Uzun yıllar reklamcılık sektöründe çalıştıktan sonra emekliliğe ayrılan Mahir Gökbay Ersoy, hayatındaki çalkantılı bir döneminde deri işlemeciliği ile tanıştı. Usta isimlerden aldığı eğitimlerle kısa sürede ustalık kazanan Ersoy, tamamen elde kestiği ve diktiği çantalarla hem kişisel terapisini sürdürüyor hem de unutulmaya yüz tutan bu değerli sanatı gelecek kuşaklara aktarmanın mücadelesini veriyor.

Deri sanatıyla nasıl tanıştığını ve bu sürece nasıl adım attığını anlatan Mahir Gökbay Ersoy, hayatındaki zorlu bir dönemin ardından bu sanata merak sardığını ifade etti. Devlet sanatçısı Mehmet Kuran’dan aldığı eğitimle yolculuğunun başladığını belirten Ersoy, uğraş arayışı içerisinde olduğu bir dönemde derinin hoşuna gittiğini ve merak saldığını belirtti. Deri çantacılığını hobi olarak devam ettiğini söyleyen Ersoy, Bursa’dan Malatya'ya gelerek sanatına burada devam ettiğini ekledi.

“HATA YAPA YAPA DOĞRU YAPMAYI ÖĞRENİYORSUN”

İlk ürünlerini üretirken yaşadığı deneyimleri, karşılaştığı hataları ve el işçiliğine verdiği önemi vurgulayan Mahir Gökbay Ersoy, “Bir şeyi başarmak, beğeniye sunmak, beğenilmek, teşekkür almak... 'Eline sağlık' denmesi bile büyük bir güzellik. Ama bu, yani ilk yaptığım ürüne gelene kadar 1-2 tane böyle saçma sapan ürünler çıkardım yanlış deriler falan kesmeler. Hatta bir tanesi buradadır. Yani hata yapa yapa doğru yapmayı öğreniyorsun. Hediye vere vere de ürün üretmeyi başardık. Anneye, işte çoluğa, çocuğa, teyzeye, yengeye, halaya derken öğrendim. Ve şimdi elimden gelen en az hatayla yapmaya çalışıyorum. Elde dikiyorum, elde kesiyorum. Makine var ama makineler sadece; kemer ve fermuarlar için. Sıkıldığım zaman onları kullanıyorum. Başka da bir şeyim yok, şu anda ürünlerimi yapmaya devam ediyorum” dedi.

BİR ÇANTANIN DOĞUŞU

Derinin türünden çantanın yapım aşamalarına kadar tamamen el emeğine dayalı bir süreç yürüttüğünü belirten Ersoy, “Çantanın üretim aşaması önce kafada başlıyor. Ne yapacağına karar veriyorsun. Çantaya bakıyorsun, 'Bunu nasıl yapabilirim? Eğer bir kalıplama, üretim hobi için konuşuyorum, bir fabrika bazında değil hani bir hobi olduğu zaman 'Acaba ne yapabilirim, ne çizebilirim, ne çıkarabilirim?' Bir bakıyorsun başlıyorsun, kafanda çizdin, başladın kesmeye. Oradan başlıyor. Sonra yapıştırma, dikme derken birleştirdiğin zaman bir çanta oluyor. Genellikle Crazy tarzı deriler seçiyorum. Flotal deri var, Shrink deri var, timsah görünümlü baskılı deriler var ama yüzde 100 deri, gerçek sığır derileri. Büyük pahalı derilere giremiyorsun çünkü hata kabul etmiyor. O kadar büyük bir dikkat istiyor ki o dikkat de zamanla oluyor, şimdi olmaz. Ben burayı hobi maksatlı açtığım için, 2-3 günde bitirebiliyorum ama normalde bir günde bitirdiğim çantalar da var. Hani çantanın içeriğine göre. Yani burada bir çekyatım olsa burada yatar o çantayı o gün bitiririm” ifadelerini kullandı.

“SABRI, METANETİ VE ÇÖZÜM ÜRETMEYİ ÖĞRETİYOR”

Mesleğin kişisel dünyasındaki karşılığını ve getirdiği psikolojik rahatlamayı dile getiren Ersoy, “hiç bir anımı unutamam. Yani bu tutku gerçekten farklı. Bizim böyle büyük anılarımız olmaz, ancak işte verilen takdirlerdir, satılan ürünlerdir, bizim en büyük anılarımız o. Biz büyük bir şey, macera peşinde olmadığımız için keyif peşindeyiz. Bu keyfi de insanlarımızla paylaşmak, onlara bunu eğitmek, onları eğitip bu işi öğretmek istiyorum” sözlerini kullandı.

 “KAYBOLMAYA YÜZ TUTMUŞ BU SANATA SAHİP ÇIKIN”

Deri işlemenin bir tür psikoterapi olduğunu ve strese çok iyi geldiğini ifade eden Mahir Gökbay Ersoy, “İnanılmaz bir psikoterapi olayı. Yürüyüşe çıkarsın rahatlarsın, her insanın bir rahatlama seçeneği var. Bende deri yapıyorum. Deride kendimi rahatlatıyorum Herkese tavsiye ederim. özveriyle ve ilgiyle davranacak insanlar gelir de bu mesleği aktarabileceğimiz... Çünkü kaybolmakta yüz tutmuş el sanatı olarak geçiyor. Keşke herkes sevgiyle, ilgiyle yaklaşsa, 2-3 hocayız burada. Mesela Kültür ve Sanat'ta Halil İbrahim Derici var, o da devlet sanatçısı Malatya'da. Mehmet Karakoç dedim. Çeşitli illerde çeşitli insanlar var, ben Malatya için konuşuyorum. Bunların eğitimini alın. Yani bu çok güzel bir olay, çok güzel rahatlatıyor. Yani bana bu işi anlatan, öğreten, bu işin mutfağından geçiren Mehmet Kuran hocam var. Onun sayesinde bugünlere geldim, bende herkese öneririm” ifadeleriyle geleneksel zanaatların yaşatılması için gençlere ve meraklılarına seslendi.

ROJBİN ASTEKİN