Cumhuriyet Halk Partisi (CHP) eski İl Başkanı Enver Kiraz, gazeteci Berkman Dulcan ve Malatya Sonmanşet gazetesi Yazı İşleri Müdürü Sinem Hatun Davut’un sunduğu BUSABAH TV YouTube kanalında yayınlanan Haftanın Nabzı programına konuk oldu. Programda CHP kanadında yaşanan gelişmeler ele alındı.
Programda öncelikle Milletvekili Veli Ağbaba ile ilişkisini değerlendiren Enver Kiraz,
“Benim Veli Ağbaba ile her zaman aram iyidir. 99 yılında beni siyasete katan Veli Ağbaba’dır. Ben vefalı bir insanım. Hiçbir zaman kimseye vefasızlık yapmam. Asla yapmam o günden bugüne yaptığım bütün görevlerde belki Malatya'da ailemden daha fazla bana destek olan, katkı sunan kişi kimdir deseniz Veli Ağbaba’dır. Hem milletvekili adayı olduğumda hem her il başkanı adayı olduğumda her seferde yanımda durmuştur. Beni desteklemiştir. Hiçbir problemim yok. Ayrıca ben de 25 yıllık bu siyasi hayatım boyunca her aşamasında ben de Veli Ağbaba’nın yanında durdum. Son geldiğimiz aşamada da hatta geçenlerde hatırlarsınız Veli Ağbaba ile ilgili bu işte yolsuzluk vesaire gibi çeşitli şeyler ortaya atılınca partiden bir çağrı vardı. O gün kalktım gittim ilçe başkanlarımızın tam ortasında durdum. Belediye başkanlarımız da vardı. İlçe başkanlarımız da vardı. Hepsi şahit, birlikte Veli Ağbaba'ya destek verdik ve Veli Ağbaba gerçekten Malatya için değerlidir dedik. Malatya için anlamlıdır dedik. Önemlidir dedik. Veli Ağbaba'nın yanında durduk. Şu anda da Veli Ağbaba’yla herhangi bir problemim, husumetim asla söz konusu değil. Söz konusu olamazdı. Yani Veli Ağbaba'nın ben her zaman yanında oldum. Veli Ağbaba’ da Cumhuriyet Halk Partisi'nin milletvekilidir”
ifadelerine yer ver verdi.
YAKIT BORCU AÇIKLAMASI
Erdem Aslanoğlu döneminde iddia edilen yakıt ve finansman sıkıntısına yönelik de bazı değerlendirmelerde bulunan Enver Kiraz,
“11 yıl önce gerçekleşen bir genel seçim sonucunda gerçekleşen bir durum bu. Ben farklı bir şey söyledim ama çok farklı şeylerle karşılaştım. Ben ayrıca çok suçlayıcı çok şey içerisinde de bulunmadım. Bir hakaret de etmedim. Örneğin yani siz sordunuz Veli Ağbaba’yla aran nasıl? Benim Barış Yıldız’la da aram iyi. Ama gördüğümüz bir eksiği söylediğimizde niye rahatsızlık duyuyorsunuz? Yani burada bir eksiklik var. Ben partinin böyle yönetilmiş olmasından rahatsız olduğumu ifade ettim. Mesela şu da olabilir. Yani parti borcunu ödeyemez. Benim babamın şirketi değil ki, paramız yetersizdir. Parti zaman zaman icraya da verilebilir, bu da olabilecek şeyler. Genel merkezimiz var, il başkanlığımız var. Kurumsal bir kimlik burası. Ben il başkanlığına geldim. Benimle de bir süre çalıştı o arkadaş ama geçmişte çalışmıştı. Sonra bizi mahkemeye verdi. Mahkeme yoluyla Cumhuriyet Halk Partisi’nden hem SSK'sını aldı, SGK’sını aldı. Onunla da emekli oldu. Bir de SGK’sı da yeterliydi. 