Şehrin hafızasına yönelik Gazeteci-Yazar Asım Demirkök Sonmanşet gazetesine önemli açıklamalarda bulundu.
Çocukluk ve gençlik yıllarının geçtiği mekanlara yıllar sonra dönmenin kendisinde derin bir sarsıntı yarattığını belirten Asım Demirkök, “İnsanın bilinç altına yerleşmiş duygular var. Gördüğün, duyduğun şeyleri tekrar yaşamak istiyorsun ama hiçbirini bulamıyorsun. Konuşmak istediğin insanlar yok, o sesler yok. Bu durum insanda ciddi bir travmaya neden oluyor” dedi.
“1980 SONRASI MALATYA DEĞİŞTİ”
Malatya’nın 1960’lı yıllara kadar göçü kendi içinde dengeleyebildiğini ifade eden Demirkök, bu dönemde kente gelen insanların daha çok kendi yaşam biçimlerini sınırlı alanlarda sürdürdüğünü anlattı. Özellikle İkizce ve Paşaköşkü çevresine yerleşen vatandaşların, köy yaşamını şehirde küçük alanlarda devam ettirdiğini belirten Demirkök, “O yıllarda Malatya’nın kültürel yapısı korunuyordu. Ancak 1980’lerden sonra köyden kente göç hızlandı ve bu durum şehrin tüm dokusunu değiştirdi” diye konuştu.
“MALATYA’NIN GERÇEK KÜLTÜRÜ ZAMANLA KAYBOLDU”
Şehrin ticari ve sosyal hayatının merkezlerinden biri olan bölgelerde yaşanan değişime de değinen Demirkök, geçmişte canlı bir kültürel hayatın varlığına işaret etti. Yeni Camii arkasında bulunan ve bugün Ayakkabıcılar Çarşısı olarak bilinen alanın eskiden Yemenci Pazarı olduğunu hatırlatan Demirkök, “Orada Malatya’nın gerçek kültürü yaşardı. Ancak zamanla bu kültür tamamen kayboldu” ifadelerini kullandı.
Mısır Çarşısı ve çevresinin de geçmişte farklı meslek gruplarına ev sahipliği yaptığını belirten Demirkök, “50’li yılların ortalarına kadar orada kelleciler, demirciler vardı. Hemen yanında Kasap Pazarı bulunuyordu. Çınarlı Camii’nin olduğu bölgede yoğun bir ticari hayat vardı. Ayrıca şehir sinemasında gün boyu film gösterimleri yapılırdı” diyerek eski Malatya’nın sosyal yaşamına dair önemli detaylar paylaştı.
DEMİRKÖK’TEN UMUT VE YENİDEN BAŞLAMA VURGUSU
Yaşanan değişimlerin bireyler üzerindeki psikolojik etkilerine de değinen Demirkök, bu tür travmalarla başa çıkmanın yollarını da anlattı. Kendi yaşamından örnek veren Demirkök, her güne yeni bir başlangıç olarak bakmanın önemine vurgu yaptı. “Buzdolabımın üzerine ‘Her gün yeni bir başlangıç’ diye yazdım. İnsan her sabah hayata umutla bakmalı ve aklını zenginleştirmeli. Bu, diri kalmanın en önemli yolu” diye konuştu.
“AYAKTA KALMANIN EN ÖNEMLİ ŞARTI SÜREKLİ ÖĞRENMEK VE GELİŞİME AÇIK OLMAK”
Günümüz dünyasında ayakta kalmanın en önemli şartlarından birinin sürekli öğrenmek ve gelişime açık olmak olduğunu belirten Demirkök, teknolojik gelişmelere uyum sağlamanın önemine dikkat çekti. 1980’li yıllarda çıkan hesap makinelerini aktif olarak kullandığını, daha sonraki yıllarda da teknolojiyi yakından takip ettiğini ifade eden Demirkök, “Bugün 88 yaşında birinin akıllı telefon kullanması çok yaygın değil. Ama ben birçok fonksiyonunu kullanabiliyorum. Bu tamamen öğrenmeye açık olmakla ilgili” şeklinde konuştu.
“ESKİYİ KAYBETMEDEN YENİYİ KAZANMAK GEREK”
Yaşlılığın kaçınılmaz olduğunu ancak buna nasıl hazırlanıldığının önemli olduğunu vurgulayan Demirkök, “Çağın gerektirdiği yenilikleri takip etmezseniz geri kalırsınız. Eskiyi kaybetmeden yeniyi kazanmak gerekiyor” dedi.
Eğitim ve okuryazarlığın önemine de değinen Demirkök, günlük yaşamdan verdiği örnekle bu durumun hayati bir gereklilik olduğunu vurguladı. Demirkök, “Bir otobüs durağında bekliyorsunuz ve okuma yazma bilmiyorsanız, geçen araçların nereye gittiğini anlayamazsınız. Bu da hayatı doğrudan etkileyen bir eksikliktir” ifadelerini kullandı.
TÜRKAN YILDIZ KAYA
