Erkek sağlığını tehdit eden önemli hastalıklardan prostat kanseri, erken evrede belirti vermeden ilerleyebiliyor. Uzmanlar, basit bir PSA testi ve düzenli muayene ile hastalığın erken dönemde tespit edilebildiğini belirterek, düzenli taramaların hayat kurtardığını ifade ederken Malatya Eğitim ve Araştırma Hastanesi (MEAH) Üroloji Uzmanı Dr. Mehmet Levent Akbulut önemli açıklamalarda bulundu.

​Prostat bezinin her erkekte bulunan, erişkinlerde yaklaşık bir ceviz büyüklüğünde olan ve meni sıvısının üretiminden sorumlu bir salgı bezi olduğunu belirten MEAH Üroloji Uzmanı Dr. Mehmet Levent Akbulut, konum olarak mesanenin (idrar torbasının) hemen altında yer aldığını söyledi.

“ZAMAN İÇERİSİNDE BÜYÜME GÖSTERİR”

“Prostat kanseri ise bu bezdeki hücrelerin kontrolsüz çoğalmasıyla ortaya çıkan bir kanser türüdür” diyen Dr. Akbulut, sözlerine şöyle devam etti:

“Dünya genelinde prostat kanseri, erkeklerde kansere bağlı ölümlerde ilk sıralarda, tüm kanser türleri arasında ise ikinci sırada yer almaktadır. Bu ciddi tablo nedeniyle hastalık hakkında farkındalık yaratmak hayati bir önem taşımaktadır. Prostat kanseri genellikle prostatın dış tabakasından kaynaklanır ve zaman içerisinde büyüme gösterir. Erken dönemde hiçbir belirgin semptom göstermeyebilir. Ancak hastalık ilerledikçe şu şikayetlerle kendini belli edebilir: İdrar yapmakta zorlanmak, Özellikle geceleri sık sık idrara çıkmak, İnce, zayıf veya kesik kesik idrar yapmak. Hastalığın daha ileri dönemlerinde ise tümörün yayılımına bağlı olarak bel, kalça ve sırt ağrıları görülebilmektedir.”

“EN ÖNEMLİ RİSK FAKTÖRÜ AİLE ÖYKÜSÜDÜR”

​Prostat kanserinde risk faktörlerini de sıralayan Dr. Akbulut,

“Prostat kanserinde en önemli risk faktörü aile öyküsüdür (genetik yatkınlık). Babada, amcada veya dedede prostat kanseri öyküsü bulunması risk oranını ciddi şekilde artırır. Bunun yanı sıra; sedanter (hareketsiz) yaşam tarzı, doymuş yağ asitlerinden zengin beslenme alışkanlığı, sigara kullanımı da diğer önemli risk faktörleri arasında yer alır”

diye konuştu.

“KESİN PATOLOJİK TANI KOYABİLMEK AMACIYLA PROSTAT BİYOPSİSİ UYGULANIR”

​Prostat kanserinin tanı ve tarama yöntemlerini de anlatan Dr. Akbulut,

“​Prostat kanseri taramalarında, kandan bakılan PSA (Prostat Spesifik Antijen) testi kullanılmaktadır. Bununla birlikte yapılan parmakla prostat muayenesi de tanıda kritik bir rol oynar. PSA yüksekliği veya muayenede anormal bulgular tespit edilen hastalarda, kesin patolojik tanı koyabilmek amacıyla prostat biyopsisi uygulanır. Tedavi yaklaşımı, kanserin hücre tipine ve evresine (yayılımına) göre değişiklik gösterir. Kanserin sadece prostat bezi içinde kaldığı bu dönemde öncelikli tedaviler cerrahi (ameliyat) ve radyoterapi (ışın tedavisi) uygulamalarıdır. Kanserin çevre dokulara veya uzak organlara yayıldığı durumlarda ise hormon tedavisi ve kemoterapi ajanları devreye girmektedir. Önerimiz şudur: 40 yaşını geçmiş, özellikle de ailesinde prostat kanseri öyküsü bulunan erkeklerin yılda bir kez rutin prostat kontrollerini yaptırmaları gerekmektedir”

ifadelerine yer verdi.

​HÜSEYİN KOCAMAN