Malatya Gazeteciler ve Televizyoncular Cemiyeti (MGTC) Başkanı Mehmet Aydın ve gazeteci Necdet Akboğa, Sonmanşet gazetesi Yazı İşleri Müdürü Sinem Hatun Davut’un moderatörlüğünü üstlendiği BUSABAH TV YouTube kanalında yayınlanan Bakış Açısı programında Ekim veya kasım ayında yapılacak olan Malatya Ticaret ve Sanayi Odası Seçimlerini ele alarak önemli değerlendirmeler yaptı.
Konuyla ilgili Mahmut Boyraz’ın da aday olduğunu ifade eden ve çok çekişmeli bir maç olacağının altını çizen Mehmet Aydın değerlendirmesinde
“Malatya Ticaret ve Sanayi Odası seçimi var Ekim ve Kasım gibi olmak zorunda çünkü 2026'da bitirmek zorunda. Malatya Ticaret ve Sanayi Odası tam 103 yaşında, Cumhuriyet ile aynı yaşta. Oğuzhan Ata Sadıkoğlu'yla birlikte 14 başkan gelmiş, 23 dönemi saymazsan bazıları iki dönem, üç dönem yapmış olabilir. 30 tane meslek grubu var. Aslında başkanını seçmiyor seçimde; komitelerde üçer kişi var, her komite kendi alanında gidiyor, onlar kazanıyor. Onlar da başkanı seçiyor. Aslında meclis üyesi seçiyor, meclis üyeleri de yönetim kurulu başkanını seçiyor. Geçen 2022 yılında 23'e 7 Oğuzhan Ata Sadıkoğlu bu başkanlık yarışını kazandı. Toplam 30'dan 23'ünü almış yani. Ben o zaman da söylüyordum; Akif Baştürk bir defa yanlış tercihti. Ağır sanayici, Malatya'ya katma değeri ayrı ama Malatya biraz, nasıl söyleyeyim, aşırı kodamanları sevmiyor. Malatya aşırı büyük sermayeye sahip olanlar hakkında şöyle bir algıya sahip: Aşırı büyük sermaye sahipleri Malatya'ya sahip çıkmıyor algısı var, o yüzden onlara karşı bir tavır var. Gerçekten öyle. Belli sanayicilere, belli Malatya'nın kodamanlarına, belli ailelerine bir tavır var. Doğrudur, değildir ama öyle bir şey var. Zaten onu da bildikleri için aslında bir şeye aday olmazlar ama 2022 yılında Akif Baştürk aday oldu. İhtiyaçları da yoktu. Aday oldu ama orada organize sanayidekileri tanımakla olmuyor. Malatya'nın bakın ilk 30 üyeyle başlamış 103 yıl önce, bugün 10 bin 600 üyesi var. Yani 10 bin 600 şirket temsilcisi oy kullanıyor, bu az değil. Malatya ekonomisinde bugün bir fabrika sahibiyle, atıyorum cirosu aylık 500 bin lira veya 1 milyon lira olan bir esnaf aynı oyu kullanıyor. Ticaret Sanayi Odası çok geniş alanı kapsıyor ekonomide. Sanayiciyi, finansörü, marketçiyi şirket adı altındaysa temsil ediyor aslında Malatya ekonomisi böyle. Ama ben bugüne döneceğim; Mahmut Boyraz ikinci aday olarak çıktı ve çalışıyorlar. Mahmut Boyraz aday, bu basına yansıdı mı yansımadı mı bilmiyorum ama şimdiye kadar aday onlar da komitelerini, meclis üyelerini belirliyorlar, çalışıyorlar. Düne kadar Oğuzhan Ata Sadıkoğlu'yla birlikte olan insanlar bugün Mahmut Boyraz'la birlikte hareket ediyorlar. Akif Baştürk aday olduğunda Mahmut Boyraz da Oğuzhan Ata Sadıkoğlu'nu destekliyordu, onlarla birliktelerdi. Oradan belli bir kitle ayrıldı, onlar aday oldu. Şimdi Akif Baştürk zamanında olanlar da destek veriyorlar. Muhalif olarak, parti gibi onlar da şu an oradalar, ciddi olarak çalışıyorlar. Ben Akif Baştürk'ün çalıştığı dönemde çok ciddi bir çalışma görmüyordum, bir algı vardı ama bir çalışma yoktu. Halka inemediler, küçük KOBİ'lere, esnafa, işletmecilere inemediler. Ben Oğuzhan Ata Sadıkoğlu'nun işinin çok zor olduğunu düşünüyorum. Oğuzhan Ata Sadıkoğlu benim 30-35 yıllık dostum, Mahmut Boyraz'ı da tanırım siyaset yaptığı dönemde. Çok çekişmeli bir maç olacak, bu gözüküyor. Oğuzhan Ata Sadıkoğlu'nun