Anlaşmalı boşanma, son yıllarda en çok tercih edilen boşanma yolu hâline geldi. Bunun en önemli nedeni, sürecin daha kısa sürmesi ve tarafları uzun süren yargılamadan kurtarması. Her ne kadar anlaşmalı boşanma daha kolay bir yol olarak düşünülse de birçok açıdan itina edilmesi gereklidir. Kolay olduğu kadar dikkat gerektiren bir süreç olduğu su götürmez bir gerçektir.

Bu yolun ilk ve vazgeçilmez şartı, evliliğin en az bir yıl sürmüş olmasıdır. Bir yıl dolmadan yapılan başvurular, taraflar tamamen uzlaşmış olsa bile anlaşmalı boşanma olarak sonuçlanmaz. Bu süre, hakim tarafından kendiliğinden dikkate alınır ve tarafların bu konuda bir tasarrufu yoktur.

Anlaşmalı boşanmanın temelinde, eşlerin boşanma konusunda ortak bir iradeye sahip olması yatar. Bu irade, ya birlikte mahkemeye başvurularak ya da bir eşin açtığı davanın diğer eş tarafından kabul edilmesiyle ortaya konur. Ancak bu kabul kesin değildir. Karar kesinleşene kadar taraflardan her biri bu iradeden dönebilir. Böyle bir durumda ise dava, anlaşmalı boşanma olmaktan çıkar ve çekişmeli hale gelir.

Toplumda sıkça yapılan hata, anlaşmalı boşanmada hakimin pasif olduğu düşüncesidir. Oysa hakim, tarafları mutlaka bizzat dinler. Bunun amacı, eşlerin gerçekten kendi istekleriyle mi boşanmak istediklerini anlamaktır. Serbest irade, bu sürecin merkezinde yer alır. Bu nedenle tarafların avukatla temsil edilmesi, mahkemeye gelme zorunluluğunu ortadan kaldırmaz.

Anlaşmalı boşanmanın en kritik noktası ise boşanma protokolüdür. Bu protokolde boşanmanın mali sonuçları ve varsa çocukların durumu açık ve net şekilde düzenlenmelidir. Nafaka, tazminat, velayet ve çocukla kişisel ilişki gibi konularda belirsizlik varsa, anlaşmalı boşanma mümkün olmaz. Bu konularda sonradan karar verilmesi ya da belirsiz ifadeler kullanılması ciddi sorunlara yol açabilir.

Özellikle bilinmesi ve dikkat edilmesi gereken husus: Protokolde yer almayan mali talepler, boşanmadan sonra çoğu zaman ileri sürülemez. Bu nedenle protokol hazırlanırken acele edilmemeli, her başlık dikkatle ele alınmalıdır. Kısa sürede boşanma isteği, ileride telafisi zor hak kayıplarına neden olabilir.

Mal paylaşımı, ev eşyalarının bölüşümü ya da yargılama giderleri ise anlaşmalı boşanmanın zorunlu unsurları arasında yer almaz. Taraflar isterse bu konuları da protokole dahil edebilir. Ancak bu alanlardaki belirsizlikler, boşanma sonrasında yeni uyuşmazlıkların ortaya çıkmasına neden olabilir.

Bir diğer önemli nokta da hakimin protokol üzerindeki yetkisidir. Hakim, tarafların ya da çocukların yararına aykırı gördüğü düzenlemeleri değiştirebilir. Bu değişikliklerin kabul edilmemesi hâlinde, anlaşmalı boşanma gerçekleşmez. Özellikle çocukların söz konusu olduğu durumlarda çocuğun üstün menfaati göz önüne alındığından, bu denetim daha da önem kazanır.

Anlaşmalı boşanma, taraf iradesine önem veren bir boşanma yoludur. Ancak bu irade, kamu düzeni ve çocukların üstün yararıyla sınırsız değildir. Bu nedenle süreç, yalnızca hızlı sonuç almak amacıyla yürütülmemeli; bilinçli ve dikkatli adımlar atılmalıdır.

Sonuç olarak anlaşmalı boşanma, doğru şekilde yürütüldüğünde taraflar için yıpratıcı olmayan bir çözüm sunar. Ancak sürecin ciddiyeti göz ardı edilirse, bugün sorunsuz gibi görünen bir boşanma, ileride yeni sorunlarla gündeme gelebilir. Boşanma anında gösterilen özen, boşanma sonrasındaki hayatın temelini oluşturur.