Malatya’nın tarihî kimliğinin en önemli parçalarından biri olan Eski Malatya’daki Kırk Kardeşler Şehitlik Mezarlığı, yeniden kapsamlı bir çalışma sürecine giriyor. Selçuklu ve Osmanlı dönemlerinden izler taşıyan, içerisinde farklı dönemlere ait mezar taşları ve tarihî yapı unsurları bulunan alanda arkeoloji ve restorasyon çalışmalarının startı verildi. Tarihî alanın yalnızca bir mezarlık olarak değil, Malatya’nın Anadolu’daki Türk-İslam tarihindeki yerini ortaya koyan önemli bir kültür varlığı olarak değerlendirilmesi hedefleniyor.

Malatya Valiliği tarafından düzenlenen törenle başlatılan çalışmalar kapsamında, Kırk Kardeşler Selçuklu Mezarlığı’nın tarihî dokusunun araştırılması, mevcut yapıların korunması ve alanın gelecek nesillere daha sağlıklı şekilde aktarılması amaçlanıyor.

TARİHÎ ALAN YENİDEN ELE ALINIYOR

Yaklaşık 112 dönümlük geniş bir alana yayılan Kırk Kardeşler Mezarlığı, barındırdığı tarihî mezar taşları ve mimari unsurlarla dikkat çekiyor. Alanda 13’üncü ve 15’inci yüzyıllara ait mezarların yanı sıra, 14’üncü yüzyıl Selçuklu dönemine ait olduğu belirtilen mezar taşları, iki kümbet ve farklı mezar tipleri bulunuyor. Çerçeveli, kapaklı, taşlı ve lahit tipi mezarların yanı sıra bitkisel ve geometrik motiflerle süslenmiş mezar taşları, dönemin taş işçiliği ve süsleme sanatına ilişkin önemli bilgiler sunuyor.

Arkeologların değerlendirmelerine göre Kırk Kardeşler Mezarlığı, Bitlis’in Ahlat ilçesinde bulunan Selçuklu Meydan Mezarlığı ile aynı döneme ışık tutan önemli merkezlerden biri olarak değerlendiriliyor. Bu yönüyle alanda yapılacak çalışmaların yalnızca Malatya tarihi açısından değil, Anadolu Selçuklu tarihinin anlaşılması açısından da önem taşıdığı ifade ediliyor.

SAMİ ER’DEN RESTORASYONLARA SERT ELEŞTİRİ

Çalışmaların başlangıç töreninde konuşan Malatya Büyükşehir Belediye Başkanı Sami Er ise tarihî yapıların restorasyonunda özgünlüğün korunması gerektiğine dikkat çekti. Er, geçmiş dönemde Battalgazi surlarında gerçekleştirilen restorasyon çalışmasını örnek göstererek, yapılan müdahalenin tarihî yapının kimliğini yeterince yansıtmadığını söyledi. Başkan Er, geçmişte Özel İdare Genel Sekreterliği döneminde kültür varlıklarının korunması amacıyla kaynak ayrıldığını hatırlatarak, Battalgazi surlarının onarılması yönünde karar aldıklarını ifade etti.

Er, “Battalgazi surlarını onaralım dedik. Onardık ve ben ondan sonra ihaleden sonra gittim ama hakikaten güzel olmamış yani, aslına uygun olmamış. Sanki sıradan bir taş duvar gibi olmuş” sözleriyle yapılan çalışmaya yönelik eleştirisini dile getirdi. Tarihî yapıların yalnızca fiziksel olarak ayakta tutulmasının yeterli olmadığını belirten Er, restorasyon çalışmalarında yapının dönemsel özelliklerinin ve özgün mimarisinin korunması gerektiğini vurguladı. Er, “Onun için bunu aslına uygun yapmak lazım” diyerek tarihî yapılarda yeni bir restorasyon anlayışına ihtiyaç olduğunu ifade etti.

GÖZLER YENİ RESTORASYON ÇALIŞMALARINDA

Sami Er’in açıklamaları, geçmiş dönemde yapılan restorasyonların yeniden değerlendirilmesi tartışmasını da beraberinde getirdi. Kırk Kardeşler Mezarlığı’nda başlatılan yeni çalışmalarla birlikte, tarihî alanın korunması konusunda daha kapsamlı bir yaklaşım ortaya konulması bekleniyor. Yeni süreçte arkeolojik araştırmaların yanı sıra restorasyon çalışmalarının da tarihî dokuya uygun şekilde yürütülmesi planlanıyor. Özellikle mezar taşlarının, kümbetlerin ve alandaki diğer tarihî unsurların korunması çalışmaların önemli başlıkları arasında yer alacak.

