Malatya Gazeteciler ve Televizyoncular Cemiyeti (MGTC) Başkanı Mehmet Aydın ve gazeteci İbrahim Göçmen Sonmanşet gazetesi Yazı İşleri Müdürü Sinem Hatun Davut’un moderatörlüğünü üstlendiği BUSABAH TV YouTube kanalında yayınlanan Bakış Açısı programının konuğu oldu. Programda CHP’de yaşanan kaos, mutlak butlan kararı ve Veli Ağbaba hakkındaki iddialar çok yönlü ele alındı.

Programda konuyu değerlendiren gazeteci İbrahim Göçmen,

“Şimdi Türkiye bir aydır Cumhuriyet Halk Partisi ile çalkalanıyor. Yani 2023 yılında yapılan 38. Olağan Kurultay'la Kemal Kılıçdaroğlu'ndan görevi devralan Özgür Özel, o gün bugün tabir caizse arı gibi çalışarak partinin oylarını yükseltmeye çalışıyor. Bunun en büyük örneği de 2024'te yapılan yerel seçimlerde Türkiye'de birinci parti durumuna getirmiş olmasıdır. Bunların hepsi bir anda olan, bir şekilde yapılan bir şeyler değil. Tabii ki tabanda bir yerin olmazsa bu duruma gelemezdin. Çünkü geriye dönüp şöyle bir baktığımız zaman, bugün mutlak butlan kararıyla gelip partiye çöken bazı insanlar 13 sene bu partide yönetici oldular, genel başkan oldular. Parti meclisleri vardı, Yüksek Disiplin Kurulu vardı, MYK'ları vardı ama 13 yıl süreci içerisinde bir tane seçim galibiyetleri yoktur. Seçim galibiyetleri olmadığı gibi Kılıçdaroğlu'nun yaptığı bir sürü hatalar var. Örneğin referandumda 2,5 milyona yakın oyun mühürsüz kullanıldığı bir şeyde Konya Milletvekili o zamanki Atilla Kart'ın bir sürü itirazlarına rağmen bunu anayasaya taşınmadı. Buralardan ne çıkarıyoruz? İşte milletvekillerinin dokunulmazlığını kaldırmak için anayasaya aykırı ama "Bu seferlik bir şey olmaz" diyerek milletvekillerinin dokunulmazlığını kaldırdı. Şimdi bir sürü milletvekili bu anlamda da cezaevine girdi, o zamanki hesabı söylüyorum. Benim yaşım 75 ama bugüne kadar daha "mutlak butlan" diye bir yasa duymadım, hiç de görmedim. Kemal Kılıçdaroğlu 38. Kurultay'da kaybettikten sonra o kurultayın hemen üçüncü, dördüncü günü gitti Ankara'da büro tuttu ve Özgür Özel ve ekibine karşı bir ateşleme başlattı. Bu ateşlemeyle birlikte o kartopu gibi biraz da yuvarlanarak, az da olsa bir toparlanma sağladılar. Ama esas olarak sırtlarını bugünkü mevcut iktidara dayadılar. Çünkü bir mutlak şeyi vardı, itirafçılar buldular. İtirafçılar dediler ki: İşte kongrede telefonlar dağıtılmış, yok para dağıtılmış, yok şu olmuş, yok bu olmuş... Bunun hiçbir iddianamede şimdiye kadar ispatlayamadılar. O söyledikleri şeylerin hiçbirini ispatlayamadılar ama bunlar bu mutlak butlan kararını, bugünkü iktidarın katkılarıyla mahkeme kararıyla da Özgür Özel'i düşürmeye çalıştılar ki bugün de bir sadece genel başkan olarak düşürmüş bulundular. Ama böyle bir baktığımız zaman Türkiye'de şu anda 221 tane eski milletvekili Kemal Kılıçdaroğlu'nun bu işi bırakmasını ve bir an önce kongreye gitmesini, kurultaya gitmesini istiyor. Mevcut şu anda 136 tane milletvekili var Cumhuriyet Halk Partisi'nin, bunun 110 tanesi falan imza vererek kurultay istiyorlar. Parti Meclisi, şu andaki Parti Meclisi 57 kişilik bir Parti Meclisleri var, bunun 28'i iptal oldu. Yasa ve tüzükte diyor ki yani karar Parti Meclisi'nin kararı üçte iki çoğunlukla alınır. 40 tane kişi imza atması lazım ki orada bir karar çıkabilsin. O kararın çıkması mümkün değil çünkü 28 kişi parti meclisinden istifa etti. 28 kişi istifa edince onlar sadece 29 kişi kaldılar. Bu 29 kişiyle ne 9 kişiyi disipline sevk edebilirler; karar alamazlar. Yani yüzde 60 olmadıktan sonra karar alamıyorlar.  Onların hukukçuları mı bir şey bilmiyor, bunların hukukçuları mı çok bir şey biliyor bilmiyorum ama ortada bir yanlışlık var. Ortada bir tüzük var. Madem kanunlar, yasalar, hukukla ilgili bu işler görülmesi gerekiyorsa ve buna inanılıyorsa bu tüzüğe de uymak lazım. Zaten partilerin, derneklerin bütün şeylerin kendilerine göre bir tüzüğü vardır ve o tüzük içerisinde idare ve yönetimi başlar, yapılır. Şimdi bunu şu anda bir kaos oluştu. Cumhuriyet Halk Partisi'nin içerisinde çok büyük bir kaos oluşturuldu. Bana göre bu kaosu oluşturan mevcut iktidarın başındaki adam yani kim yönetiyorsa şu andaki iktidarı, başındaki adam kimse o. Niye? "Böl, parçala, yönet" taktiği var ortada. Şimdi Cumhuriyet Halk Partisi 84'ten bu yana belediyede, yerel yönetimlerde birinci parti olduktan sonra hızla Özgür Özel'in atom karınca gibi çalışarak yürümesiyle birlikte oyunu yüzde 40 civarlarına taşımaya başladı”

