Malatya'da 48 tane eczacımız konteynerde hizmet veriyor. Malatya'daki bütün eczaneler taşındıkları yerde rezerv falan diye çıkarılıyordu. Aslında bunların ödüllendirilmesi gerekirken tüm deprem bölgelerinde cezalandırılmaları mantığa uygun bir şey değil. Deprem bölgesindeki tüm illerimiz içinde yapılacak sosyal güvenlik kurumu protokolünde ayrı düzenlemeler istiyoruz. Mutlaka deprem bölgesi eczaneleri ayrı bir düzenlemeye tabi tutulmalı. Ve buradaki ilaç hizmetinin aksamaması için protokolde gerekli ekonomik iyileştirmelerde yer verilmelidir” şeklinde konuştu.

 

muhabir:TAHİR ÖZÇELİK