Fahri Kayıhan Caddesi’nin üst kısmında, şehir gürültüsünden uzakta doğayla iç içe konumlanan Aşağı Bağlar Sufla Camii, yaklaşık 150 yıllık geçmişiyle bölgenin en eski ibadethanelerinden biri olarak dikkat çekiyor. Ağaçlar arasında yalnızca minaresinin şerefesi görülen cami, hem mimarisi hem de doğal çevresiyle adeta masalsı bir atmosfer sunuyor.

Mahalle halkı tarafından yaptırılan cami, 4 Eylül 1850 tarihinde ibadete açıldı. Osmanlıca kitabe bulunmasa da minarede yer alan mermer kitabede 1850 tarihi yer alıyor. Cami ve bulunduğu alan, Sivas Kültür Varlıklarını Koruma Bölge Kurulu tarafından 2017 yılının Aralık ayında tescillenerek koruma altına alındı.

Maliye hazinesine ait olan arsa, kullanım hakkıyla Diyanet İşleri Başkanlığı’na tahsis edilmiş durumda. Toplam arsa alanı 4 bin 43 metrekare olan caminin iç alanı ise 200 metrekareyi buluyor. 250 kişilik kapasitesiyle bölgenin önemli ibadet merkezlerinden biri olarak hizmet veriyor. Şadırvan, tuvalet ve lojman da caminin eklentileri arasında yer alıyor.

KERPİÇTEN YÜKSELEN MİMARİ

Cami, kerpiç mimarisiyle öne çıkıyor. Zeminden itibaren yığma taş üzerine 80 cm kalınlığında iki anaç kerpiç duvar örülerek inşa edilen yapı, zamanla çeşitli tadilatlar geçirdi. 2010’lu yıllarda imam Vahap’ın gözetiminde hayırseverlerin desteğiyle dış duvarların etrafı kepçeyle kazılarak 1,5 metre derinliğe kadar C25 beton dökülerek güçlendirme ve izolasyon yapıldı. Rutubet nedeniyle boya tutmayan duvarlara bu dönemde cam mozaik kaplama uygulandı. 1970’li yıllarda ise caminin tavanı ters tavan olarak yenilendi.

Pencereleriyle dikkat çeken camide 3 doğu, 3 batı, 7 güney ve 2 kuzey cephesinde olmak üzere toplam 15 pencere bulunuyor. İlk inşa halinde 17 olan pencerelerden biri sonradan dolaba dönüştürülerek kitaplık yapılmış, bir diğeriyse kapıya çevrilmiş. Pencerelerin tavana yakın konumlandırılması ve alt duvarlarının eğimli tutulması, yıl boyunca güneş ışığının dengeli bir şekilde içeri girmesini sağlıyor.

MİNARENİN İLGİ ÇEKEN İNŞASI

Caminin bugünkü minaresi 1960’lı yıllarda, önceki minarenin kuzeydeki yerinden sökülmesinin ardından caminin kuzeybatı köşesinde yeniden inşa edildi. Minare girişine dört taş basamakla ulaşılıyor. Giriş bölümünün üç metresi kesme taştan, üst bölümleri ise tuğladan örülerek tek şerefeli bir minare oluşturulmuş. Kesme taşlarla tuğlaların birleşimindeki ustalık, minarenin estetik görünümünü güçlendiriyor.

DOĞAYLA İÇ İÇE BİR CAMİ

Ağaçlar arasında saklı küçük bir mabedi andıran cami, hem ibadet edenler hem de ziyaret edenler için huzur veren bir ortam sağlıyor. Cami 6 Şubat depremlerinde ayakta kalmayı başarsa da depremin ardından ibadete kapatılırken giriş kapısına ‘Tescilli Kültür Varlığıdır. İzinsiz Müdahale Edilemez’ yazılı bir pankart asılmıştır.  Bölge halkının ibadetlerini yerine getirebilmesi için Yeşilyurt Müftülüğü tarafından bölgeye bir konteyner mescit kurulmuştur.

MUHABİR: MEHMET TEVFİK CİBİCELİ