o dönem avantajları vardı; Selahattin Gürkan'la Bülent Tüfenkci'nin müdahil olması diğer siyasetçilerin de Oğuzhan Ata Sadıkoğlu'na direkt olsun, endirekt olsun destek vermesine neden oldu. Bir kilitlendiler, bir arada destek verdiler. Muhalefette Veli Ağbaba'dan tut Mehmet Fendoğlu'na, AK Parti'de diğer vekile kadar biraz mazlum rolü oldu gibi bir şey. Belli cemaatler de destek verdi; Selahattin Gürkan'a, Bülent Tüfenkci'ye AK Parti'de kim karşıysa onlar destek verdiler. Veli Ağbaba'dan çok destek oldu mesela. Müteahhitler Derneği'nden Mehmet Bülbüloğlu, Veli Ağbaba'yla abi kardeş gibiler, o direkt Oğuzhan Ata Sadıkoğlu'na destek verdi. Bugün Veli Ağbaba'nın durumu ortada, yarın ne getirir bilmem. Bugün Selahattin Gürkan, Bülent Tüfenkci yok, Malatya'da da canının derdine düşmüş. Oğuzhan Ata Sadıkoğlu oradan iyi bir hikaye çıkardı, o sermaye sahiplerini, o toplumu bildiği için bugün o yok. Bugün Oğuzhan Ata Sadıkoğlu depremden sonra ne yapmış ise onun karşılığını alacak. İyi çalışmış ise onun karşılığını alacak, çalışmamışsa onun karşılığını alacak. Benim gözlemim, tahminim bu. Çekişmeli olacak, öyle görünüyor, kıran kırana olacak. İkisi de genç, ikisi de o camianın içinde. Ben öyle olacağını düşünüyorum. Bu bir iki aya kadar, Eylül civarı aslında dengeler de belli olur”
ifadelerine yer verdi.
“NE EKMİŞSE DEPREMDEN SONRA ONU BİÇECEK”
Oğuzhan Ata Sadıkoğlu’nun geriye küskünler ordusu bıraktığını söyleyen Mehmet Aydın açıklamasının devamında,
“Şimdi meclis üyeleri de kim nerede ne değil belli değil ama Oğuzhan Ata Sadıkoğlu bir küskünler ordusu bıraktı, o küskünler ordusu gitti oraya monte oldu. Akif Baştürk'ten gelenler var. O dönemde Oğuzhan Ata Sadıkoğlu iyi bir hikaye yazdı: 'Birileri, sermaye, o kodamanlar ve Selahattin Gürkan ile Bülent Tüfenkci gitmemi istiyorlar. Niye gitmemi istiyorlar?' diyerek ufak esnafın, ufak ticarethane sahiplerinin, çarşı esnafının desteğini aldı. Mesela eksiklerin oldu, Oğuzhan Ata Sadıkoğlu herkesle kavga etti sonrasında, gelenlerle de kavga etti, onlar gitti. Selahattin Gürkan, şu anda bir valiyle de biraz şey, Sami Er'le de galiba biraz şey. Ben 'çalıştı veya çalışmadı' demem, 'ne ekmişse depremden sonra onu biçecek' derim. Bugün kim kazanacak sorusu biraz falcılığa girer ama başa baş, kıran kırana olur, Baştürk gibi olmaz. Zor bir seçim bekliyor diyelim. Çünkü Mahmut Boyraz da ticaretin en ufağından bugünkü konumuna gelmiş, her şeyi bilen biri. Oğuzhan Ata Sadıkoğlu Sadıkoğlu'nun da şöyle bir avantajı var: 10 yıllık başkanlık tecrübesi var, belli bir kitlesi var ama ben kolay olmayacağını, bu maçın kolay geçmeyeceğini düşünüyorum. Şunu da ekleyelim Oğuzhan Ata Sadıkoğlu'na dün de bugün de haksızlık yaptılar. Ticaret ve sanayi odasının normalde organize sanayinin yönetiminde olması lazım. Almamakla orada o 40 tane üyesi olan bir derneği aldılar, bunu da koymak lazım aslında. Çalıştırmadılar da. 40 tane üyesi olan bir dernek maalesef oraya oturdu. Ticaret Sanayi Odası depremi fırsata çevirip bakanlarla irtibat kurup en azından yatırımcıyı çekebilirdi. Ama biz kaybetmişiz maalesef. Zaten biz bir program da yapmıştık, onun istatistiklerini verdik; her alanda düşmüşüz. Türkiye ekonomisi yüzde 50 gitmişse biz yüzde 80 gitmişiz, her anlamda gitmişiz. Ticaret zaten ortada. Ne ekerse, ekmiş ise onu biçecek. Bunu seçimde göreceğiz ama eksileri de var, fazlalıkları da var.”
şeklinde konuştu.
