Malatya'nın Yeşilyurt ilçesine bağlı Hıroğlu Mahallesi’nde yer alan ve tescilli tarihi yapıları kapsayan karar, 18 Ekim 2025 tarihinde Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın imzasıyla Resmî Gazete’de yayımlandı. Bu karar, bölgede yapılacak her türlü imar uygulaması, yeni yapılaşma, yıkım ve onarımları yasaklıyor.

Tarihi binaların ve yapılarının korunması gerektiği konusunda hemfikir olan birçok kişi, restorasyonların doğru bir şekilde yapılmadığını ve tarihi dokuya zarar verildiğini savunuyor. Tarihi yapılarda gerçekleştirilen restorasyon çalışmaları hakkında konuşan Malatya Kültür Yaşam Derneği Başkanı Atilla Kantarcı, Sonmanşet gazetesine önemli açıklamalarda bulundu.

“OLDUĞU GİBİ BIRAKMAK DAHA DOĞRU”

Atilla Kantarcı, restorasyon çalışmalarının Malatya’da ciddi anlamda başarısız olduğunu ve tarihi yapıları yeniden yapma düşüncesine tamamen karşı olduğunu ifade etti. Kantarcı,

“Ben artık Malatya’da restorasyon fikrine tamamen karşıyım. Yapılmasın, yıkık dökük kalsın. Bazen ne kadar uğraşırsanız uğraşın, tarihi yapıları olduğu gibi bırakmak daha doğru”

şeklinde konuştu.

“RESTORASYONLAR TARİHİ DOKUYA ZARAR VERİYOR”

Kantarcı, restorasyonların genellikle tarihi dokuya zarar verdiğini belirterek, Arapgir ilçesindeki Suceyin Köprüsü örneğini verdi. 2 bin yıllık Bizans yapısı olan bu köprü, restore edildikten sonra orijinal halinden uzaklaştığını ve tamamen yeni bir yapıya dönüştüğünü ifade etti. Kantarcı,

"Suceyin Köprüsü'nün restore edilmesinin ardından köprü tamamen değişti. O köprüyü restore edenler utanmalıdır. Keşke olduğu gibi kalsaydı, en azından tarihsel değerini korurdu"

diyerek restorasyonların genellikle tarihî yapının özünden uzaklaşmasına neden olduğunu dile getirdi.

"RESTORASYONLAR ASLINA UYGUN DEĞİL"

Kantarcı, Malatya’daki eski yapılar üzerinde yapılan restorasyonların da çoğu zaman aslına uygun olmadığını ve zamanla bu yapıların değerinin kaybolduğunu söyledi. Malatya’daki eski surlar ve diğer tarihi yapılar için yapılan restorasyonların genellikle hatalı olduğunu ve bu tür projelerde işi bilmeyen insanların yer almasının ciddi sorunlara yol açtığını belirtti. Restorasyonun çok ciddi bir iş olduğunu kaydeden Atilla Kantarcı,

“Bu işi gerçekten bilen uzmanlar tarafından yapılmalıdır. Ancak, bizde işin ucuz yönüne gidiliyor, işin uzmanı olmayan kişiler bu tür çalışmalara dahil ediliyor ve ortaya tarihî yapıları katleden ucube şeyler çıkıyor”

ifadelerine yer verdi.

TARİHSEL DEĞERLERİN KORUNMASI

Tarihi yapıları korumanın, geçmişten bugüne bir bağ kurmanın ancak bu yapıları doğru bir şekilde restore etmekle mümkün olduğunu vurgulayan Kantarcı, restorasyonun yanlış ellerde tarihî değerleri yok etmeye yol açabileceğini ifade etti.

TARİHİ YAPILARIN KORUNMASI İÇİN NELER YAPILMALI?

Uzmanlar, restorasyon çalışmalarının sadece estetik değil, aynı zamanda yapının tarihî ve kültürel değerini de göz önünde bulundurması gerektiğini belirtiyor. Tarihi yapıların aslına uygun bir şekilde restore edilmesi için öncelikle doğru araştırma, belge ve envanter çalışmaları yapılması gerektiğini savunuyorlar. Restorasyon sürecinin her aşamasının uzman kişiler tarafından denetlenmesi ve denetim sürecinin şeffaf olması gerektiği ifade ediliyor.

Tarihi mirasın korunması adına atılacak her adım, bir yandan geçmişle bağ kurarken diğer yandan geleceğe bırakılacak bir değer yaratmayı amaçlıyor. Ancak bu sürecin doğru ellerde olması, kültürel mirasın kaybolmaması adına büyük önem taşıyor. Malatya ve benzeri bölgelerdeki tarihi yapılar için yapılacak restorasyon çalışmaları, bu mirası yaşatmanın ve korumanın en önemli yolu olmaya devam edecek.

Muhabir: MEHMET TEVFİK CİBİCELİ