ifadelerine yer verdi.

“CHP KENDİNİ SORGULAMALI”

Durumu değerlendiren Mehmet Aydın ise,

“AK Parti bunu yaptı işte Cumhurbaşkanı bunu yaptı...’ Mesela ilk mahkemeye veren kimdi? Lütfü Savaş. Cumhuriyet Halk Partisi Hatay iki dönem belediye başkanı. Yani şimdi bunu Cumhurbaşkanı mı ayarladı? Onlarca dilekçe var mahkemeye verenler var. Yani Cumhuriyet Halk Partisi'nin içinde delegelerin itirafları var. Veli Ağbaba'nın, Özgür Özel'in şoförlerinin itirafları var, ortaklarının itirafları var. Turgut Koç'un, Özkan Yalım'ın itirafları var. Antalya Belediye Başkanı'nın ve oğlunun itirafları var. Onlarca itiraf var, yani burada çok konuşmayalım hepsi çıktı. Hiç biz bunları göz önüne almıyoruz, hiçbir şey olmamış bu memlekette, kimse bir şey yapmamış. Hani İbrahim abi şöyle konuşuyor ‘Bizim çocuklar yapmaz.’ AK Parti de diyor ki ‘bizim çocuklar da yapmaz.’ Ya bir şeyler olmuş o kongrede. Şunu diyebilirsiniz, Türkiye'de ilk defa mı bir kongrede oldu? Doğru, oluyor ama birileri yakalandı, birileri birilerini şikâyet etti. Ben burada AK Parti savunucusu değilim ama objektif bakıyorum. Hep Cumhuriyet Halk Partisi’nin içinde oldu, kendi içlerinden kendi arkadaşları şikayet etti, mahkeme bir karar verdi. Şimdi evet, Cumhuriyet Halk Partililer şunu diyor: Ya zaten mahkemeler, anayasa, Yargıtay hepsi Cumhurbaşkanı'nın elinde. Ama o zaman şunu da şikâyet etmemek lazım; Kılıçdaroğlu niye anayasaya gitmedi? Zaten AK Parti'nin elinde gitse de bir şey çıkmayacak, o mantıkla baktığımız zaman. Hani itiraz etse, etmese de Kılıçdaroğlu teröristler tarafından öldürülmeye çalışıldı. Bu Kılıçdaroğlu AK Partililerden darp edildi. Bu Kılıçdaroğlu 60 defa mahkemeye verildi Cumhurbaşkanı tarafından, AK Partililer tarafından ne hakarete uğradı, adalet yürüyüşü yaptı vesaire ve bu 12-13 yıl genel başkanlık yapmış Cumhuriyet Halk Partisi'ndeki o insana hain dediler, hakaret ettiler, posterini aldılar kırdılar, dövmeye kalktılar. Bak bu kadar basitse, Cumhuriyet Halk Partisi'ndeki insanlar bu kadar çabuk satın alınabiliyorsa Cumhuriyet Halk Partisi'nin oturup kendine bakması lazım. Şöyle denilebilir: Koltuk sevdası işte rövanş, her ne derse... Hani “hançerlendim” diyordu ya, o hırsla geldi falan vesaire tamam mı? Ben Cumhuriyet Halk Partisi'nde gerçekten bir temizliğin olması gerektiğini düşünenlerdenim. Veli Ağbaba’yı burada konuşuyoruz işte disiplin sevkinde. Veli Ağbaba diyor onun sözü; Levent Gültekin'i arıyor diyor ki: ‘Ya benim çok üstüme düşüyorlar. Ben o kargoyla paramı şoförüme yolladım.’ Kim kargoyla para yollar bu zamanda? Şimdi bakın, ondan sonra diyor ki: ‘Niye kargoluyoruz, düşünemedim’ diyor. Senin gibi biri düşünemiyor, yılların tüccarı, siyasetçisi düşünemiyor, demek ki orada başka bir şey var. Banka yoluyla versin onunla vesaire. Şimdi o şoförün itirafları var, yazışmalar var, paralar neler... Bunları da yok sayamayız. Bakın şunu diyebilir Cumhuriyet Halk Partililer ‘Ya AK Partililer de yapıyor.2 Vallahi yapıyorsa siz yapmayın. Siz alternatifsiniz. ‘AK Parti'nin yaptığı her şey mübah çünkü en çok oyu o alıyor, istediğini yapabilir’ bence onu öyle düşünmemek lazım; ‘ya ben çok oy alıyorum, Kemal Kılıçdaroğlu az oy alıyor ben istediğimi yaparım.’ Öyle değil, kurallar ve kanunlar çerçevesinde yaparsın. Suç işlersen gereğini yaparlar. Şunu diyebilirler ‘bak Cumhuriyet Halk Partisi'ne yapılanlar, AK Parti'de de belediye başkanları neler yapılıyor.’ Evet, yapıyorlar ama o, bu yapılanları örtmez, bu yapılanları yok saymaz kesinlikle. Disiplin konusuna gelince; şimdi orada diyor ki mesela Merkez Yürütme Kurulu ivedi durumlarda karar alabilir, Parti Meclisi'ne sormadan orada oya sunmadan. Ben şunu da söyleyeyim bakın Özgür Özel ve kimler varsa yanında zaten bir parti kurma yolundalar çünkü neden, bakın bunu da gerçekçi olalım. Şimdi İbrahim abi dedi ki Cumhurbaşkanı'nın talimatı olmadan AK Parti'de hiçbir şey olmaz. İnanın gerçek lider İmamoğlu Cumhuriyet Halk Partisi'nde, ya bunu da yok diyemeyiz yani. Onları getiren de İmamoğlu, bugün İmamoğlu ne diyorsa o. Yani bir parti kurulacak, bu da bir mağduriyet yaratmak istiyorlar. O da bir siyasettir. Zaten orada bir kopuş oldu sadece kim daha çok haklıyım diye. Kemal Kılıçdaroğlu'nun evet Türkiye'de çok karşılığı olduğunu ben de düşünmüyorum yani kitleleri arkasına alacak diye düşünmüyorum ama bunları da yok sayamayız. Mesela Cumhuriyet Halk Partisi şunu yapabilirdi; iki taraf da oturup uzlaşıp doğru şekilde birbirlerine bunları yapmadan gidebilirlerdi. Mesela bu butlan konusu da şöyle Kemal Kılıçdaroğlu’nun isteği değil, yani o kongre iptal edilince geçmişte kim genel başkansa o geliyor zaten, bir kayyum değil. Zarar gören kim biliyor musun? Yine vatandaş. Enflasyon, yoksulluk bilmem ne... 20 gündür Cumhuriyet Halk Partisi, evet gündem bir anda değişti. Emekli, işçi vesaire şu bu... Ben şunu da söyleyeyim Siyasetçi A partisinde, B partisinde vallahi artık umurunda olduğunu da düşünmüyorum bütün partiler sadece koltuk sevdasındalar, bu kavgalar sadece bu, yoksa Veli Ağbaba'yı görüyoruz işte yatlarda keyf halinde. Yani artık millet dayanamayacak durumda, bunu Cumhuriyet Halk Partisi bundan önce de son 6 aydır dillendirmiyor, hep başka mevzular. Ciddi söylüyorum Cumhuriyet Halk Partisi'ni yönetenler dünden bugüne Ersan Şen kadar ekonomi konuşmadılar. Tek konu ne olması lazım biliyor musun? Ekonomi. İmamoğlu alındığı zaman bütün toplum ne düşündü, dedi ki ‘burada bir siyasi şey var.2 Herkes öyle söyledi 7'den 77'ye, ‘bu operasyon siyasi’ dedi. Ama öyle şeyler oldu ki abi yani Özkan Yalım'ı nereye koyacağız? O birini nereye koyacağız? Hani düne kadar Veli Ağbaba diyordu ya ayakkabı kutusunda çıkan paralar, bu kolilerdeki paraları nereye koyacağız? Gerçekten bakın şeffaf olunsa, AK Parti kendi belediyelerine de olsa belki 5-10 belediye hariç belediye kalmayacak evet ona da varız ama burayı da görmemezlikten gelemeyiz. Türkiye'nin uğraştığı şeylere bak gerçekten yani ileri gideceğimize geriye gidiyoruz. Bizim aslında Türkiye'nin temizlenmesi lazım, topyekûn. Sağ sol, o parti, bu parti yok. Birbirimizi öyle fanatik şekilde, benim mahallemdeki ise bunu örtbas edeyim demeyeceğiz, herkes kendi mahallesini temizleyecek, her alanda düzgün, dürüst insanlar olacağız. Kendine rakipleri eliye eliye kimseyi koymadı Malatya'da Cumhuriyet Halk Partisi.  İşte çoğu insan şimdi bak ihraç oldular diye kızıyorlardı. Bak kendileri de demokratik herkesi ihraç ettiler”

