Gazeteci Berkman Dulcan ve Malatya Sonmanşet gazetesi Yazı İşleri Müdürü Sinem Hatun Davut’un sunduğu BUSABAH TV YouTube kanalında yayınlanan “Haftanın Nabzı” programında Malatya'nın sosyal sorunları masaya yatırıldı. Bu kapsamda deprem sonrası yaşanan psikolojik yıkım, konteyner yaşamı ve kentin altyapı sorunları ele alındı.

Değerlendirmesinde Malatya’da yaşayan insanların psikolojik olarak çöktüğüne vurgu yapan Berkman Dulcan,
“Bizi izleyen kişilere, arkadaşlarımıza, dostlarımıza tavsiyem. TRT arşivi özellikle açsınlar. 80'ler, 90'ların TRT arşivinde Türk insanının mikrofon uzatıldığındaki o konuşmalarını, hal ve hareketlerine, giyimlerine şöyle bir baksınlar. Bizim 30 yılda nereden nereye geldiğimizi görecekler. Eğitim sistemi çökmüş. Adalet mekanizması yerlerde, siyaset almış başını gitmiş. Çok tuhaf bir dönemde yaşıyoruz. İşte geçtiğimiz hafta burada sayın avukatımızla beraber kadın cinayetlerinden, kadından, şundan bundan konuştuk. Yakın zamanda Malatya'da kayıp olan bir kızımızın cesedi bulundu. Şimdi biz psikolojik olarak gerçek manada çökmüş bir toplumuz. Depremlerden sonra özellikle yani pandemiyle beraber başladı. Depremle beraber bu devam etti. Psikolojik açıdan biz çok çöktük. Ben buradan şunu sorayım AK Parti’sine, CHP'sine, MHP'sine, İYİ’sine, Anahtar’ına, Deva’sına, Saadet’ine, Yeniden Refah’ına kadın kollarınız var sizlerin, kadın kolları olarak mahallelerde nasıl bir aktivite yürütüyorsunuz? Bu sorunları hiç mi görmüyorsunuz? Veya bu sorunlar size geldiğinde sümen altı mı ediyorsunuz? Hiç bununla ilgili bir seminer yapalım, bir çalıştay düzenleyelim, bir şunu yapalım, bir bunu yapalım yok mu aklınızda? Kongre Kültür Merkezinde iki seanslık yap ücretsiz bir oturum. İnsanlar gelsin orada psikoloji ile ilgili bir şeyler öğrensinler. Yani biz, psikiyatri olarak o kadar fazla hastanelere gidip ilaç kullanıyoruz ki devlet eğer bunu görmüyorsa, buna önlem almıyorsa yine sıkıntı bizde. Yani 3 yıldır adam konteynerde kalıyor. Adamda psikoloji denen bir şey kalmamış ve sen halen bu insanları normal insan statüsüyle göremezsin. Ben 3 ay, 4 ay kaldım kafa gitti bende”
ifadelerine yer verdi.
“MALATYA'NIN GELİŞMESİNİ İSTEYEN HERKES KONTEYNERDEN İVEDİLİKLE ÇIKSIN”
Konuyu değerlendiren ve konteynerlerdeki taşınma sürecine ilişkin konuşan Sinem Hatun Davut ise
“Sonrasında bir baba cinnet geçiriyor. İki tane kızı ve bir eşi ve eşini katlediyor. Kızı ve eşi hayatını kaybetti. Diğer yandan hala vatandaşlarımız da konteynerde kalmak da ısrarcı. Onları da anlamak gerçekten zor. Şehrin normalleşmesi adına konteynerde yaşayan vatandaşların ısrarcı olmadan verilen o süreyi doldurup ve çıkmaları gerekiyor. Devletimizin aşırı şekilde mağdur olan, geliri olmayan, hasta olan, yalnız olan vatandaşları mağdur edeceğini ben şahsen düşünmüyorum. Onlar için de mutlaka bir çözüm yolu üretilecektir, bulunacaktır. Ama çalışıp çabalayıp geliri olan ve hala orada kalmakta ısrar eden insanları, vatandaşlarımızı anlamakta çok zorluk yaşıyoruz. İkizce bölgesinde çok güzel konutlar inşa edildi. O bölgede konutların kira bedelleri de gayet uygun. 6 bin ila 10 bin arasında olduğu ifade ediliyor. O bölgeye gidilebilir, o bölge geliştirilebilir. O bölgede yapılacak olan yatırımların da önünü açmak adına konteynerlerde yaşayan vatandaşların artık evlerine geçmeleri önem arz ediyor. Lütfen bu konuda duyarlı olalım. Şehrini seven, Malatya'nın gelişmesini isteyen herkes konteynerden ivedilikle çıksın, çıkmalı”
sözlerine yer verdi.
