Bakış Açısı programı önceki gün saat 20.00’de yayınlandı. Gazeteci Güler Hazar Doğan ve Busabah Medya Yönetim Kurulu Üyesi Umut Bozkurtoğlu’nun konuk olduğu, Moderatörlüğünü Malatya Sonmanşet Gazetesi Yazı İşleri Müdürü Sinem Hatun Davut’un üstlendiği programda, sağlık alanında yaşanan sıkıntılar,  elektrik kesintileri gibi Malatya’yı yakından ilgilendiren konular ele alındı.

“HER ALANDA BİR PLAN VE PROGRAMSIZLIKLA KARŞI KARŞIYAYIZ”

Burada öncelikle sağlık alanında yaşanan sorunlar için konuşan Busabah Medya Yönetim Kurulu Üyesi Umut Bozkurtoğlu,

“AK Parti iktidarının en önemli maddelerinden birisi sağlıktı. Sağlıkta özel hastanelerle birlikte rantların döndüğü bir çalkantılı süreç geçti. Özellikle özel hastanelerde bebek ölümleri vakaları gündeme geldi. Bizim dönemlerimizde yani 87-88 yıllarında tarımda, sağlıkta, hayvancılıkta kendimize yeten bir ülkeydik. Son zamanlarda yani 2 yıl önceye baktığımızda sağlıktaki şiddetleri önleyemedik ayrıca doktorlarımıza sahip çıkamadık. Özellik son zamanlarda diş randevularında tanıdığın yoksa yani işini yapacak kimseyi bulamıyorsun. Malatya'nın nüfusu 700 bin, 700 bin insanın yıllık ortalama olarak diş şikayetleri nelerdir diye bir çalışma yapılamaz mıydı? Buna göre politikalar ve çözüm önerileri getirmez mi? Şu anda bu hastanelerin Malatya nüfusuna hizmet edebilme ihtimali dahi yok. Yani hastane yönetimini suçlamak da doğru değil. Dikkat ederseniz 2020'li yıllarda başlayarak da çok ciddi manada diş klinikleri açıldı. Malatya'nın şu anda ayakta kalan, o yıkılmayan yerlerindeki en güzel yerler diş kliniklerine dönüştü, diş hastalığına talep olduğu için var. Çünkü devlet buna bakamıyor. İnsanların bir diş çekimi için ödedikleri rakamlara bakın öyle sıradan 300-500 TL değil. Özel sektörü korumak adına da işlerini yapıyor, sadece diş çekimi değil. Yani biz her alanda, bakın her alanda bir plan ve programsızlıkla karşı karşıyayız. Burada vatandaşın mağduriyetine yüzde 100 katılıyoruz. Yüzde 100 de diş hastanelerinde de suç bulmuyorum. Ben birçok hastanenin başhekimini de aradım. Hasta geliyor, yoğun bakımda yer yok. Bana göre sorun Sağlık Bakanlığının sorunu. Sen elindeki doktorları, giderse gitsinler gibi bir politika yürütürsen sonucu da bu olur. Sağlık Bakanlığının plansız, programsız getirdiği nokta bu maalesef”

ifadelerine yer verdi. 

“HANİ SAĞLIKTA DEVRİMDİ, HANİ SAĞLIKTA DÖNÜŞÜMDÜ?”

