Malatya Sonmanşet gazetesi Yazı İşleri Müdürü Sinem Hatun Davut tarafından BUSABAH TV youtube kanalında hazırlanıp sunulan “Bakış Açısı” programına, BUSABAH Medya Yönetim Kurulu Üyesi Umut Bozkurtoğlu ve Malatya Gazeteciler ve Televizyoncular Cemiyeti Başkanı Mehmet Aydın konuk oldu. Programda geçtiğimiz günlerde Dr. Zercan Kalı ve Op. Dr. Gökhan Kalı’nın 15 yaşındaki oğlu Batuhan Kalı’nın intiharı ele alındı.

“TOPLUMSAL BİR SIKINTIMIZ VAR”
Konuyla ilgili düşüncelerini açıklayan Umut Bozkurtoğlu,
“Şimdi 2024 yılında 51 kişinin intihar etmesi bilgisi ve son 15 yılın en yüksek seviyesi olması Malatya adına üzücü. Tabii ki 2024 yılı biliyorsunuz Malatya için çok zor bir yıl. Bunun da mutlaka etkisi vardır ama tüm intiharlarda da deprem ve pandemi sürecindeki sonraki şeyi hep söylemeyelim. Toplumsal bir sıkıntımız var. İnsan sosyolojisinin çok ciddi imtihana geçtiği bir dönemden geçiyoruz. Özellikle teknolojinin vermiş olduğu şeylerde var bu noktada. Yani bir teknoloji bağımlısı bir toplum haline geldik. Kesinlikle doğru kullanılmıyor. En son hayatını kaybeden Allah'tan rahmet diliyoruz. Kalı ailesine başsağlığı diliyorum. Allah kimseyi evladıyla imtihan etmesin çok zor. Dikkat ederseniz Özel Alman Lisesi öğrencisi. Bizim ülkemizdeki yaşam standartları büyük bir dezavantajken eğitim standartlarımız da çok kötü. Yani bugün ilkokul çağındaki bir çocuğun aldığı eğitime bir bakın. Sonra ortaokul ve lise düzeyi gibi eğitim seviyemize ve eğitim sistemimize baktığımızda çok ciddi problemler var. Bu problemler ayyuka çıkarken aile içindeki eğitime de dikkat çekmek gerekiyor. Malatya özel bir zamandan geçiyor ona katılıyorum. Ruhsal problemlerimiz var. Pandemi de oluştu. Depremde bu zirve yaptı. Ama her şeyi de gelip gidip 3 yıl sonra depreme bağlamanın da çok bir anlamı yok. 20-30 yaş arasında düşünebiliyor musunuz 51 kişinin intiharı ne demektir? Bunda yerel yetkililerimiz de sorumludur. Bunda devlet yetkililerimiz de sorumludur. Bunda medya da sorumludur. Kendi yaptığımız iş olarak söylüyorum. Bütün bu sorumluları bir araya getirdiğimizde ortaya çıkan tabloya baktığımızda herkes kendisine düşen şeyi alsın. Herkes kendine düşeni yapmalı. Sadece bir yeri suçlamak doğru değil büyük resmin o küçük parçalarına da bakmak lazım. O küçük parçalar büyük resmi oluşturuyor. Maalesef ülkemizdeki geldiğimiz hal de çok sağlıklı bir hal değil”
ifadelerine yer verdi.

