Malatya’nın dünyaca ünlü kayısısında üretici ile piyasa arasındaki uçurum büyüyor. Geçen yıl 300-400 lira bandında satılan kayısının bu yıl 230-270 liraya kadar gerilediği belirtilirken, aynı ürünün kayısı dükkânlarında 750-800 liraya kadar çıkması tepki çekti. Bir tarafta artan mazot, gübre ve üretim maliyetleri altında ezilen çiftçi, diğer tarafta yüksek fiyat nedeniyle ürüne ulaşmakta zorlanan tüketici bulunuyor. Kayısıdaki bu tabloyu sert sözlerle eleştiren Malatya Ziraat Odaları İl Koordinasyon Başkanı Yunus Kılınç Malatya Sonmanşet gazetesine konuşarak önemli açıklamalarda bulundu.
Kayısı fiyatlarının geçen yıla göre düşük olduğunu ifade eden Malatya Ziraat Odaları İl Koordinasyon Başkanı Yunus Kılınç, geçen yıl kayısının kilosunun 300-400 lira bandında satıldığını hatırlatarak fakat bu yıl maalesef kayısının kilosunun 100 lira daha düşük olduğunu söyledi.
“ŞİMDİ BU NEYİN GÖSTERGESİ?”
“Şu anda kayısının kilosu 230-270 lira arasında değişiyor” diyen Kılınç, “Tabii rekoltemiz düşük. Kayısımızın, tahminlere göre biraz ihracatında da aksama var. Bizim kanaatimizce geçen yıl ağustos ayında yaklaşık 10 bin ton ihracat yapılmış. Ancak bu yıl 3 bin tona kadar düşmüş. Şimdi bu neyin göstergesi? Etrafımızdaki savaşların her türlü yan etkileri var. Bizim kanaatimizce kayısının şu andaki durumu böyle. Fındıkta da öyle, üzümde de öyle. Girdi maliyetlerimiz yükselmesine rağmen kayısının bu yıl 400 lira bandında gitmesi gerekirken şu anda yarı fiyatına satıyoruz. Ancak kayısı dükkânlarında, yani kayısı ürün çeşitlerinin satıldığı yerlerde, bir kilo kayısının 750-800 liraya satıldığını görüyoruz. Ben de 3 kiloluk kayısı aldım, 2 bin 400 lira ödedim. Yani esnafın elinde 800 liradan satılıyor. Çiftçinin elinde ise çok düşüğe satılıyor” diye konuştu.
Bunu yıllarca iddia ettiğini ancak bu durumun maalesef hep inkâr edildiğini ileri süren Kılınç, bunun ticaretçi ve ihracatçı tarafından inkâr edildiğini fakat geçen yıl her şeyin ortaya çıktığını dile getirdi.
“BİZ BUNU ÇOK İYİ BİLİYORUZ”
Malatya'da kayısı ticareti yapan ve sivil toplum örgütlerinde yer alan bazı insanların hem Malatya'ya hem Türkiye'ye hem de Malatya kayısı üreticisine ihanet ettiğini savunan Kılınç, iddialarına şöyle devam etti:
“Maalesef yıllardır bunu söylüyoruz, yetkililere anlatamadık. Dedik ki bu ürünün dünyada rakibi yok. Rakip oluşturmaya çalıştılar. Doğru. Gidip dışarıdan kayısı getirdiler, Malatya kayısısına kattılar. Biz bunu yıllar önce, ta Mustafa Toprak Valimizin, Ali Kaban Valimizin döneminde dahi tahmin etmiştik. Dışarıdaki, diğer ülkelerdeki ürünlerin pazarı yoktu. Ancak bizim ihracatçılarımız daha fazla para kazanma hırsıyla o ürünleri getirip Malatya kayısısına kattılar ve kaliteyi düşürdüler. Kaliteyi düşürünce tabii Avrupa ülkeleri bizim kayısımızı biliyor. Coğrafi işaretli kayısımızı, Hacıhaliloğlu'nu çok iyi tanıyorlar. Ancak bu hileyi yapınca biraz da pazarımız elden gitti. Birkaç kişi, Malatya'da kayısı ticareti yapan ve sivil toplum örgütlerinde yer alan bazı insanlar hem Malatya'ya hem Türkiye'ye hem de Malatya kayısı üreticisine ihanet ettiler. Bu ihanetin unutulması mümkün değil. Bu insanlar bunun hesabını nasıl verecekler, ben onu da merak ediyorum. Yalanlarla, dolanlarla, yanlış açıklamalarla, sahtekârlıklarla kayısıyı aşağı düşürdüler. Biz bunu çok iyi biliyoruz. Verilen rakamların hepsi yalandı. Söylenenlerin hepsi yalandır. Sadece dört kuruş fazla kazanayım diye yıllardır serbest bölge diye bir yer açmışlar. Serbest bölgede tüm dünyadaki kuru kayısı gelip Malatya kayısısı olarak Avrupa'ya ve her tarafa gönderildi.”
“ÜRETİCİMİZ SATABİLECEĞİ ÜRÜNLERE YÖNELMEK ZORUNDA KALIYOR”
Kayısı üreticisine, ‘Daha fazla üret, daha kaliteli üret’ deme şanslarının kalmadığını belirten Kılınç, sonunda bu durumun o insanların da farkına vardığını kaydetti.