“BEN NİYE ÖDÜYORUM ONLAR ÖDEMİYOR?”
Konteynerlerdeki taşınma sürecine yönelik birkaç değerlendirme yapan Berkman Dulcan ise,
“Zorla da olsa çıkacaklar. Yani şöyle bir şey, ben konteynerde kalan birinin elektriğini, suyunu niye ödeyeyim? Yani şurada nüfusumuz zaten azalmış durumda. Bir de 50 bin kişi şu an kalıyor diye biliyorum. Ben bu 50 bin hanenin elektrik, su veya giderini ödemek zorunda değilim. Yani benim de etim budum belli. Benim de kazancım belli. Benim de neye kazandığım belli. Adam 28 bin asgari ücret alıyor. Bunun 18- 20 binini kiraya veriyor zaten. Elektrik yüksek geliyor, su yüksek geliyor. Baktığımda ben niye ödüyorum da onlar ödemiyor? Çarşı merkezde adliyenin yani eski adliyenin diyeyim, yıkılan adliyenin veya maliyenin oralar Hint pazarına dönmüş durumda. Yani artık o kirlilikten kurtulmak zorunda Malatya. Bir an önce buraların boşaltılıp insanların ekmeğinin peşine düşüp neyin ne olacağını bilmemiz gerekiyor”
diye konuştu.
“ARA SOKAKLAR MALATYA'YA HİÇ YAKIŞMIYOR”
Malatya’nın kanayan yarası olan yol sorununa da değinen Sinem Hatun Davut son olarak şunları kaydetti:
“Malatya'da bu yol krizi de artık bitsin lütfen. Başarıyı konuşmak gerekiyor artık. Yani başarılara odaklanmamız gerekiyor. Yani şu şeyleri bir an önce bitirelim. İşte ara yolların sorunları çözülsün, eğitime biraz vakit ayıralım. İvedilikle hangi belediyelerin görev alanı içerisindeyse o bölgeler, Büyükşehir, Battalgazi, Yeşilyurt Belediyeleri özellikle şu ara sokaklar gerçekten Malatya'ya hiç yakışmıyor. Yani insan o caddelerden geçerken o çukurlara düşmekten gerçekten yoruluyorlar artık ve araçları sanayiden çıkartamıyoruz. Ben açıkçası ara sokakların Malatya'ya yakışmadığını düşünüyorum. Buradan Malatya Büyükşehir Belediye Başkanı Sami Er'de de bir çağrı yapalım. Ara sokakların asfaltlarının tekrar tekrar ivedilikle gözden geçirilmesi gerekiyor. Gerçekten çukurlarla dolu. O yollardan geçen yaya olarak yürüyen insanlar bile mağdur olabilir. Yaşlılar düşebilir, ayağı takılabilir. Lütfen ara sokakları Malatya'ya yakışır hale getirelim. Üç belediyeden ricamız ana yolları, ara sokakları öyle bir hale getirin ki hayran kalalım, ellerinize sağlık diyelim, dua edelim sizler için.”
HANİFE SARI



