Dünya Sağlık Örgütü (DSÖ) verilerine göre her yıl dünya genelinde yaklaşık 11 milyon insan sepsis nedeniyle hayatını kaybetmektedir. Bu sayı, toplam küresel ölümlerin neredeyse beşte birini oluşturmaktadır. Türkiye'de ise her yıl binlerce hasta sepsis tanısı ile yoğun bakım ünitelerine yatırılmaktadır.

Sepsis, vücutta bulunan bir enfeksiyonun kontrolsüz bir şekilde yayılması ve bağışıklık sisteminin buna aşırı tepki vermesiyle oluşur. Enfeksiyon genellikle akciğerler (zatürre), idrar yolu, deri ya da sindirim sistemi gibi bölgelerden kaynaklanabilir. Normal şartlarda bağışıklık sistemi enfeksiyonlarla savaşır, ancak sepsiste bu savaş kontrolden çıkar ve vücudun kendi dokularına zarar vermeye başlar. Sepsis, zamanında müdahale edilmezse çoklu organ yetmezliğine, septik şoka ve ölüme yol açabilir. Bu nedenle “zamana karşı yarış” sepsis için hayati önem taşır.

GRİBAL ENFEKSİYONLARLA KARIŞTIRILABİLİYOR

Sepsisin belirtileri başlangıçta gribal enfeksiyon, idrar yolu enfeksiyonu ya da basit bir iltihapla karıştırılabilir. Bu da tanıyı zorlaştırır. Ancak aşağıdaki belirtiler bir araya gelmişse, acil tıbbi yardım alınmalıdır:

Erken Belirtiler: Yüksek ateş (38 derece üzeri) veya düşük vücut ısısı (hipotermi), titreme, üşüme, hızlı kalp atışı (taşikardi), hızlı solunum (nefes darlığı hissi), ciltte solukluk, soğukluk veya lekelenme, aşırı halsizlik, yorgunluk, bilinç bulanıklığı, kafa karışıklığı, idrar çıkışında azalma, düşük tansiyon.

İLERLEMİŞ SEPSİSİN BELİRTİLERİ (SEPTİK ŞOK):

Tansiyonun tehlikeli seviyelere düşmesi, cilt renginde morarma veya siyahlaşma, organ yetmezliği (böbrek, karaciğer, akciğer, kalp), yoğun bakım ihtiyacı, bilinç kaybı. Bu belirtiler özellikle yaşlılar, bağışıklık sistemi zayıf olanlar, diyabet hastaları, kanser tedavisi görenler ve bebeklerde daha hızlı ilerleyebilir.

SEPSİS KİMLERDE DAHA SIK GÖRÜLÜR?

Bazı risk grupları sepsis açısından daha büyük tehdit altındadır: Yaşlılar (65 yaş üstü), yeni doğanlar ve küçük bebekler, kronik hastalığı olanlar (diyabet, böbrek yetmezliği, karaciğer hastalığı), bağışıklık sistemi zayıf olanlar (kanser hastaları, AIDS hastaları, organ nakli alıcıları), yoğun bakımda yatan hastalar, açık yarası, yanığı ya da invaziv işlemler geçirmiş kişiler.

Sepsisin tanısı, hastanın şikayetleri, fizik muayene bulguları ve laboratuvar testleri ile konur. Kan kültürleri, enfeksiyon kaynaklarının belirlenmesi açısından önemlidir. Laktat düzeyi, organ fonksiyon testleri, akciğer grafisi, idrar tahlili gibi testler tanı sürecinde kullanılır. Hekimler genellikle "qSOFA" skoru gibi kriterlerle sepsis riskini hızlıca değerlendirebilirler. Bu kriterler arasında düşük tansiyon, yüksek solunum sayısı ve bilinç bulanıklığı yer alır.

Sepsis tedavisi genellikle hastanede, özellikle de yoğun bakım ünitesinde yapılır. Tedavi süreci şu unsurları kapsar: Antibiyotik tedavisi (enfeksiyonun türüne göre belirlenir). Sıvı tedavisi (damar yoluyla verilen sıvılarla tansiyonun yükseltilmesi). Oksijen desteği. Organ destek tedavisi (böbrek yetmezliği için diyaliz, solunum yetmezliği için ventilatör gibi). Gerekirse cerrahi müdahale (enfeksiyon odağının boşaltılması). Tedavide başarı, tanının ilk 1-3 saat içinde konulması ve antibiyotik başlanmasına bağlı olarak ciddi şekilde artar. Bu yüzden ilk saatler çok kritik denir.

SEPSİSTEN KORUNMAK MÜMKÜN MÜ?

Sepsisi tamamen önlemek her zaman mümkün olmasa da risk büyük oranda azaltılabilir. İşte alınabilecek bazı önlemler: Enfeksiyonların erken ve uygun şekilde tedavi edilmesi. Aşıların zamanında yapılması (özellikle grip ve zatürre aşısı). El hijyenine dikkat edilmesi. Yara bakımının düzgün yapılması. Bağışıklık sistemini güçlendiren yaşam tarzı alışkanlıkları. Sepsis, vücudun enfeksiyona verdiği aşırı tepki sonucu gelişen ve zamanında müdahale edilmediğinde ölümcül olabilen ciddi bir sağlık sorunudur. Bu nedenle halk arasında sepsis farkındalığının artırılması, belirtilerin tanınması ve risk gruplarının bilinçlendirilmesi büyük önem taşır. Hızlı tanı, erken müdahale ve etkili tedavi ile sepsisten kurtulmak mümkündür. Şüpheli bir durumda gecikmeden bir sağlık kuruluşuna başvurmak hayat kurtarır.

Muhabir: MEHMET TEVFİK CİBİCELİ