Malatya’da son yıllarda artış gösteren intihar vakaları başta olmak üzere toplumsal yalnızlaşma, yalnız ölümler, huzur evleri ve daha fazlası hakkında Uzman Klinik Psikolog Özün Altaş önemli değerlendirmelerde bulundu.
Değerlendirmesine öncelikle kentte artan intihar vakaları ile başlayan Özün Altaş,
“Malatya genelinde bir artış söz konusu, gözüken verilere göre. Özellikle genç yaş grubunda intihar vakalarının arttığına dair veriler gördüm. Ne kadar doğru bilmiyorum ama gençlerde bir umutsuzluk var. Bu işte, lise öğrencileri, üniversite öğrencileri dediğimiz hani biraz daha 18, hatta daha da düşürebiliriz. 15-16 yaştan 25 yaşa kadar olan o aralıkta daha çok görülüyor, benim gördüğüm kadarıyla, okuduğum kadarıyla”
ifadelerine yer verdi.
İNTİHARA SÜRÜKLEYEN NEDENLER
Malatya’da artış gösteren intihar vakalarının altında yatan nedenlere de değinen Özün Altaş,
“Biraz umutsuzluk var gençlerde. Tabi bunun birçok etkeni var. Biraz yalnızlaşma durumu var. Yeterli sosyal desteğin olmaması. Sosyal destek dediğimiz, ailemizden, arkadaşlarımızdan aslında aldığımız iletişim halinde olmamızdır, bunun eksikliğini yaşıyorlar. Ülke şartları çok etkili. Yani umutsuzluk neden çıkıyor? Okul okuyacağım da ne yapacağım? Ne olacak ki? Okuyanların hâli ortada. Gelecek kaygısı, belirsizlik, özellikle Malatya'da bu depremin getirdiği belirsizlik de etkili oldu, genel anlamda Türkiye'deki bu belirsizlikte, dünyadaki gelişmelerin ülkeyi etkiliyor olmasının getirdiği kaygı da bunlar bir noktada artık intihara sürükleyebiliyor. Bazen bazı patolojilerden kaynaklı olarak intihar zaten görürüz. Biraz oraya da bakmak gerekiyor. Yeterli psikososyal destek alanı yok, insanlar ulaşamıyor, biraz daha ulaşılabilir hale getirilmesi gerekiyor aslında. Devlet imkanları doğrultusunda insanlara, her kesime desteğin ulaşılabilir hale getirilmesi gerekiyor. Depresyon sonucu patolojilere bağlı olarak dediğimiz depresyondan kaynaklı artık yeterli desteği alamayıp o depresyonun içine çok fazla girince ve kendi kendine insan çıkamayabiliyor, daha ağır seviyelerde olabiliyor ona bağlı olarak en son radde artık ölüm oluyor, intihar oluyor. Bunlar etken oluyor intihar etme durumlarına”
şeklinde konuştu.
