Malatya Sonmanşet gazetesi Yazı İşleri Müdürü Sinem Hatun Davut’un hazırlayıp sunduğu ve BUSABAH TV YouTube kanalında yayınlanan Haftanın Nabzı programına konuk olan Fevzi Çiçek, kayısı üretiminde iklimsel riskler, doğru tarım teknikleri ve küresel pazardaki güncel tehditler üzerine kapsamlı açıklamalarda bulundu.
Başkan Çiçek, tarımsal üretimin tesadüflere bırakılamayacak kadar ciddi bir ekonomik faaliyet olduğunu belirterek, modern teknolojinin ve bilimsel verilerin ışığında hareket edilmesinin zorunluluğuna dikkat çekti. Geleneksel yöntemlerin yerini bilinçli tarıma bırakması gerektiğini vurgulayan Çiçek, Malatya kayısısının dünyadaki üstünlüğünü koruyabilmesi için acil bir dönüşüm sürecine girilmesi gerektiğini ifade etti.
“UZUN SÜRELİ DON OLAYLARINDA CİDDİ ZARAR OLUŞUR”
Zirai donun sadece bir soğuk hava olayı değil, biyolojik bir yıkım olduğunu belirten Fevzi Çiçek, özellikle çiçeklenme dönemindeki hassasiyeti açıklayarak, "Zirai don iki türlüdür: Radyasyon (ışıma) donları ve adveksiyon donları. Her iki tür de özellikle çiçek dönemi gibi hassas evrelerde eksi dereceler nedeniyle donmaya yol açar ve meyve oluşumunu engeller. Tomurcuk döneminde yapılan araştırmalar, bitkinin -4 dereceye kadar dayanabildiğini göstermektedir. Yarım saat–45 dakika süren kısa süreli soğuklar tolere edilebilir; ancak uzun süreli don olaylarında, özellikle 2025’te acı bir şekilde tecrübe ettiğimiz gibi ciddi zarar oluşur. Çiçek dönemi daha hassastır ve -3 derecede kısa süreli dayanım görülürken, sonrasında hasar başlar. Küçük meyve döneminde ise -1 ile -2 derecelerde bile telafisi olmayan zararlar oluşabilir" ifadelerine yer verdi.
Başkan Çiçek, donun en etkili olduğu zaman dilimine dikkat çekerek, 03.00 ile 05.00 saatleri arasındaki radyasyon donlarının alttan yukarıya doğru soğuk hava hareketiyle ağaçları savunmasız bıraktığını ekledi.
“ÜRETİCİ ZİRAİ DONDAN NASIL KORUNABİLİR?”
Çiftçiliğin iklim faktörlerine doğrudan bağlı bir açık alan üretimi olduğunu hatırlatan Fevzi Çiçek, dondan korunmanın bahçe tesisinden başladığını vurgulayarak, "Zirai dondan daha az etkilenmek için işe en baştan başlamak gerekir. Bahçe tesis edilirken bölgenin iklim yapısı dikkate alınmalıdır. Don çukuru, hava sirkülasyonu olmayan alanlara kurulan bahçelerde, ne kadar teknik uygulanırsa uygulansın başarılı sonuç alınamaz. Zayıf ve bakımsız ağaçlar dona karşı daha hassas olurken, iyi bakılmış ağaçlar daha dirençlidir. Saman yakma, sulama sistemleri, rüzgâr türbinleri ve sisleme gibi yöntemler kullanılabilir; ancak burada önemli olan üreticinin kendi imkânlarına ve arazisinin yapısına göre en uygun tekniği, uzman desteği alarak belirlemesidir" ifadelerini kullandı.
“BUGÜN KARŞIMIZDA ÇOK GÜÇLÜ RAKİPLER VAR”
Malatya kayısısının dünyadaki konumu hakkında vatandaş arasında yerleşmiş tekel anlayışının bir risk oluşturduğunu belirten Çiçek, acı tabloyu paylaştı:
"Yıllardır 'En iyi kayısıyı biz üretiyoruz, dünya kuru kayısı piyasasının yüzde 80-90’ını biz karşılıyoruz' söylemiyle hareket ettik. Aromamızın üstünlüğü bize aşırı bir özgüven verdi ve bu, rakiplerimizi görmemizi engelledi. Oysa son 3-4 yıldır dünya kuru kayısı piyasasındaki payımız yüzde 45 civarına geriledi. Malatya’da üretilen kayısının yüzde 90’ının ihraç edilmesiyle, dünya pazarının yüzde 90’ına sahip olmayı karıştırmamak gerek. Bugün karşımızda kendi ellerimizle fidan verdiğimiz çok güçlü rakipler var."
“EN BÜYÜK RAKİBİMİZ ÖZBEKİSTAN”
İran ve Orta Asya ülkelerinin modernizasyon konusunda ciddi ilerleme kaydettiğini belirten Çiçek, özellikle Özbekistan’ın yarattığı tehlikeye işaret ederek, "Potansiyel açısından en büyük rakibimiz şu an Özbekistan’dır. 2025 verilerine göre Özbekistan yaklaşık 70 bin ton kuru kayısı üretimiyle büyük bir avantaj yakalamıştır. Üstelik Rusya pazarını neredeyse gümrüksüz ihracat imkânıyla büyük ölçüde kazanmış durumdalar. Bizim aromamız daha yüksek olabilir ama ürün endüstriyel kullanım içindeyse ve fiyat farkı açıksa, dünya piyasası ucuz olanı tercih edebiliyor. 'Tekeliz' diyerek yerimizde sayarsak, pazarımızı tamamen kaptırabiliriz" diye konuştu.
“YANLIŞ UYGULAMALAR MALATYA’NIN DÜNYA MARKASI İMAJINA ZARAR VERİR”
Üretim kalitesinin yanı sıra gıda güvenliği ve pazarlama stratejilerinin Malatya’nın geleceğini belirleyeceğini ifade eden Ziraat Mühendisleri Odası Başkanı, kritik uyarılarda bulunarak, "Pazarlama yöntemlerimizi geliştirmediğimiz, ürünleri mamul veya yarı mamule çeviremediğimiz sürece en büyük riskimiz pazarlama olacaktır. İlaç kalıntıları, kükürt kullanımı ve aflatoksin oluşumu pazarı doğrudan olumsuz etkiler. Üreticinin reçeteye uygun hareket etmesi, hasat öncesi bekleme sürelerine riayet etmesi hayati önem taşır. Yanlış uygulamalar sadece üreticiye değil, Malatya’nın dünya markası imajına zarar verir. Bilinçli üretici hem kendi kazancını hem de ülke ekonomisini korur" açıklamalarına yer verdi.
Başkan Fevzi Çiçek, çiftçiliğin bir komşu alışkanlığı değil, bilimsel bir ekonomik faaliyet olarak görülmesi gerektiğini belirterek; Mart ve Nisan aylarının Malatya kayısısı için hem iklimsel hem de stratejik açıdan kader ayları olduğunu hatırlatarak sözlerini tamamladı.
Muhabir: SİNEM HATUN DAVUT
