Türkiye’nin en önemli tarihi hanları arasında gösterilen Hekimhan Taşhan, Selçuklu döneminden günümüze ulaşan nadir yapılardan biri olarak varlığını tüm görkemiyle sürdürüyor. Malatya’nın Hekimhan ilçesinde yer alan tarihi yapı, yüzyıllardır hem mimarisi hem de çok katmanlı tarihiyle dikkat çekiyor. Depremler ve zamanın yıpratıcı etkilerine rağmen ayakta kalmayı başaran yapı, son olarak “asrın felaketi” olarak anılan büyük deprem sürecini de hasarsız atlatmayı başardı.

Tarihi kaynaklara göre Taşhan’ın temelleri I. İzzeddin Keykâvus döneminde atıldı. Selçuklu döneminin önemli merkezlerinden biri olan Malatya’nın, bu süreçte ticaret yolları üzerinde stratejik bir konaklama noktası haline geldiği biliniyor. Hekimhan bölgesinin de bu ulaşım ağı üzerinde bulunması, yapının inşa edilmesinde belirleyici rol oynadı. Dönemin meşhur hekimlerinden Ebu Salim Bin Ebu’l Hasan El-Hekim El-Malatî tarafından yaptırıldığı belirtilen han, zamanla halk arasında “Han-ı Hekim” yani “Hekimin Hanı” adıyla anılmaya başlandı. Yapının Selçuklu sülüsüyle yazılmış kitabesinde, Arapça tarih kaydıyla 1218 yılı açıkça yer alıyor. Taşhan’ı benzersiz kılan en önemli unsurlardan biri, giriş kapısı üzerinde yer alan 3 dilli kitabe. Ermenice, Arapça ve Süryanice yazılmış bu metin, Anadolu’nun Orta Çağ’daki çok kültürlü yapısını gözler önüne seriyor. Araştırmacılara göre bu tür çok dilli yazıtlar son derece nadir görülüyor ve bölgenin tarihsel çeşitliliğini belgeleyen önemli kanıtlar arasında yer alıyor.

BÖLGE BİR VAKIF YERLEŞİMİ HALİNE GETİRİLDİ

Taşhan’ın ikinci büyük inşa aşaması, 1219-1237 yılları arasında Alaaddin Keykubat döneminde gerçekleştirildi. Bu süreçte yapıya avlulu bölüm eklendiği ve hanın işlevsel kapasitesinin artırıldığı ifade ediliyor. Üçüncü önemli kitabe ise Osmanlı dönemine ait. 1661 yılında IV. Mehmed döneminde yapılan onarım çalışmalarını belgeleyen bu kitabe, Köprülü Mehmet Paşa’nın Anadolu genelindeki imar faaliyetleri kapsamında değerlendirilmiş. Aynı dönemde hanın çevresinde Köprülü Hamamı ve Köprülü Camisi gibi yapılar da inşa edilerek bölge bir vakıf yerleşimi haline getirildi.

3 BÖLÜME AYRILAN KAPALI HOL DÜZENİYLE DİKKAT ÇEKİYOR

Selçuklu han mimarisinin tipik özelliklerini taşıyan yapı, önde revaklı kare bir avlu ve arkasında 3 bölüme ayrılan kapalı hol düzeniyle dikkat çekiyor. Dikdörtgen planlı yapı grubuna giren han, moloz ve kesme taş kullanılarak inşa edildi. Odaların çoğunda ocaklar bulunurken, üst örtülerde kaburgalı beşik tonoz sistemi tercih edildi. Yapının dış duvarlarının payandalarla güçlendirilmesi, dönemin mühendislik anlayışını yansıtan önemli detaylar arasında yer alıyor. İç mekânda süsleme unsurlarının bulunmaması ise Selçuklu mimarisinin sade ve işlevsel karakterini ortaya koyuyor. Tarihi kayıtlara göre Hekimhan Taşhan ve çevresi, özellikle Köprülü dönemi düzenlemeleriyle birlikte önemli bir konaklama ve idare merkezi haline geldi. Yapının bulunduğu alan, devletin iaşe sistemi kapsamında kullanılan bir konaklama noktası olarak düzenlendi. Bölgenin vakıf arazisi olarak tescil edildiği, hatta bu toprakların uzun süre Köprülü Mehmet Paşa’ya ait kayıtlarla anıldığı belirtiliyor.

YABANCI ZİYARETÇİLERİN İLGİSİNİ ÇEKİYOR

Yüzyıllar boyunca depremler, savaşlar ve doğal afetlere tanıklık eden Taşhan, tüm bu süreçlere rağmen ayakta kalmayı başardı. 2006-2009 yılları arasında Vakıflar Bölge Müdürlüğü tarafından gerçekleştirilen restorasyon çalışmalarıyla yapı yeniden güçlendirilerek günümüze kazandırıldı. Bugün hâlâ kullanılan tarihi han, Selçuklu döneminin Anadolu’daki en önemli ticaret ve konaklama yapılarından biri olarak hem yerli hem de yabancı ziyaretçilerin ilgisini çekmeye devam ediyor.

HÜSEYİN KOCAMAN