Malatya Ziraat Mühendisleri Odası Başkanı Fevzi Çiçek, gazeteci Berkman Dulcan ve Malatya Sonmanşet gazetesi Yazı İşleri Müdürü Sinem Hatun Davut’un sunduğu Busabah TV YouTube kanalında yayınlanan “Haftanın Nabzı” programına konuk oldu.

Son zamanlarda dolu ve don olayları ile karşı karşıya kalan ve bu nedenle zarar gören kayısıya alternatif ürün konusunu değerlendiren Fevzi Çiçek,

“Bu konuda ziraat odaları ne tür plan yapıyor bilmiyorum ama Ziraat Mühendisleri Odası bu konuda biz ürün planlarının değiştirilmesine yönelik raporlamalarımızı zaman zaman yapıyoruz. Yaklaşık 10-15 yıldır tutmuş olduğumuz kayıtlarda 2002 yılından bu tarafa 650 rakım Malatya'nın en düşük rakımı dediğimiz bölgeden kayıtlar tutup buna göre çiçeklenme dönemi, fenolojik evreler, hasat dönemi, olası erken çiçeklenme ile beraber ve da geç çiçeklenme ile beraber doğal afetlerden etkilenme durumları, iklim faktörlerden etkilenme durumları gibi kayıtları raporlamaları yapıyoruz. Biz şunu ifade ettik geçmişten bu tarafı 950 bin rakımın altında son 10-15 yıldır sürekli ve kaliteli kayısı alamamaya başladık iklim faktörlerine bağlı olarak ya zirai don, ya dolu hasarları, ya kalite kayıpları, hastalık zararları, popülasyonunun artması, ekonomik zarar işinin üzerine çıkmaları ya da Haziran sonu, Temmuz ayında hasada yakın dönemde ani sıcaklık yükselmelerinden dolayı kurutmalık kayısı üretiyoruz dolayısıyla randıman düşüklüklerine sebebiyet verecek olumsuzluklarla karşılaştık. İklim faktörleri ve bu tür durumları göz önüne aldığımızda aslında kayısı yavaş yavaş yüksek rakımlara doğru iklim istekleri açısından da o bölgede cereyan etmesinden dolayı oraya doğru kaymaya başladı,  bunu kabul edelim. Bizim düşük rakımdan kastımız şu Kale, Battalgazi, Akçadağ Bölgesi, kısmen Yazıhan bölgeleri bahsettiğimiz 950 bin rakım dediğimiz bölgeler bu. Bu, bu bölgelerde  kayısı yetiştirilmeyecek anlamına gelmiyor,  ekonomik olmayacak noktaya geliyor”

ifadelerine yer verdi.

“TARIMDA TEK ÜRÜNLE SÜRDÜRÜLEBİLİR BİR İKTİSADİ FAALİYET MÜMKÜN DEĞİL”

Çiftçiliğin artık sadece geçimlik değil iktisadi bir faaliyet olduğuna vurgu yapan Fevzi Çiçek,

