Şahin’den Eğitimde Şiddete Karşı Çözüm Önerileri

Busabah TV YouTube kanalında yayınlanan “Haftanın Nabzı” programına konuk olan Türk Eğitim-Sen Malatya Şube Başkanı Fevzi Şahin eğitimde yaşanan sorunlar, talepler ve eğitimde şiddete yönelik önemli değerlendirmeler yaptı. Şahin, “Eğitimdeki şiddetin bitmesi için öğretmene yeterli itibarın sağlanması, toplumun bilinçlendirilmesi ve cezaların arttırılması gerek” dedi.

EĞİTİM - 15-05-2026 09:54

Türk Eğitim-Sen Malatya Şube Başkanı Fevzi Şahin, gazeteci Berkman Dulcan ve Malatya Sonmanşet gazetesi Yazı İşleri Müdürü Sinem Hatun Davut’un sunduğu Busabah TV YouTube kanalında yayınlanan “Haftanın Nabzı” programına konuk oldu.

Eğitim konusu etrafında şekillenen programda eğitimin önemi için konuşan Sinem Hatun Davut, “Eğitim bizim için çok ama çok önemli, Ülkemizin geleceği için ayrı bir değerde ve önemde. Çünkü her şeyin başı önce eğitim. Eğitim sistemimiz ne kadar güçlüyse ülkemiz de o kadar güçlü olur, her alanda, her anlamda” ifadelerine yer verdi.

“EŞİ BENZERİ OLMAYAN OLAYLARI SON DÖNEMDE TÜRKİYE'DE DE YAŞAMAYA BAŞLADIK”

Yakın tarihte Şanlıurfa ardından da Kahramanmaraş’ta yaşanan olayları değerlendiren Berkman Dulcan ise “Ülke olarak maalesef hiç ömrümüzde görmediğimiz daha önce Amerika'dan veya farklı ülkelerde gördüğümüz eşi benzeri olmayan olayları son dönemde Türkiye'de de yaşamaya başladık” şeklinde konuştu.

“EĞİTİMDE ÖNCELİĞİMİZ OKUL GÜVENLİĞİ OLMALI”

Konuyu değerlendiren Fevzi Şahin de, “Meseleye baktığımız zaman yani bu birden olan bir olay değil. Yani belirli bir zaman toplamında bu sonuç elde edildi. Biz Türk Eğitim -Sen olarak yıllardır söylüyoruz okul güvenliği. Şu anda ülke olarak eğitimde önceliğimiz okul güvenliği olması gerekiyor. Şimdi tabii ki bu sadece okul güvenliği ile çözülecek bir mesele değil.  Öğretmenlik Meslek Kanunu biliyorsunuz yaklaşık 5 yıl önce çıktı ama istediğimiz içerik olarak beklentileri maalesef karşılayamadı. Tabir yerinde ise dağ fare doğurdu o dönemde. Günümüzde ise bu nokta aslında Maraş olayı Rabbim bir daha vermesin, 10 tane evladımız bir tane de meslektaşımız şehit oldu. Toplam 11 canımızı Maraş okul olayında kaybettik. Geçmiş olaylara baktığımız zaman bizim geleneğimizde böyle bir durum söz konusu değil. Genellikle Amerika'da ya da başka ülkelerde yaşanan bir olaydı, buraya geldi. Okul güvenliği sadece okulun kapısına bir polis dikmekle ya da bir özel güvenlikle çözülecek bir mesele değil. Biz sürekli söylüyoruz, burada gözden kaçırdığımız nokta öğretmen. Yani her geçen gün öğretmenin itibarsızlaştırılması, öğretmenimizin değersizleştirilmesi. Yani veli çok rahatlıkla öğretmeni şikayet mekanizmalarını kullanarak şikayet edebiliyor. Tabii yanlışlık varsa, eksiklik varsa tabii ki bunun cezası neyse verilir. Biz bu kesinlikle bu noktada hemfikiriz” cümlelerine yer verdi.

“ÖĞRETMENLERİMİZ ÇOK ÜZÜCÜ BİR NOKTAYA GELDİ”

Öğretmene yaklaşım konusunda eski ile yeniyi kıyaslayan Sinem Hatun Davut daha sonra “CİMER’e olur olmadık şeyleri yazanların da olduğu ifade ediliyor. Kayda değer bir şey varsa evet zaten yetkililer gereğini yapar.  Ama öğretmenler artık öğrencilere bir şey söylemeye korkuyor, çekiniyor. Ben gerçekten bütün öğretmenlerimize çok ama çok üzülüyorum. Bu sistemin değişmesi gerekmiyor mu? Mesela bizim dönemlerimizde bizi annemiz babamız öğretmene teslim eder. Etiyle kemiyle senin derlerdi. O zamanları düşündüğümüzde bir de şimdi düşündüğümüzde öğretmenlerimiz gerçekten çok üzücü bir noktaya geldi” sözlerini kaydetti.