10 küsür yıl aldı yani SGK desteği olarak. Ayrıca eksik maaşlarını aldı, tazminatını aldı. Şimdi Cumhuriyet Halk Partisi de işte çıkarmış şeyler var. Yeni yönetimin gelmesiyle birlikte il başkanlığında onların tazminatı ödenmesi ne olacak? Muhtemelen yeni yönetim çıkarmıştır diye düşünüyorum eski yönetimle çalıştıklarına göre. İçeriğini bilmiyorum ama şöyle düşünüyorum işten ayrıldığına göre o da yarın tazminat isteyecek. O da yarın mahkemeye gidecek. Mahkemeye gittiğinde Cumhuriyet Halk Partisi onun gereğini yerine getirecek. Sonuçta bu partinin genel merkezi var. Bu partinin kurumsal kimliği var. Bütün borçlar kurumsal kimliği bağlıyor. Yani bütün partinin borçları kurumsal kimliği de bağlar. Özellikle çalışan personel konusunda ve diğer ödemeler konusunda bu 2015'te seçim çalışmalarında harcanmış olan bir petrol yani yakıt daha doğrusu araç yakıtı. O zaman Erdem Aslanoğlu bizim ikinci sıra adayımızdı. O ödeyecekti aramızdaki bir anlaşmazlık nedeniyle belki o da yeterince duyarlı davranmamıştır. Biz yeterince iletememişizdir. Sonra böyle bir şey olduğunu duyduk. Arkadaşı da çağırdık. Zaten arkadaş da partilimiz, geri çektiler. Parasını da ödedik. Yani herhangi bir sıkıntı yok orada. Ben 11 yıl boyunca kendi arabamı kullandım. Kendi arabamın yakıtını kendim aldım. Ankara'ya giderken de Antalya'ya giderken de İstanbul'a giderken de kendi aracımla gittim. Bu süre içerisinde 3 tane araç değiştirdim. 3 aracı da şunun için değiştirdim. Yıllık 50 bin km yol yaptım. 3 yılda bir, 4 yılda bir araç değiştirmek zorunda kaldım. Yani çok kilometre yaptığım için. Çünkü her yere aracımla gidiyordum”
şeklinde konuştu.
“BU FATURA NASIL YENİ ATANAN YÖNETİCİLERİN ELİNE GEÇTİ?”
CHP’de iddia edilen 18 milyon TL tutarındaki fatura konusuna da değinen Enver Kiraz,
“18 binmiş, 18 milyonmuş. Arada çok fark var ama dağlar kadar fark var. Dolayısıyla bu mesele benim meselem değil dedim. Benim bakış açım da bu değil. Yani ben demiyorum ki 18 milyonluk fatura vardı ya da 18 bin liralık fatura vardı. Çünkü ben konuya hakim de değilim. Eski yöneticiler orada, yeni yöneticiler orada. Hepsi kendince çeşitli değerlendirmeler yapıyor, çeşitli açıklamalar yapıyor. Sonuçta kendilerini ispatlamakla yükümlüler. Biri gündeme getirmişse o biri de ispatlasın. Yani benim şu anda söyleyeceğim çok bir şey yok ama esnaf olarak şunu söyleyebilirim veya siyasi partinin il başkanlığını yapmış birisi olarak, şimdi bu faturanın benim en garibime giden şeyi şu, bu faturanın eski yönetim tarafından neden evraklar arasına çıkarılmadığı ya da yeni yönetime nasıl geçtiği yani yeni yönetimin elinde bu fatura çarşaf çarşaf dolanıyor. İptal edilen bir fatura. Ben de esnafım. Yani bir yerde çarşaf çarşaf dolanmaz fatura. Onun üzerine iptal yazılır ve o maliyede hemen düşülür. Bütün esnaf arkadaşlarımız bilirler bu durumu. Ama üzerinde herhangi bir yazı yok. Bir de e-fatura bu. Yani e-fatura olarak e-arşiv olarak gözüküyor. Bu fatura nasıl yeni atanan yöneticilerin eline geçti ilk günden? Nerede buldular? Evraklar içerisinde. Evraklar içerisinde niye vardı