“ANADOLU’NUN TAPUSU MEZARLARIMIZDIR”

Törende konuşan Malatya Valisi Seddar Yavuz da Kırk Kardeşler Mezarlığı’nın tarihî önemine dikkat çekti. Yavuz, Eski Malatya olarak adlandırılan bölgenin özellikle Selçuklular döneminde önemli eserlerin bırakıldığı bir alan olduğunu belirtti. Kırk Kardeşler Mezarlığı’nın Malatya’nın ve Anadolu’nun İslamlaşması ile Türkleşmesindeki rolünün ortaya çıkarılması gerektiğini ifade eden Yavuz, geçmişte bazı kazı ve araştırmaların gerçekleştirildiğini ancak alanın büyüklüğü nedeniyle daha kapsamlı çalışmalara ihtiyaç bulunduğunu söyledi.

Yaklaşık 112 dönümlük mezarlık alanında farklı yüzyıllara ait mezarların bulunduğunu belirten Yavuz, mezar taşlarının dönemin sanat anlayışını ortaya koyduğunu dile getirdi. Mezar taşlarındaki işçilik ve süslemelerin Türklerin taş işçiliğindeki seviyesini gösterdiğini belirten Yavuz, Ahlat’taki Selçuklu mezar taşları ile Kırk Kardeşler’deki örneklerin benzer bir tarihî ve sanatsal çizgi taşıdığını ifade etti.

Yavuz, tarihî mezarlıkların yalnızca geçmişe ait kalıntılar olarak görülmemesi gerektiğini belirterek, “Anadolu’nun tapusu mezarlarımızdır” dedi. Mezarların korunmasının ecdada duyulan saygının da bir göstergesi olduğunu ifade eden Yavuz, tarihî mirasın gelecek kuşaklara aktarılması gerektiğini vurguladı.

MALAZGİRT’E SADECE SAVAŞ OLARAK BAKILMAMALI

Vali Yavuz konuşmasında Anadolu’nun Türkleşme sürecinin yalnızca 1071 Malazgirt Zaferi üzerinden askerî bir başarı olarak değerlendirilmemesi gerektiğine de dikkat çekti. Selçuklu Devleti’nin dönemin Bizans İmparatorluğu’na karşı mücadele edebilecek askerî, bilimsel ve teknolojik kapasiteye sahip olduğunu belirten Yavuz, Malazgirt Zaferi’nin arkasında ciddi bir hazırlık bulunduğunu söyledi.

1071’de Bizans’ın yenilmesinin dönemin şartları içerisinde değerlendirilmesi gerektiğini ifade eden Yavuz, Selçukluların yalnızca savaş meydanında değil, bilim, sanat, teknoloji ve kültür alanlarında da önemli bir birikime sahip olduğunu dile getirdi. Yavuz, bu nedenle Kırk Kardeşler’deki mezar taşlarının da daha geniş bir tarihî çerçevede değerlendirilmesi gerektiğini söyledi. Mezar taşlarındaki sanatın, Selçuklu döneminin kültürel ve teknik seviyesinin bir parçası olduğunu ifade etti.

“MALATYA FELSEFENİN MERKEZİYDİ”

Vali Yavuz, Malatya’nın Selçuklu dönemindeki kültürel ve düşünsel konumuna ilişkin de önemli değerlendirmelerde bulundu. Tarihî kaynaklara göre Malatya’nın Selçuklular döneminde felsefenin merkezlerinden biri olduğunu belirten Yavuz, kentte bugün de güçlü olduğu düşünülen eleştirel düşüncenin tarihsel bir arka planının bulunduğunu söyledi. Yavuz, “Malatya felsefenin merkezi Selçuklularda” diyerek, kentin Selçuklu dünyasındaki konumunun yalnızca siyasî ve askerî gelişmelerle sınırlı olmadığını ifade etti.

İbn-i Arabi, Sadreddin Konevî ve Niyazi-i Mısri gibi önemli isimlere de değinen Yavuz, Selçuklu döneminde Kayseri ve Sivas’ın farklı alanlarda öne çıktığını, Malatya’nın ise felsefi düşünce açısından önemli bir merkez olarak değerlendirildiğini kaydetti. Yavuz, Malatya’daki eleştirel düşüncenin güçlü olmasının nedenlerinden birinin de kentin geçmişteki bu düşünce ortamı olduğunu ifade etti. Törende Başkan Sami Er’in “Malatya’nın mayasında eleştiri var” şeklindeki değerlendirmesi de dikkat çekti.

SİNEM HATUN DAVUT