Konuyu değerlendiren Gazeteci Güler Hazar Doğan ise,

“Şimdi iki tane hastanemiz var, doktorlar çalışma şartları, mesai ve aldıkları ücrete bakarak devlette çalışmayı tercih etmiyor. Diş hekimliği de kendine özel klinik açıyor.  Devlet hastanesinde ağız ve diş sağlığı hastanesinde yapılacak işlemler var, yapılmayacak işlemler var. Zaten yapılamayacak işlemlerde Turgut Özal Tıp Fakültesi’ne yönlendiriyorlar. Özellikle çene cerrahisi gerektiren bazı işlemlerde, narkozlu işlemlerde oraya sevk ediyorlar. Ancak en kolay yol çekmek, atmak, çünkü çok yoğun. Günlerce randevu alamıyorsunuz. Doktor ne yapsın, hasta ne yapsın? Hem hekim mağdur oluyor hem de vatandaş mağdur oluyor. Şimdi ben o yüzden yetkilileri sorumlu tutuyorum bu işlerden. Sadece dişte değil, MR sonuçları dışarıya okutuluyor. Çünkü yeterince okuyacak radyoloğumuz yok. Hani sağlıkta devrimdi, hani sağlıkta dönüşümdü, sizin dönüşümünüz geriye doğru gitmiş. Eski günleri aratır olmuş. Hani kuyruklar falan bitti diyor ya, bitmedi. Tam tersi, çok uzadı, aşırı uzadığı için biz o kuyrukları şimdi evde bekliyoruz.  En ufak bir tahlilde bekliyoruz. Ya bir ultrason tahlilleri için 3-5 ay sonraya gün veriyorlar. Onun dışında kanserli hastaların günlerce tahlil için, tetkik için, biyopsi sonucu için günlerce sıra beklediklerini biliyoruz. Ülkede çok ciddi olarak sağlık politikalarının gözden geçirilmesi gerekiyor. Vatandaş odaklı, ücretsiz, eşit, eğitim gibi, sağlık gibi temel hizmetlerin bütün vatandaşa eşit, ücretsiz ve ulaşılabilir kılacak bir sağlık politikası izlememiz gerekiyor. Bu Malatya'nın sorunu da değil ayrıca. Genel olarak büyükşehirlerde bu sorun var. Malatya'da depremzedelerin 100 milyon lira tutarında lensi çalındı, satıldı. Hastaneden alındı, dışarıya satıldı, tekrar hastaneye parayla geri alındı”

şeklinde konuştu.

“KONTEYNERİ İŞGAL EDEN VATANDAŞLARIN ÇIKARILMASINI DOĞRU BULUYORUM”

Konteyner kentlerin boşaltılmasına yönelik de görüş bildiren Güler Hazar Doğan,

“Bugün İkizce'de çok ciddi bir konut yapıldı. Kiralar 6-7 bin TL’ye kadar düştü. Gayet de şu zamanda uygun kira miktarları. Hak sahibi, evi çıkmış, anahtarını teslim almış ama gidip evinde yaşamıyor, konteyneri tercih ediyor. Bu şekilde konteyneri işgal eden vatandaşların çıkarılmasını doğru buluyorum. Çünkü şehrin de artık, bu kötü görüntüden kurtulması gerekiyor. Ancak Sayın Vali şöyle demişti, durumu olmayan, kira bile ödeyemeyecek olan ama hak sahibi de olmamış, kiracıdır, iyi, kötü, zar zor şartlarda yaşıyordur, o insanları da mağdur etmeyeceğiz. Onlar için de sosyal konutlar yapılacak. Bence valiliğin bu konuda tavrının net olması gerekiyor. Evi çıkanları evine göndermek lazım. Konut yapılan yerleri canlandırmak lazım. Konteynerde ticaret yapan esnafların ekonomik açıdan iyi olanlar dükkân tutması gerekiyor. Büyükşehir belediyesinin konteyner çarşının kaldırılması gerekiyor, çünkü aşırı derecede trafik yoğunluğu var”

cümlelerine yer verdi.

“KONTEYNER KENT ŞEHRİN DIŞINDA BİR BÖLGEDE KURULMALI”

Umut Bozkurtoğlu da konteynerlerin boşaltılmasına dair şunları kaydetti:

“Evden işe gelirken en az 10 tane kiralık ev görüyorum. Bizim yapı stoğumuz kötü değildi. Şu anda depremden sonraki anahtar teslimlerine de baktığımızda, sadece kiracı olan, hak sahibi olmayan insanların yaşayabileceği bir konteyner kent kurulması gerekiyor. Ancak şehrin dışında bir bölgede kurulması lazım. Diğer bölgede kalan konteynerlerin kaldırılması gerekiyor. Geçinme imkânı olmayan, kiracı olup hak sahipleri olmayanların listeleri kaymakamlıklarda, valiliklerde ve AFAD'da var. Fiziki ortamlarda yaşama imkanına sahip olan insanlar da çıkmıyor. Elektrik, su, alışveriş çekleri bedava, buna benzer şeyler hep bedava. Bu bedavalara alışmış insanlar. Ticari boyutunda da, bazı esnafların dükkân tutabilecek ekonomisi var ama ben burada devam edeyim diyor. Bundan dolayı esnafları temsil eden STK'ların da bir an önce bu konuda harekete geçmesi gerek.”

