Malatya’nın köklü bir geçmişe sahip Akçadağ ilçesi hem bulunduğu konum itibariyle hem tarihiyle hem de kültürel yapısıyla ilgi çekmeye devam ediyor.

Bu kapsamda Akçadağ isminin nerden geldiğini daha önceki konularda ele almıştık. Bu yazıda da önceki yazılara biraz temas edip Akçadağ ilçesinin tarihi ve coğrafyası konusunu işleyeceğiz.

Evet, Akçadağ ilçe merkezi için Hititler döneminden itibaren kullanıldığı düşünülen Arga adı, Bizans ve Selçuklu dönemlerinde de muhafaza edilmiştir. Arga, bu dönemlerde çevre köylerin ve yerleşim birimlerinin de yönetim merkezi olma konumunu sürdürmüştür. Ancak 1240 Baba İshak isyanı ve arkasından gelen 1282 Moğol İstilası sırasında Arga büyük oranda tahrip olmuş, eski önemini yitirmiştir. Osmanlı Devleti döneminde yönetim merkezi Akçadağ ve Hekimhan coğrafyasına hakim konumda olan Kederbeyt köyüne kaymıştır. Kanuni dönemi tahrir defterinde bugünkü Akçadağ ilçesi ve büyük kısmı, bugünkü köylerine tekabül eden coğrafya Kederbeyt nahiyesi nahiyesi olarak adlandırılmıştır. Kederbeyt adından bozularak telaffuz olarak buna yakın olan ve keder evi olarak adlandırabileceğimiz Arapça kederbeyt adı benimsenmiştir. Kanunu Süleyman döneminde bugünkü Akçadağ Kederbeyt, bugünkü Hekimhan ise Akçadağ olarak adlandırılmıştır.  1750'li yıllarda Kederbeyt nahiyesi ve buradaki birçok köy karışıklıklar sebebiyle boşalmıştır. Osmanlı Devleti 1850'de bu yöredeki asayişi sağlamak için bugünkü Akçadağ ve Hekimhan ilçeleriyle Doğanşehir ve Yazıhan ilçelerinin büyük bölümünü birleştirerek "Ağcadağ" adı altında kaza yapmıştır. Kaza merkezi öncelikle eşkıyalık olaylarının yaşandığı Levent Köyü'nde oluşturulmuş, olaylar kontrole alınınca merkez Arga köyüne nakledilmiştir. Hekimhan da Akçadağ kazasına nahiye olarak bağlanmıştır. Zaman içerisinde Arga ve çevresinin önem kazanmasıyla bu durum değişmiş bugünkü Akçadağ ve Hekimhan ilçelerinin tamamıyla, Yazıhan ilçesinin büyük bölümü Doğanşehir, Polat kasabası ve çevresi, kısa bir müddet Adıyaman'ın Çelikhan ilçesi de Akçadağ kazasına dahil edilmiştir. Bu geniş alanın yönetim merkezi Arga köyü olmuştur. Cumhuriyetle birlikte Arga adı bırakılarak ilçe merkezine de Akçadağ adı verilmiştir.

DİĞER BÖLGELERLE OLAN ETKİLEŞİM

Sürgü'den başlayarak Torosların kolları olan Başyurt Yaylası, Ali Şükran ve Nurhak, Akçadağ ve Karadağ silsilelerini içine alan ve Hekimhan, Yazıhan ve Doğanşehir ilçeleri yanında Adıyaman, Dersim ve Sivas bölgeleriyle irtibatlı olarak geniş bir alanı kaplayan Akçadağ, zaten kendi adıyla anılan bölgenin büyüklüğü yanında dağ silsileleri ve ticaret yolları dolayısıyla Elbistan, Dersim, Elazığ-Keban bölgeleriyle Kangal, Divriği ve Adıyaman-Besni bölgeleriyle etkileşim içerisinde olmuştur. Özellikle Doğu Anadolu'da Aşiret kültürünün hakim olduğu Osmanlı Devletinin son dönemlerinde Akçadağ, Torosların uzantıları sebebiyle Maraş ve Binboğalar bölgeleriyle de etkileşim içerisinde olmuştur.

ESKİ YERLEŞİM KALINTILARIYLA AÇIK BİR MÜZE ÖZELLİĞİNE SAHİP

Akçadağ'ın hemen tamamı açık bir müze özelliğine sahiptir.  Her yerleşim biriminin yakınında genellikle eski bir yerleşime ait kalıntılar bulunmaktadır. Bu durum Akçadağ'da bulunan yerleşim birimlerinin yüzyıllardır yerleşim alanı olduğunu göstermektedir. Yol güzergahları ve tarihi eserler başlıklarında daha ayrıntılı olarak incelenecek olan bu tarihi coğrafya, günümüzde de Malatya'nın sayıca en fazla yerleşim alanları bulunan ilçesini oluşturmaktadır.

TARİHİ ALANLAR

Akçadağ'da tarihi alanlar olarak nitelendirilen ve Türkler bu yöreyi fethetmeden önce de yerleşimlerin bulunduğu alanlar bugünkü kalıntılara bakılarak şöyle tespit edilmiştir: Arga(Akçadağ), Yaylımlı, Keller(Edilme), Bayramuşağı, İkinciler, Ören, Harunuşağı, Sarıhacı, Penit(Yalın-kaya), Doğanlar, (Çay, Kilise, Saçmalı, Hüsneler) Levent, Resuluşağı (Ören, Enlik), Keklikpınarı, Kadıibrahim, Hartut, Bağ, Küçükkürne, Çobanuşağı, Kasımuşağı, Mezra, Büyükköy, Samah, Kurtuşağı, Kol, Aksüt, Esenbey (Kalolar), Doğantepe köyleri ve çevresi. Bu köyler genellikle dağlık alanda bulunan köylerdir. Ova köyleri yakınlarında bulunan tarihi bazı kalıntılar ise daha çok bina yapımı, yol açma gibi faaliyetler sırasında ortaya çıkabilmektedir. Bu köy yerleşimleri genellikle Amuklu Deresi, Dipsizçay, Doğanlarçay, Sultansuyu ve Tohma akarsuları çevresinde kurulmuş yerleşimlerdir. Bu yönüyle bu akarsuların geçtiği derin vadilerin tepelerinde höyükler, tümülüsler ve kaya mezarları bulunmaktadır.  Bu kalıntılar ise Selçuklu ve Osmanlı devleti dönemlerine tarihlenebilecek sadece han kalıntıları ve birkaç camii mevcuttur. Akçadağ ve çevresinde yüzey araştırmaları dahi henüz yeterince yapılabilmiş olmadığından burada bahsedilen alanlar genellikle bugünkü yaşayan kişilerin bilgileri ve alanda yapılan araştırmalar sonucu tespit edilebilen alanlardır. Yapılacak ilmi ve detaylı incelemeler sonucu birçok bilinme yen alanların günyüzüne çıkarılacağı kesindir. (Devam edecek) 

Muhabir: HANİFE SARI