Üreticilerin satabileceği ürünlere yönelebileceği uyarısında bulunan Kılınç, “Dediler ki, ‘Madem ki siz zaten onu bize gönderiyorsunuz, niye biz sizden pahalı fiyata alalım?’ Öbür tarafta maliyetler düşük. Kayısının kalitesi düşük. Sen getirip Malatya kayısısı diye satarsan elbette onlar da tokadı yüzünüze vurur. Şunu demek istiyorum: Malatya kayısı ürünü buna layık değilmiş. Layık olsaydık, coğrafi işaret belgeli bir kayısıya bu kadar ihanet edilmezdi. Barkod sistemi getirilseydi Malatya kayısısı dünyada kendi değerini korurdu. Üreticimiz de para kazanırdı. Şimdi ne oldu? Şimdi sınıfta kaldı. Bu saatten sonra kayısı üreticisine, ‘Daha fazla üret, daha kaliteli üret’ deme şansımız kaldı mı, kalmadı. Madem ki devletimiz bizi 5 tane ihracatçının eline mahkûm etmişse, o zaman üreticimiz de satabileceği ürünlere yönelmek zorunda kalıyor” söylemlerine yer verdi.
“KAYISI ÇİFTÇİNİN ELİNDE 250 LİRA”
Tüm ticaretin çivisinin çıktığını savunan Kılınç, “Türkiye'deki tüm ticaretin şu anda çivisi çıkmış durumda. Buna ticaret demem. Ben buna mafyalaşmış örgüt derim. Sadece kayısıda mı böyle? Kayısı çiftçinin elinde 250 lira. Haydi 300 lira diyelim, paketleme ve kayısı daha kaliteli olsun. Peki 800 liraya satma hakları var mı, yok. Sebze tarlada 2-3 lira, markette 40-50 lira. Böyle bir hakları var mı, yine yok. Bu ülkede, bu ticaret kanunuyla ne gıda enflasyonunu düşürebilirsiniz ne tüketiciyi rahatlatabilirsiniz ne de üreticiyi bu zarardan kurtarabilirsiniz” ifadelerini kullandı.
“BANA GÖRE BU SİSTEM ŞU ANDA ÇÖKMÜŞTÜR”
“Üreticinin banka ve Tarım Kredi borçları artık ödenemez hâle gelmiş” diyen Kılınç şunları ifade etti:
“Bu üretici devam etmek zorunda. Fakat borçlanarak, yıldan yıla borcu naklederek, bir yılın borcunu diğer yıl çekeceği krediyle kapatarak bu işi yürütmeye çalışıyor. Bu sistem bana göre şu anda çökmüştür. Eğer buna bir çözüm getirilmezse, bu ticaret kanunuyla ve bu şekliyle, ‘serbest piyasadır, devletin müdahalesi yoktur’ denilerek bu iş yürümez. 10 tane tüccar sana ne fiyat verirse, çiftçiysen yıllık emeğini bunlara bedava vereceksin. Böyle bir şey olamaz. Şu anda bu yıl ürünlerin tamamında durum böyle. Çerezlik ayçiçeğinde öyle, kavunda öyle, karpuzda öyle, sebzede öyle. Her şey bu yıl dibe vurmuş durumda. Bırakın artık fiyat düşüklüğünü, insanlar ürünlerini tarlada terk ediyor. Tarlada bırakıyor. Buna bir çözüm getirilmesi lazım.”
“BUNA SAHİP ÇIKMALARI LAZIM”
Çiftçilerin pandemiye, depreme göre tarlasını terk etmediğini söyleyen Kılınç, Tarım ve Orman Bakanı İbrahim Yumaklı’nın bir sözünü hatırlattı. Kılınç, “Tarım Bakanımız, ‘Biz Avrupa'da birinciyiz, dünyada da yedinciyiz’ diyor. Tamam, üretimde Avrupa'da birinci, dünyada 7. olabiliriz. Ama bu galibiyet, bu zafer kime ait? Her şeyini ülkesi için ortaya koyan Türk çiftçisine aittir. Bu kimsenin başarısı değildir, çiftçinin başarısıdır. Çiftçi pandemiye rağmen tarlasını terk etmedi. Depreme rağmen terk etmedi. Mazot 90 lira oldu, terk etmedi. Gübre başını aldı, 3-4 katına çıktı, yine terk etmedi. Bu üretici toprağını terk etmiyor ama üreticiye yazık ediyorlar. Buna sahip çıkmaları lazım” dedi.
“O ZAMAN BİZİ UYARSINLAR”
Tüketicinin de mağdur olduğunu sözlerine ekleyen Kılınç, “Üretici de tüketici de mağdur durumda. Gıda enflasyonunda tüketici eziliyor. Tüketici de alamıyor. Üretici zarar ederken keşke tüketicimiz de ürünleri alıp rahatlıkla çocuğuna yedirebilse. Bugün tarlaya gidiyorsun, domates 3-4 lira. Hatta bazı tarlalarda domates terk ediliyor. Ama gidiyorsun pazara, markete bakıyorsun; 30-40 lira. Bu vicdan mı? Bu hangi kanuna sığar? Böyle bir şey olabilir mi? Biz bunu yanlış mı görüyorsak bizi uyarsınlar. Desinler ki, ‘Sizin dediğiniz yanlış, biz bunun doğrusunu biliyoruz.’ Bizi uyarsınlar o zaman” diyerek sözlerine son verdi.
MUTLU SARIGÜL