“UTANMAZLIĞIN NİRVANASINA ULAŞMIŞLAR”

 Haşim Karadağ’ın bir gazeteciye yönelik canlı yayında sarf ettiği olumsuz söylemlerini de değerlendiren Güler Hazar Doğan, 

“Birkaç ay önce böyle büyük gürültülerle, kıyametler kopararak, şovlarla geldik, Malatyaspor'u ayağa kaldıracağız, Yeni Malatyaspor, transfer tahtasını açacağız. Malatya'yı futbola kavuşturacağız deyip tonlarca bu kente yalan söylerken de küfür etmiş oldular. Görevini yapan gazeteciye de küfür ediyorlar. Tam da düzeylerine yakışır. Yani ben o, bu kadar yalanı, kamuoyunun gözüne baka baka söyleyen, Malatya'yı kandıran, geçmişte Malatyaspor'u bu kadar zarara uğratan, henüz yargı önünde hiç hesap vermeyen, bu insanlara, hesap sorulmadığı için, pervasızlıklarını, bir doz daha artırdıklarını düşünüyorum. Çünkü bunlara hesap soran, siyasilerimiz yok. Bu şehrin milletvekilleri yok. Haşim Karadağ görevini yapan gazeteciye küfreder, gidip tesisi fotoğraflayan, foto muhabirine saldırır, üstelik de bunu alenen yapıyorlar. Açık kaynaklarda, açık yayınlarda. Yani, utanmazlığın nirvanasına ulaşmışlar”

diye konuştu.

“SPOR BİR AHLAKTIR, BİR CENTİLMENLİKTİR”

Umut Bozkurtoğlu ise konuyla ilgili şöyle söyledi:

“Atatürk'ün dediği gibi, ben sporcunun zeki, çevik ve ahlaklısını severim. Spor bir ahlaktır, bir centilmenliktir.”

“BİR TÜRLÜ YETİŞTİREMEDİLER VE GEREKLİ YATIRIMLARINI YAPAMADILAR”

Güler Hazar Doğan son olarak ilde yaşanan elektrik kesintileri için,

“FEDAŞ depremden sonra Malatya'nın hala enerji nakil hatlarını tamir etmekte ve yenilemekle uğraşıyor, bir türlü yetiştiremediler ve gerekli yatırımlarını yapamadılar. Deprem zamanında vatandaş ne yaptı, köyüne gitti, ev yaptırdı, o hengamede, başını sokabilecek bir an önce yer bulmak zorunda kaldı ve evini yaptırdı. Mecburen ev yaptırmak zorunda kalan vatandaşlar birçok yerlerde 3 yıldır elektriğini bağlayamadı. FEDAŞ fatura, son ödeme tarihini bir gün geçirseniz faizini alıyor, ödeme yapmazsan da 10’nuncu günde hemen elektriği kesiyor. Ancak hizmete gelince hizmet yok paraya gelince hemen alıyor ya da faiz bindiriyorlar.  Ne zaman bir şey özelleştirilirse işte böyle oluyor. 3 senede bırakın şehir kurmayı, ülke kurulur. Tek bir açıklamanız olabilir, yetersizliğiniz, yönetemiyor olmanız, vatandaşı umursamıyor olmanız, koltuklarınızda rahat rahat oturup maaşını alıyor olmanız”

ifadelerini kullandı.

“HAZIRLIKSIZ YAKALANDI”

Umut Bozkurtoğlu da bu konuya dair şu sözlere yer verdi:

“Enerji şirketlerinin bana göre, planlamadığı bir şey vardı. Biz bedava bulduğumuz bir şeyi sonuna kadar israf ederiz. Yani konteynerlerde, gidip bakın, klimalar 24 saat çalışır, Enerji tüketimi doğal olarak arttıktan sonra hazırlıksız yakalandı. Ama su kadar ciddi problem yaratmadı. Malatya'da yaşayan vatandaş kitlesi, vatandaş topluluğu hakkını, hukukunu, talebi, arz etmeyi bilmiyor.”

Muhabir: HANİFE SARI