bu fatura? İptal edilen faturanın evraklar içerisinde ne işi var? Burada bir boşluk var. Bu boşluğu anlayamıyorum ben. Ben de il başkanlığı yaptım. Bütün defterlerim partide. Dolayısıyla bütün defterlerimi inceleyebilirler. Böyle bir fatura da göremezler. İptal faturası da evrakların içinde olmaz. Bütün faturalarım nettir. Dolayısıyla bu faturanın şu anda fiziki olarak duruyor olması benim kafamda soru işareti oluşturuyor. Bir taraftan ben de inanmıyorum. Yani bir tarafta 18 milyonluk bir ödemeye ben de inanmıyorum yani. Ama evrakta sonuçta bir hata yapılmış bir yerde. Yani bir yerde bir hata yapıldığı için bu fatura şimdi elden ele dolaşıyor. Arkadaşlar çıkıp şunu söyleseler belki daha inandırıcı olacak ‘Biz tamam hata yaptık burada.’ Ama bunu da söylemiyorlar. Israrla ‘Bu fatura iptal edildi.’ İptal edildi de fatura hala e arşiv şeklinde duruyor. E maliye kayıtlarına söylentilere göre, iddialara göre maliye kayıtlarında duruyor. Yani nasıl oldu ben anlamıyorum”
diye konuştu.
“YÜKLÜ FATURALARIN MUTLAKA BİR SÖZLEŞMESİNİN OLMASI LAZIM”
Sözlerine devam eden Enver Kiraz son olarak şöyle konuştu:
“Siyasi partilere çok para gelince, çok girdi olunca suistimaller artar dedim. Bu tür söylemler de onun üzerinden çıkıyor dedim. Tabii bu tür yoksa 18 milyonu konuşacak hal mı var partide? Ama çok para konuşulduğu için, çok para girdisi olduğu için bu rakamlar da konuşulabiliyor. Benim söylemek istediğim buydu. Dedim ki ben ve benden önceki bütün il başkanları için söylüyorum hepsi çok mütevazi yönettiler. Ama benden sonra ne olduysa ya il başkanı sonuçta bu partiyi temsil ediyor. İl başkanının maaşı yok maaşının olmamasının nedeni şu sen gönüllü olarak partiye hizmet edeceksin deniliyor. Yöneticinin de öyle, ilçe başkanının da öyle. Yani gönüllü olarak partiye hizmet etmeyeceksen bu görevi almayacaksın. Gönüllü olarak her şeyi cebinden yapacaksın. Gönüllü olarak partiye hizmet edeceksin. Bunun anlamı bu. Tüzükte de bu yazar. Parti kar amaçlı değil. Hizmet amaçlı kurulmuş. Sen oraya hizmet etmekle yükümlüsün. Hizmet ederken de il başkanı olarak diyor ki sen maaş alamazsın. Maaşın yok. Onun için şoförün olamaz. Onun için yani partide ödediğin kendi maaşın yoksa şoförün niye olsun? Bu faturaların karşısına ne yapıldı? Çünkü yüklü faturaların mutlaka bir sözleşmesinin olması lazım. Yani onun da dahil edilmesi lazım. Her şeyin hukuki olması yetmiyor. Etik olmasına, ahlaki olmasına da bakacaksın. Bu partinin parası, bu partinin her kuruşu bu partilerin kendi malı. Ayrıca Türkiye'nin malı. Şimdi siyasi parti Cumhuriyet Halk Partisi devletten ne alıyor? Katkı alıyor. Her yıl alıyor. Seçim dönemlerinde daha fazla alıyor. Dolayısıyla bu vergilerimizle bu siyasi partilere yapılıyor. Bu hepimizin parası. İkinci bir şey, parti üyelerinin aidatları var. Parti üyelerinin hepsinin hakkı var o parada. Sen götürüp kendi lüks otellerde, lüks restoranlarda bu parayı çarçur edemezsin.”
HANİFE SARI