“Biz tarımsal faaliyet yürütürken geçmişte olduğu gibi sadece geçimlik tarımsal faaliyet yürütmüyoruz bir ekonomiye dahil bir ticaret yapıyoruz dolaylı olarak. Dolayısıyla çiftçilik artık sadece geçimlik değil iktisadi bir faaliyettir. İktisadi faaliyet yapacaksanız da fayda, maliyet, masraf ve verim, gelir durumu dengesini bir fizibilitesini yapmanız gerekiyor. Bir süre sonra bu kadar maliyet karşısında düşük gelir ya da gelir almama, zarar etme noktasında üretici artık yeni arayışlar içerisinde mecburen girmek zorunda kalacak. Alternatif ifadesini kayısı için kullanmak istemiyoruz sebebi şu, bir ürünü, pazar problemi yaşamıyorsanız, üretim alanlarını yaşamıyorsanız yaklaşık 40-45 yıldır bir kültür oluşmuş ise burada buna bir alternatif ürün aramak doğru bir şey değil. Ancak şu ifade daha doğru olur diye düşünüyorum iklim faktörleri, üretim maliyetleri, işçi bulma biliyorsunuz tarımsal üretim yoğun iş gücüne ihtiyaç duyan bir şeydir. Dolayısıyla mekanizasyon, su kaynakları bunları birlikte değerlendirmemizde tarımsal üretim açısından bütün parametreleri birlikte değerlendirdiğimizde artık yavaş yavaş ürün yelpazesini genişletmek zorundayız. Ürün desenini genişletmek zorundayız. Bu ne olabilir, kayısı bu anlamda ekonomik olmayan yerlerde yine mevcut durum göz önünde bulundurarak pazar durumları, piyasa durumları, üretim planlamaları yapılarak tarla ürünlerine geçmesi. Yine o bölgelerde illa dikili tarım arazisi ya da meyve bahçesi tesis edilmek zorunda değil. Bakın en basit örnekten vereyim. Son yıllarda biliyorsunuz birçok Avrupa Birliği projeleri, IPARD, kırsal kalkınma yatırımlarıyla beraber bölgemizde çok ciddi bir hayvancılık potansiyeli ve işletmeleri gelişti. Bu işletmeler en düşüğü 100 başlık, 300 başlık, 500 başlığa kadar işletmeler var. Bu önümüzdeki süreçte ciddi anlamda hayvancılık açısından kaba yem ihtiyacını doğuracak. Bu yönlü bir yönelme olabilir. Çünkü bir ihtiyaçtır burada. Varlığımıza de kaba yem şu anki durumda ihtiyacımızı karşılayacak düzeyde değil, bu bir. Bunun yanı sıra yine her yıl ürünlerde enflasyonlar yaşanabiliyor, gelgitler yaşanabiliyor. Sürekli başka bir yerlerden nakil gelmek zorunda kalıyor. Bunlar yerinde pazar durumları ve piyasa durumları, yetiştirici teknikleri araştıracak. Yeni ürün yelpazeleri bu anlamda dahil edilebilir, endüstri bitkileri dahil. Bunun en bariz örneğini ifade etmek gerekirse şöyle Yazıhan bölgesi biliyorsunuz Boztepe Barajı ile beraber çok ciddi anlamda sulamaya açıldı. Toplam proje bittiğinde yaklaşık 120 bin dekar bir arazi sulamaya açılmış olacak ve bu arazinin yüzde 80'i 90'ı taban arazi bölgesinde. Burada sulamaya açılmasıyla beraber çok ciddi anlamda endüstri bitkisi dediğimiz ayçiçeği yetiştiriciliği başladı. Yine yem bitkisi yetiştiriciliği başladı. Silajlık mısır, yonca, korunga buna benzer daha önce bu bölgede yetiştirilmeyen sorgun sudan otu dahil bu bölgede artık adaptasyon çalışmaları başlayamadı. 2012 yılları 2003 yıllarında deneme amaçlı soya fasulyesi ekimi yapıldı. Çok ciddi de verim alındı. Ancak piyasadaki ulusal politikalar nedeniyle ithalat ihracat dengesi açısından fiyat düşüklükleri, gelgitler yaşandığı için çiftçi bir daha bu noktaya gelmedi. Bakın çok basit şeylerden bahsediyoruz. Ürün deseni açısından işte ayçiçeğinden bahsettik. Türkiye ayçiçeği açısından kendi kendine yeterliliği yüzde 72. Hububatta bile kendi kendimize yeterliliğimiz yani buğdayda yüzde 74. Soya fasulyesinde kendi kendimize yeterliliğimiz yüzde 6.4. Şimdi bu açıdan baktığımızda aslında ülkenin çok ciddi anlamda başka ürünlere de ihtiyacı var. Bu planlamalar dahilinde ulusal politikalar ve tarım politikalarını ürün desenlerinde de bu şekilde yeniden dizayn ederek yeni ürün yelpazelerini genişletebiliriz. Tarımda hiçbir zaman tek ürünle sürdürülebilir bir iktisadi faaliyet mümkün değil. İşte 2025 yılında Malatya'da zirai don yaşandı. Diğer iller gibi kayısı olmadı. Malatya'nın sadece çiftçisi değil ekonomisi bile dumura uğradı. Ama bu ürün yelpazesi olduğunda birbirine ikame ürün yapılması daha doğru. Ama sıkıntımız şu, Malatya'da dahil bölgemizde işletme ölçekleri çok düşük olduğu için ürün yelpazesini çok çiftçimiz tercih etmek istemiyor. Kırsal alanlar boşalıyor. Aslında diğer ürünlere baktığımızda kayısı üretimi yıl içerisindeki iş gücü dağılımı açısından en kolay iş. Yılın sadece bir ayında yoğun çalışılıyor. Ondan sonraki dönemlerde daha rahat bir sürece geliyor. Her ne kadar üretici masraf maliyet yüksek deniyor ama bu kar marjına baktığında, pazar garantisine baktığınızda ürettiğiniz ürünü uzun süre saklama, depolama imkanı bulmanız açısından da aslında çok pozitif bir ürün”

şeklinde konuştu.

HANİFE SARI