“İLETİŞİM HALİNDE OLMAK ÖNEMLİ”
Toplumsal yalnızlaşma ve yalnız ölümler hakkında da bazı önemli noktalara temas eden Özün Altaş,
“Yalnızlık yanlış anlaşılan bir kavram aslında. Yalnızlığı yalnız kalmak ya da tek başına yaşıyor olmak olarak algılanıyor. Değil, yalnızlık temas edememek aslında, iletişim kuramamak aslında, destek alamamak aslında. Yani gerekli sosyal desteği alamıyorsa, aileden, arkadaş çevresinden insan işte o zaman hani yalnız kalmış oluyor. Buna bağlı olarak yaşlılarda durum biraz daha farklı oluyor. Bu emeklilik hayatına uyum sağlama sürecinde biraz zorlanabiliyor yaşlılar. Çocukları evleniyorlar, gidiyorlar atıyorum ya da farklı şehirlerde işlere gidiyorlar, evden ayrılıyorlar. Boş yuva sendromu dediğimiz şey aslında o oluyor. Evden bir anda çocukların ayrılması, bir anda o evin boşalması, ona adapte olamama durumu olabiliyor. Yani biraz daha temas halinde olmak önemli, iletişim halinde olmak önemli. Kaldı ki birlikte yaşayıp da yalnızlaşan insanlar da var. Yani ailece yaşayıp da yalnızlaşan, yalnız hisseden insanlar da var. İnsan sosyal bir canlı ve sosyal ilişkilere bizim ihtiyacımız var. Bunlar olmadığı zaman o duygusal ihtiyaçlarımız karşılanmadığı zaman orada problem çıkıyor. O yüzden iletişim halinde olmak önemli. Yaşlılarda özellikle birçok sebepten dolayı belki çocukları ilgilenemiyor olabilir ama en azından bir telefon açıyor olmak, düşünüldüğünü hissettirmek önemli. Dijital dünyada biraz daha buna etken oldu. İnsanlar kendi kendine çok vakit geçirme çabası içerisindeler. İş dışında, okul dışında çok sosyalleşmemekte aslında buna bir etken oluyor”
diye konuştu.
“BAKIM EVLERİ, HUZUR EVLERİ YETERSİZ”
Huzur evleri ve bakım evlerinin yeterliliği hakkında da bazı değerlendirmelerde bulunan Özün Altaş,
“Bakım evleri, huzur evleri şu şartlarda bence yeterli gelmiyor diye düşünüyorum. Çünkü artık yaşlılar tek başlarına ya da işte emek olup karı koca birlikte yaşamaları da zor olmaya başladı. Ekonomik şartlardan, geçim sıkıntısından dolayı birçok yaşlı evini kapatıp çocuğunun yanına taşınma gibi bir duruma geldi. Bu yüzden çok yeterli değil, yeterli olsaydı zaten herhalde insanların böyle bir çözüm yolu bulmazlardı, huzur evine giderlerdi. Bazı şehirlerde sıraya giriyor insanlar huzur evlerine, bakım evlerine girebilmek için. Belki daha büyük şehirlerde İstanbul'da, Ankara'da hani bu ulaşım belki daha fazla olabilir. Hani daha fazla kapasite olabilir ama çok yeterli olduğunu düşünmüyorum açıkçası”
cümlelerine yer verdi.
“BİRBİRİMİZE İHTİYACIMIZ VAR”
Konuyla ilgili vatandaşlara da bazı önerilerde bulunan Özün Altaş son olarak şöyle konuştu:
“Temas halinde olalım. Birbirimize ihtiyacımız var. Sosyal desteği birbirimizden eksik etmeyelim. Dijital dünyayla değil, birbirimizle yüz yüze temas halinde olalım, olabildiğimiz kadar. Biraz daha belirsizliklere tahammülümüzün gelişmesi gerekiyor. Evet belirsizlik, korku, kaygı ortaya çıkarabiliyor, tahammül sevgimizi düşürebiliyor, toplum olarak bu da bir sorun aslında. Toplumsal olarak tahammülümüz kalmadı. Hemen öfkeleniyoruz, en ufak şeye bile yani direkt şiddete başvuruyoruz. Biraz daha o konuda törpülenmemiz lazım. Gençlere iyi örnek olmamız lazım. Sadece aileyle alakalı ya da sadece aileyle çözülecek şeyler değil bazı sorunlar. Biraz toplumsal olarak da gençlere iyi örnek oluşturmamız gerekiyor. Çünkü çocuk gördüğünü yapıyor bir noktada. Yani kabul etmemiz biraz daha evet şartlarımız belki iyi değil ama bunlar, bu şartlar dahilinde neler yapabiliriz? Ne çözümler bulabiliriz? Biraz daha bunlara odaklanmamız gerekiyor. Biraz daha etik anlayışımızı artık geri kazanmamız, nezaketimizi geri kazanmamız gerekiyor.”
HANİFE SARI