Değişen beslenme alışkanlıkları, hareketsiz yaşam ve hazır gıdaların yaygınlaşması gençlerde de kalp hastalıklarının görülme riskini artırıyor. Özellikle kalp krizlilerinin çocuk yaşlara kadar inmesi endişeleri artırırken İnönü Üniversitesi Tıp Fakültesi Kardiyoloji Ana Bilim Dalı Öğretim Üyesi Prof. Dr. Hasan Pekdemir kalp krizinin genç yaşlara kadar inmesiyle alakalı önemli açıklamalarda bulundu.
Aslında kalp hastalıklarına bağlı ölümlerin son yıllarda artmadığını ifade eden İnönü Üniversitesi Tıp Fakültesi Kardiyoloji Ana Bilim Dalı Öğretim Üyesi Prof. Dr. Hasan Pekdemir, zaten bu ölüm oranlarının oldukça yüksek olduğunu söyledi.
“KALP KRİZİ ARTMADI, FARKINDALIK ARTTI”
Ani ölümlerin yaklaşık yüzde 70-80’inin kalp krizi ve kalp hastalıklarına bağlı olduğunu belirten Prof. Dr. Pekdemir, “45 yaş üzerindeki ölümlerin neredeyse yüzde 40’tan fazlası gelişmiş ülkelerde kalp hastalıklarına bağlı. Ani ölümlerin de yaklaşık yüzde 70-80’i kalp krizi ve kalp hastalıklarına bağlı. Bu nedenle günümüzde kalp krizlerinin arttığını söylemekten ziyade, sosyal medyanın ve iletişim imkanlarının gelişmesiyle birlikte bu konudaki farkındalığın arttığını söyleyebiliriz. Geçmişte de özellikle Türkiye’de yaşlı nüfus oranının giderek artması ve insanların daha uzun yaşamasıyla birlikte kalp hastalıkları, diğer hastalıkların ve ölüm nedenlerinin önüne geçmiş durumda” şeklinde konuştu.
“ANİ ÖLÜMLERİN ÇOĞU KALP KRİZİNE BAĞLI DEĞİLDİR”
16-20 yaş arasındaki gençlerde meydana gelen ani ölümlerin çoğunun kalp krizine bağlı olmadığını kaydeden Prof. Dr. Pekdemir, “Genç yaş grubuna gelince, günümüzde beslenme alışkanlıklarının ve çalışma düzeninin değişmesi, insanların daha hareketsiz bir yaşam sürmesi ve hazır yiyeceklerin tüketiminin artmasıyla birlikte genç yaşlarda kalp hastalıklarının görülme oranı da giderek artmaya başladı. Günümüzde çok genç yaşlarda, hatta çocukluk çağında meydana gelen bazı ölümler de yanlış bir şekilde kalp krizi olarak adlandırılıyor. Aslında bunların önemli bir kısmı kalp krizi değil, doğumsal kalp hastalıklarının sonucunda ortaya çıkan durumlardır. Genetik faktörler ve doğuştan gelen kalp hastalıkları nedeniyle teşhis edilmemiş hastalarda meydana gelen ani ölümlerin önemli bir kısmı genç yaşlarda görülüyor. Örneğin 16-20 yaş arasındaki gençlerde meydana gelen ani ölümlerin çoğu kalp krizine bağlı değildir” diye konuştu.
“GERÇEKTE DURUM HER ZAMAN BÖYLE DEĞİL”
Doğuştan gelen kalp hastalıklarının veya ciddi ritim bozukluklarının ani ölümlere yol açabileceğini söyleyen Prof. Dr. Hasan Pekdemir şunları kaydetti:
“Bu yaş grubunda hipertrofik kardiyomiyopati dediğimiz kalp kası hastalıkları, doğuştan gelen kalp hastalıkları veya ciddi ritim bozuklukları ani ölümlere yol açabiliyor. Özellikle ritim bozuklukları, ortaya çıktığında çok ciddi ve ani sonuçlara neden olabiliyor. Yoksa genç yaşlarda bir insanın kalp krizi geçirebilmesi için genellikle doğuştan gelen şeker hastalığı, ailesel yatkınlık veya yüksek kolesterol gibi risk faktörlerinin bulunması gerekiyor. Bu tür durumlar dışında genç yaşta kalp krizi oldukça nadir görülüyor. Ancak halk arasında her ani ölüm, kalp krizi olarak isimlendiriliyor. Oysa bu ölümlerin nedenleri farklı olabiliyor. Hastalar da çoğu zaman aynı şekilde değerlendirilerek kalp krizi geçirmiş gibi kabul ediliyor. Fakat gerçekte durum her zaman böyle değil.”
“BESLENME ALIŞKANLIKLARININ GİDEREK DEĞİŞTİĞİNİ GÖRÜYORUZ”
Prof. Dr. Pekdemir, beslenme alışkanlıklarının özellikle son yıllarda, giderek değiştiğine dikkat çekerek, “Hazır gıdaların tüketimi arttı. Özellikle biraz önce de bahsettiğim gibi şeker ve kolesterol oranı yüksek gıdaların aşırı tüketilmesi önemli bir sorun oluşturuyor. Burada klasik beslenme alışkanlıklarımızın da giderek değiştiğini görüyoruz. Bu durum kalp ve damar sağlığını olumsuz etkileyebiliyor” dedi.
MUTLU SARIGÜL