şeklinde konuştu.

“ERDOĞAN'IN ÖNÜNÜ AÇMAK İÇİN ELİNDEN GELEN HER TÜRLÜ ÇABAYI SARF ETTİ”

Özgür Özel'in emekliye, esnafa, emekçiye yaklaşımını değerlendiren İbrahim Göçmen ise daha sonra

“Ben biliyorum, Özgür Özel'in mesela son seçildikten sonraki hemen hemen tüm mitinglerini takip etmişimdir. Bunların içerisinde yüzde 80, yüzde 90 emekliler, emekçiler her zaman önde çıkmıştır. Yani küçük esnaf dâhil, orta sınıf esnaf dâhil bunların hepsinin sorunlarıyla hep hemhal olmuştur. Yani bu emekçinin hakkını savunmak, emeklinin hakkını savunmak insanların bir de demokrasiden yana tavır almasını sağlamak için Özgür Özel'in çalışmaları var ve bunu görmek lazım.  Kılıçdaroğlu'nun bu anlamda hiçbir çabası yok, dikkat edin bir aylık süre içerisinde hiçbir "emek" lafı etmemiştir, hiçbir "emekçi" lafı etmemiştir. Yani hep butlan, mutlan, butlandan geldi, butlandan gitti yani bu böyle bir hırs, böyle bir şey nereden nasıl şey olmuş çok da fazla anlaşılır gibi değil. Beni ilgilendiren kurumsal yapının kendi özelliği. Kurumsal yapı nedir; Cumhuriyet Halk Partisi. Mustafa Kemal Atatürk demiş: "Benim iki tane eserim var; biri Türkiye Cumhuriyeti, biri Cumhuriyet Halk Partisi." Şimdi bu Cumhuriyet Halk Partisi aynen dediğin gibi arınmalıdır, temizlenmelidir ama bütünüyle de arınmalı ve temizlenmelidir. Yani sadece "arınsın" demekle Kemal Bey'in dediği gibi arınılmaz, öyle daha beter batar. Yani parçaladın mı, böldün mü her zaman dış güçlerin oyununa gelmiş olursun ve iktidarı bir daha da ömrün boyunca, hayatın boyunca bulamazsın. Şimdi Recep Tayyip Erdoğan'ın bu üçüncü dönem seçilmiş olması bu aslında anayasamızın gereği iki dönemden fazla yapılamıyor ama Tayyip Erdoğan, Kemal Kılıçdaroğlu'nun sayesinde üçüncü dönem Cumhurbaşkanı seçilme şansına sahip oldu. Niye? Geçmiş dönemde Muharrem İnce'yi çıkarttı, biliyordu ki kazanamayacak. O MHP'li bir vatandaş vardı, şimdi MHP'de milletvekili, onu çıkardı, onda da kaybetti. En son kendi çıktı, yine Cumhurbaşkanlığını kaybetti. Tayyip Erdoğan'ın önünü açmak için elinden gelen her türlü çabayı sarf etti. Kasım ayında "hadi seçim" derse Tayyip Erdoğan hiç şaşmayın. Çünkü daha Cumhuriyet Halk Partisi'nin toparlanma, bir araya gelme, örgütlerle tam bir uyum sağlama zamanı o zamana yetişmez. Şimdi Türkiye genelinde nasıl Recep Tayyip Erdoğan tek adamsa, Cumhuriyet Halk Partisi'nin Malatya'da da Veli Ağbaba tek adam ve bunu kimseye müsaade etmedi”

diye konuştu.

HANİFE SARI