Malatya’da arıcılık faaliyetinde bulunan üreticilerin 2026 yılı arıcılık desteklemelerinden yararlanabilmeleri için başvuru süreci başladı.
7 Eylül’de başlayan başvurular, 30 Ekim 2026 tarihinde sona erecek. Destek kapsamında birlik üyesi olmayan üreticiler İlçe Tarım ve Orman Müdürlüklerine, arıcı birliklerine üye olan üreticiler ise bağlı bulundukları birliklere başvurabilecek.
KOVAN BAŞINA DESTEK 250 LİRAYA YÜKSELDİ
Malatya İli Arı Yetiştiricileri Birliği Başkanı Ali Çolak, bu yıl kovan başına verilen desteğin artırıldığını belirterek, artışın üretici açısından olumlu olduğunu ifade etti. Çolak, “Geçen sene bu destek kovan başına 150 liraydı. Bu sene 250 liraya çıkarmışlar. Yüzde 81 artış var. Bu olabildiğince normal bir artış” dedi.
Destek artışının tek başına yeterli olmadığını vurgulayan Çolak, arıcıların özellikle üretim maliyetleri konusunda daha fazla desteğe ihtiyaç duyduğunu söyledi.
“MAZOT VE ŞEKER DESTEĞİ VERİLMELİ”
Arıcıların en önemli beklentilerinden birinin uygun maliyetli girdi desteği olduğunu dile getiren Çolak, arıların beslenmesinde kullanılan şeker ile üreticilerin ulaşım maliyetlerini gündeme getirdi. Çolak, “Bu ucuz mazot haricinde ucuz şeker beslenmesi için arıların, arı konaklamalarında devletin banka kredilerinden bu imkanlardan da yeterince faydalanmak ister arıcı” ifadelerini kullandı.
Üreticinin desteklenmemesi halinde arıcılık faaliyetlerinin farklı illere kayabileceği uyarısında bulunan Çolak, “Biz üreticiyi mağdur etmeyelim ki bunları kaçırmayalım. Bunları bir şehre kaçırdığımız zaman geriye dönüş zor oluyor” dedi. Çolak, arıcılığın yerinde üretimin önemli unsurlarından biri olduğunu belirterek, “Devlet hayvancılığı öldürdü. Şimdi ayağa kaldırmaya çalışıyor, kalkmıyor. Bunlar da yerinde üretim yaparken destekleyelim ki ayakta tutalım arıcılarımızı” diye konuştu.
ARICILAR KIŞ HAZIRLIĞINDA
Malatya’daki arıcıların bir yandan bal satışlarıyla ilgilenirken diğer yandan kolonilerini kışa hazırladığını belirten Çolak, sonbahar döneminin arıcılık açısından kritik bir süreç olduğunu söyledi. Çolak, birliklerinin yaklaşık 800 üyesinin bulunduğunu belirterek, başvuruların başlamasıyla birlikte üreticilerin desteklerden yararlanmak için işlemlerini sürdüreceğini kaydetti. Arıcıların bu dönemde kış bakımlarının yanı sıra varroa mücadelesi yaptığını anlatan Çolak, sonbaharda ana arının yeniden yumurtlaması ve genç arıların koloniye dahil edilmesinin de önemli olduğunu ifade etti.
“EN BÜYÜK DÜŞMANIMIZ VARROA”
Varroa mücadelesinin arıcılığın en önemli sorunlarından biri olduğunu vurgulayan Çolak, mücadelenin bireysel değil, bölgesel ve eş zamanlı yürütülmesi gerektiğini söyledi. Çolak, “Bu varroa mücadelesi devlet tarafından desteklense daha sağlıklı olur. Yani biri bir hafta önce biri bir hafta sonra yapıyor, yapılan bir şeye yaramıyor, fayda etmiyor. Arıdan arıya bulaşarak bu varroa oradan oraya yayılıyor. Ama devlet tarafından bölge bölge olarak yapılırsa biz bu işin üstesinden geliriz” şeklinde konuştu.
Varroa ile mücadeleyi arıcılığın en büyük sorunlarından biri olarak nitelendiren Çolak, “En büyük düşmanımız bu varroa ile mücadele” ifadelerini kullandı.
“BALIN KALİTESİ LABORATUVAR DIŞINDA ANLAŞILMAZ”
Balın kalitesinin tüketiciler tarafından çeşitli yöntemlerle anlaşılmaya çalışıldığını ancak bu yöntemlerin gerçeği ortaya koymadığını belirten Çolak, kaliteli balın belirlenmesinde laboratuvar analizlerinin önemine dikkat çekti. Çolak, “Kaliteli balın laboratuvar dışında anlaşılması mümkün değil. Bazı insanlarımız balın donmasına bakıyor, bazıları balı yakıyor ama bunlar balın kalitesini ortaya net koymuyor” dedi.
Doğal ve kaliteli balın güvenilir üreticiden alınması gerektiğini belirten Çolak, tüketicilerin bal konusunda bilinçlendirilmesi gerektiğini söyledi.
“BAKLAVADA KUYRUK VAR, BALDA MAL ALIŞI YOK”
Bal satışlarında yaşanan sıkıntıya da dikkat çeken Çolak, balın fiyatının birçok ürüne göre düşük kalmasına rağmen tüketimin yeterli seviyede olmadığını ifade etti. Çolak, “Baklavaya baktığımız zaman biz baklavanın çok aşağısındayız fiyat olarak. Ama insanlarımız baklavada kuyrukta, maalesef balda kuyruk yok ve satamıyoruz. İnsanlar da ne yiyeceğini şaşırmış. Baklavada kuyruk var, balda mal alışı yok” sözleriyle bal tüketimindeki düşüklüğe dikkat çekti.
Bal talebinin düşük olmasını tüketim bilincinin yeterince gelişmemesine bağlayan Çolak, bu bilincin küçük yaşlardan itibaren oluşturulması gerektiğini söyledi. “Bu tüketim bilincinin önce evde sonra ilkokulda sağlanması gerekir” diyen Çolak, balın doğal ve değerli bir gıda olduğunun çocuklara ve tüketicilere anlatılması gerektiğini belirtti.
Çolak, “Balın güzel bir gıda olduğunu, doğal bir gıda olduğunu, balın içinde antioksidan olduğunu, antibiyotik olduğunu öğretmek lazım” ifadelerini kullandı.
HANİFE SARI