“HALEN ORADA İTİBAR PEŞİNDESİNİZ”
Malatya’da yaşanan intihar vakalarına dikkat çeken Mehmet Aydın ise,
“Ben birkaç tane Malatya'da yaşanan intihar vakalarını söyleyeceğim. Doğanşehir'de 16 yaşında bir çocuğumuz intihar etmiş. Yeşilyurt Melekbaba'da 18 yaşındaki bir çocuğumuz intihar etmiş. Bunlar 2024 yılları. Yeşilyurt Topsöğüt'te, Battalgazi Kızyurdu'nda, Yeşilyurt Salköprü'de bakın iyi dikkat edin lütfen Battalgazi Kız Yurdu'nda hep gençler. En son 10 gün önce Şifa Mahallesi'nde bir genç intihar etmiş. Bakın bunu niye söylüyorum? Bizim Malatya basını bunu intihar diye vermiş. Bunların ailesi üzülür dememiş. Bizim Malatya basını burada hiç hassas davranmamış. Kız çocuğu vefat etmiş, almış bunu intihar demiş, irdelemiş, niye intihar etti demiş, dememiş bunun ailesi üzülür mü? Neden? Topsöğüt'te oturuyor. Bakın intihar eden yerleri tekrar okuyayım. Doğanşehir, Topsöğüt, Melekbaba vesaire. Hiç bunların Malatya basını hassas olmamış ailesine. Benim kızdığım esas tepki gösterim ne? Şimdi eğitimli iki anne baba ekonomisi çok iyi. Kaza, intihar vesaire. Biz bir gün önce duyduk intihar etti diye. Benim kızdığım aslında o değil. Şimdi gazetecilik nedir? Doğru haberi toplumla paylaşmak, haberdar etmek. Bakın bununla ilgili basında hassasiyetleri ailesinin şu nedeninden dolayı olsaydı belki hiç haber de yapılmayabilirdi. Ama bir grup ajanslara vererek kaza algısıyla kaza olduğu zaman ailesini niye düşünmüyorsunuz? Mesela kaza veya intiharın bu çocuğumuza ne faydası var? Ne zararı var? Ya bir annenin, babanın çocuğu ölmüş. Ha intihar ha kaza. O hayattan kopmuş. Siz neden bu algıyı yapmaya çalışıyorsunuz? Tanınmış bir aile, anne babası için demiyorum, tanınmış akrabalarını korumak için. Halen orada itibar peşindesiniz. Kardeşim siz çocuğun peşinde değilsiniz. Bir çocuk ölmüş ya hiç haber yapmayın veya kimse haber yapmasın. Ama haber yapılırsa doğrusu yapılır. Bakın şu denebilir kriter olarak çocukların intiharını yayınlamamak lazım bu bir kriter, prensip. Ama hepsine uyuyacaksınız. Gariban ananın, babanın çocuğuna göstermediğiniz hassasiyeti buraya da göstermeyeceksiniz o zaman. Ben bu ikileme karşıyım. Kimse kusura bakmasın. Gücü olana gücü olduğu için farklı davranmak ben buna karşıyım. Herkes aynı. O ölmüş kızlarımızı gidip haber yapıyorsunuz, fotoğraflarını çekiyorsunuz ve hatta biri arıyor, ailesini "Neden intihar etti?" diyor. 2024 yılında 4460 kişi hayatına son vermiş. Bunun büyük çoğunluğu da 15 yaşla 29 yaş aralığı. Dünya Sağlık Örgütü'nün şöyle bir açıklaması var, intiharın 15-29 yaş grubunda dünyada 3. önde gelen ölüm nedeni olduğunu vurguluyor. Bak 15 yaşla 29 yaş arası çok tehlikeli. Bu dünyada böyle. Bizim ülkemizde de baktığın zaman en son Malatya işte 2025 değil mi okuduğun 51 kişi. Çok başarısız olanları da yazmıyoruz, söylemiyoruz. 15 yaş ve 29 yaş ve bunun daha da bir tehlikelisi var. Bak bu hayattan kopan çocuklarımız. Bir de suça sürüklenen çocuklarımız var. Orası daha da vahim. Yani biz ülke olarak diyorum anne baba demiyorum bu düzenekte çocuklarımıza sahip çıkamıyoruz. Bunlara önlem alınması lazım. Mesela Marmaray, daha iyi, önlem alınamaz mı? Oralara bariyerler kurulamaz mı? Yani ayağını attın, gittin. Kazayla da olsa intihar da olsa, yarın bu bir daha olmaması için ya o oralara bariyerler kurulamaz mı? Bilmiyorum yani bir önlem alınamaz mı? Alınabilir. Ya da o hızla yaklaşan metro, Marmaray her neyse önceden ya başlayamaz mı? Bunlar teknik konular ama bir çocuğumuz daha ölmesin. Ya biz insanız ya, olabilir mi, sırf haber olsun diye o çocuğumuzu kullanalım, olur mu ya? Ailesi kim olursa olsun. Çocuk hepimizin çocuğu. Sen yalan haber yaptırıyorsun kardeşim. Çünkü senin hayatın yalan. Mesela ona kaza dediğin zaman ailenin hassasiyeti olmuyor, bunu dediğin zaman mı oluyor? Mesele ne biliyor musun? Mesele çocuğu ve anne babayı düşünme değil. O soy ismin itibarı zedelenmesi meselesi. Ya batsın sizin itibarınız. Bir çocuk ölmüş kardeşim. Benim çocuğum gittikten sonra batsın benim itibarım. Ama yalaka grupları bak böyle diye. Yıllarca insanları kandırdılar, ettiler. Kardeşim Doğru haber yapalım, doğru konuşalım. Yarın birileri ders alsın. Yani çocuklarımıza sahip çıkalım. Günün sonunda o çocuk öldü. Halen bundan bile itibar katmaya çalışan insanlara sormak lazım, siz o gariban ailenin çocuklarına niye bu hassasiyeti göstermediniz? Basın olarak şöyle bir karar alınsın. Toplanalım, çocuk intiharlarına yer vermeyelim diyelim. Yayınlamayalım. Ama yok ki gariban falanın çocuğu, yayınlıyorlar. Çünkü o gariban. Ondan bir menfaatleri yok. Düşünmüyorlar o incinir mi diye. Öyle bir şey yok. Kardeşim, bizim için ailenin kim olduğu önemli değil. Biz eğer düşüneceksek ana babaların yoksulu, zengini, güçlüsü, makamı falan önemli değil. Bütün hepsine hassas olacağız. Aslında mesele gerçekleri konuşmak, saklamak değil onlardan da ders çıkarmak”
şeklinde konuştu.

MUHABİR: HANİFE SARI
