Vücutta insülin hormonu, alınan fazla enerjiyi yağ olarak depolarken; leptin hormonu bu yağları enerjiye çevirmekle görevli. Ancak, insülin direnci geliştiğinde vücut sürekli yağ depolama moduna geçiyor. Bu durum leptin hormonunun da etkisiz hale gelmesine yol açıyor. Leptin direnci, tokluk hissini engelliyor ve aşırı yeme eğilimini tetikliyor.
Depolanan yağ dokuları östrojen üretimini artırıyor. Bu da kadınlarda kısırlık, erken menopoz, meme ve rahim kanserleri gibi ciddi riskleri beraberinde getiriyor. Erkeklerde ise hormon dengesizlikleri ve benzer kanser riskleri söz konusu olabiliyor.
İNSÜLİN DİRENCİ D VİTAMİNİ SEVİYESİNİ DE DÜŞÜRÜYOR
İnsülin seviyesi yüksek olduğunda, vücutta D vitamini üretimi de olumsuz etkileniyor. Oysa D vitamini, güneş ışığındaki ultraviyole B ışınları ile ciltteki kolesterol sayesinde sentezleniyor. Bu noktada kolesterolün gerekliliği bir kez daha ortaya çıkıyor. Uzmanlar, kolesterolün gereksiz yere kötülenmemesi gerektiğini vurguluyor. Zira kolesterol olmadan D vitamini üretilemez ve hormonal denge sağlanamaz.
İNSÜLİN DİRENCİNİ BESLENMEYLE KIRMAK MÜMKÜN
Sağlıklı yağlar, insülin direncini kırmada en önemli besin grubu olarak öne çıkıyor. Köy tereyağı, soğuk sıkım zeytinyağı ve omega-3 yağ asitleri glisemik indeks içermedikleri için vücutta insülin yanıtı oluşturmuyor. Ancak uzmanlar, bu yağların kızartmalarda kullanılmaması gerektiği konusunda uyarıyor. Trans yağlar ise kalp krizi, karaciğer yağlanması ve birçok kronik hastalığın başlıca nedeni olarak gösteriliyor. Glisemik indeksi düşük sağlıklı yağlar, yüksek kalori içerse de “gerçek enerji” kaynağı olarak kabul ediliyor. Uzmanlara göre sağlıklı yağlar tüketildiğinde, karaciğerde şeker ve früktoz kaynaklı birikmiş yağlar zamanla azalabiliyor. Ayrıca yağ tüketiminin, yaygın inanışın aksine doğrudan kolesterolü yükseltmediği belirtiliyor.
İnsülin direncinin yalnızca beslenmeyle değil, düzenli egzersizle de kırılabileceği vurgulanıyor. Özellikle tempolu yürüyüş, yağ yakımını hızlandırıyor. İlk 20 dakikada bacaklardaki yağlar, ikinci 20 dakikada ise kandaki yağlar enerjiye dönüşüyor. 40 dakika sonrası ise böbrek üstü bezlerinden salgılanan adrenalin, karaciğerdeki yağların yakılmasını sağlıyor. Egzersiz sonrası oluşan tokluk hissi de işte bu mekanizmanın bir sonucu. Uzmanlar, insülin direncinin birkaç günde kırılmadığını ve sabırla devam eden bir yaşam tarzı değişimi gerektiğini vurguluyor. Bu nedenle sağlıklı yağlarla beslenmek ve her gün yürüyüş yapmak, hormon dengesini sağlamak ve kronik hastalıklardan korunmak için kritik önem taşıyor.
MUHABİR: MEHMET TEVFİK CİBİCELİ