“EĞİTİM NASIL DÜZELİR SORUSUNUN CEVABI ÖĞRETMENE İTİBARININ VERİLMESİ”

Eğitimin çok ciddi bir mesele olduğuna vurgu yapan Fevzi Şahin ise şöyle konuştu: “Eğitim gerçekten çok ciddi bir mesele. Geçmiş dönemde Mustafa Kemal Atatürk'ün güzel bir sözü var. ‘Eğer ben cumhurbaşkanı olmasaydım bakanlık olsaydı tercih edeceğim bakanlık Milli Eğitim Bakanlığı olurdu’ diye. Yani Milli Eğitim gerçekten çok önemli, ülkenin hedeflerine ulaşması için. Bugün biz muasır medeniyet seviyesine ulaşacağız diyoruz değil mi? Burada temel taş öğretmen. Haber sitelerinin “memurların bu ay alacakları maaş netleşmeye başladı” gibi söylemlerinden dolayı   toplum zamlı maaş alıyormuşuz hissiyatına kapılıyor. Şimdi en büyük sorunlardan bir tanesi bu.  Ama nedense meslek grubumuza bu son dönemlerde ücret üzerinden bir kıyaslama ve değerlendirme yapılıyor. Yani sürekli olarak şahit oluyoruz ve bu bizi çok yaralıyor. Öğretmenler 3 ay tatili olan. Şimdi öğretmenin 3 ay tatili yok. Öğretmen, Haziran’ın 26'sında işte bu yıl 26'sı yanlış hatırlamıyorsam karneler dağıtılacak. Daha sonra bir ayda öğretmenlerin seminer programları var. Yani öğretmen orada 2 ay bir yaz tatili oluyor. Öğretmen 1 Eylül'de göreve başlar. Ama öğretmenin yıllık izni yok. Diğer devlet memurlarının yıllık izni var. Öğretmenin yıllık izni yok. Zaten öğretmen o yıllık izni bakanlık ya da kanun koyucular yaz tatilinde değerlendirildiğinden dolayı ayrıca öğretmene eğitim öğretim döneminde herhangi bir izin yok. Mazeret izni de yok.  Sadece evlilik ve ölümden dolayı verilen yasal izinler var. Onun dışında öğretmenlerin herhangi bir izni yok. Ancak toplumda şimdi biz camia olarak çok büyük bir camiayız. Rakam ve sayı olarak işte 1 milyon 300 bin yaklaşık meslektaşımız var eğitim sisteminde. Şimdi birkaç tane yanlış çıkmış olabilir mi? Çıkabilir ama biz genellemeye baktığımız zaman gerçekten bugün eğitimde bir başarı elde etmişsek bunun temelinde öğretmen arkadaşlarımızın fedakarlığı var ve ben bütün öğretmenlere de kefil olurum, bu noktada herkes elinden geldiği kadar eğitim sistemini insan kaynağı açısından yararlı işler yapmaya çalışıyor. Ama içeride birkaç eksik çıktığı zaman sosyal medyada, görsel medyada, yazılı medyada maalesef linç kampanyaları başlatılıyor. Bizim öncelikle bunun önüne geçmemiz lazım. Eti senin kemiği benim misali geçmişte öyleydi ve başarı da elde ediliyordu. Öğretmenin itibarı da vardı ama şimdi öyle değil. Veli çocuğuna sen git ben yarın okula gelirim ya da ders esnasında gelirim öğretmene haddini bildiririm gibi bir maalesef bir anlayış var. Bu anlayış eğitimin kalitesizleşmesine öğretmenin motivasyonunun düşmesine akademik olarak fayda sağlamamasına sebep oluyor. Eğitim nasıl düzelir sorusunun cevabı birincisi ve en önemlisi öğretmene gerekli saygınlığının verilmesi ve itibar suikastinin önlenmesi, öğretmene itibarının verilmesi en önemlisi.”

“BİR ÇOCUK OKULDA GÜVENDE DEĞİLSE NEREDE GÜVENDE OLACAK?”

Şanlıurfa ve Kahramanmaraş olaylarına dikkat çeken ve söz konusu olayların tekrarlanmamasını dileyen Sinem Hatun Davut, “Bir çocuk okulda güvende değilse nerede güvende olacak?” dedi.

“ÖĞRETMENE DESTEK GÜÇLENDİRİLMELİ, CEZALAR ARTMALI”

Eğitimde yaşanan şiddet olayları hakkında önemli değerlendirmeler yapan Fevzi Şahin, son olarak şu ifadelere yer verdi: “Eğitimdeki şiddetin bitmesi için en önemli çözüm az önce bahsettiğimiz birincisi öğretmene yeterli itibarın sağlanması. Bu bizim için en önemli birinci husus. İkinci husus ise bilinçlendirilme. Yani toplumun bu noktada bilinçlendirilmesi ve meslek kanununda öğretmenlere yeterli desteğin verilmesi ve bu noktada cezaların arttırılması. Şimdi meslek kanununda bu yönde birtakım düzenlemeler yapıldı.  Artık öğretmene geçmiş dönemlere baktığımız zaman bu dönemde öğretmenlere uygulanan ya da okula yapılan saldırılarda yani okula saldırıdan kastettiğim yanlış anlaşılmasın öğretmene fiziki müdahale ya da sözlü taciz kastettiğim bu meslek kanunundan önceki döneme göre bir azalma var.  Niye? Çünkü artık bundan sonra meslek kanunu gereği yapılan düzenlemede öğretmene yapılan şiddet bu sözlü de olabilir, fiziki de olabilir direkt kamu davasına dönüşebiliyor. Bununla beraber cezalar iki katı arttırıldı. Bu tabii ki bir önlem, yani caydırıcı ama yeterli mi? Yeterli değil. Bu cezaların arttırılması gerekmekte.”  

TÜRKAN YILDIZ KAYA

Günün Diğer Haberleri