“TİCARET VE SANAYİYİ AYIRSINLAR”
Konuyla ilgili ‘her şeyde adaleti gözetmek lazım’ diyen Necdet Akboğa ise,
“Şimdi her şeyde bir adaleti gözetmek lazım. Bence Ticaret ve Sanayi Odası'nın artık Malatya'nın şartları tutuyorsa ticaret ve sanayiyi ayırsınlar. Vicdansızlık da oluyor birazcık, küçümsemek için söylemiyorum. Şurada 4 tane gömlekle 3 tane çorap satanla devasa yatırım yapıp uluslararası risk almış, bir makinesi bile onun gibi 5 tane esnaf edecek kişinin aynı sandıkta, aynı şartlarda oy kullanması adil değil. Bunun önüne nasıl geçeriz? Adana'sı var, Gaziantep'i var, Kayseri'si var; ticaret ve sanayiyi ayıralım, sanayi ayrı olsun. Malatya'nın iyiliği için söylüyorum. Bunun hukuki şartları, işin teknik boyutunu bilmeyiz. Malatya büyüyecekse, Malatya gelişecekse sanayiyi ayırmamız lazım. Çevre iller hep ayırmış. Ticareti ayır, o daha farklı olur. O zaman Sadıkoğlu ticaret kısmında kazandı, sanayi kısmında biraz zayıftı. Bugüne gelelim. Ticaret ve Sanayi Odası'nın tarihten bu yana geldiğinde hepsini tek tek sayarız. O dönemlerde geldiklerinde, gittiklerinde Ticaret ve Sanayi Odası'nın politbüro üyeleri, tırnak içinde Malatya'nın yerli aileleri, ticaret ve sanayi odasında bugüne kadar hep etkin olmuşlardır. Etkin olan aileler var, soyadları oğlu moğlu bilmem ne vardır. Bunlar risk almazlar, bunlar Malatya'ya yatırım yapmazlar. Bunlar filanca markanın bayisi, filanca araba satıcısıdır. Riske girmezler. Dört tane asgari ücretli çalıştırırlar, krediyi çekerler, hiç borcun harcın ödenmemesine bakmazlar. Ciddi anlamda sanayide şu anda yatırım yapanlar o Malatya'nın yerli aileleri değiller, ağırlıklı olarak söylüyorum. Buradan şuraya geleceğim: Ticaret ve Sanayi Odası o konumdayken onların hep gözü kulağı üzerindeydi, onlar yönlendirdi belli bir zamana kadar. Sonra bu Refah Partisi, başörtüsü, öbürü falan derken Türkiye çalkantısının içinde siyasallaştırıldı. Önce siyasal değildi Ticaret Sanayi Odası. Ondan sonra siyasallaştırıldı, senin benim adamım diye gözü kapalı oylar verildi. Mücahit Fındıklı döneminde artık bizim adamımız, senin adamın, dinli imanlı abdestli namazlı mevzusuna girerek Ticaret Sanayi Odası oraya geldi. Mücahit Fındıklı orada görev yaptı; iyi yaptı, kötü yaptı, kendini meclise attı. Meclise gittikten sonra zaten hiç Malatya'ya... Şu an çıksanız sokağa bir röportaj yapsanız hiç kimse tanımaz. Buradan şuraya geleceğim: Oğuzhan Ata Sadıkoğlu, iliklerimize ciğerimize kadar işlemiş olan siyaseti çok mücadele ederek biraz Ticaret Sanayi Odası'nın kenarında tuttu. İyi tarafını söyleyeyim, siyaset çok sokmadı. Bireysel siyaset yapan vardır o değil ama kimlik anlamında bugün bir Mücahit Fındıklı'nın, merhum Hasan Hüseyin Erkoç'un dönemindeki gibi buram buram siyaset kokan bir yer değil. Bir kucaklaşma, bir toparlama oldu. Ama şu var: Devlet bütün muslukları açtı. Her hafta bir bakanın geldiği, inanılmaz bir Malatya'nın kurulduğu; kabul edelim etmeyelim, eğer devletiniz güçlü değilse bu kadar ev, bu kadar şey mümkün değil. Bu kadar işin içinden çıkamazsınız. Bunu aynı hızla, aynı ölçüde belediyelere de katarak söyleyeyim. O aynı hızla ticaret sanayi odası fırsata çevirdi mi bunu tartışırız. Depremi fırsata çevirdi mi? Ya da bir Fatma Şahin gibi Gaziantep Belediye Başkanı'nın bir canlı yayında ağlamasının karşılığında aldığı o destek ve hizmeti, biz TSO bazında bir fırsata çevirebildik mi, o tartışılır. Bu kadar yatırım, bu kadar yer, bu kadar yol konuşulup tartışılıp müteahhitler, ihaleler yapılırken bizim ticaret sanayi odamızın fabrikaları kaçmışsa, Mısır'a gitmişse, bizim çalışan sayımız yüzde 30 azalmışsa, iyi şeyler yapanlar oldu; bazı fabrikalar depremin ertesi günü kendi bahçelerine konteyner kurdu, işçilerini kucakladı, sahip çıktı. Yani beyin göçünü engelledi, iş gücü göçünü engelledi. Biz depremde ticaret ve sanayi odası anlamında özellikle organizeyi fırsata çeviremedik. Bu bizim bir eksimizdir. Eğer Sadıkoğlu'nun bir eksiği varsa o da mutlaka savunur kendini ama sanki burada birazcık bir zayıf kaldılar”
diye konuştu.
HANİFE SARI


