Sinem Hatun Davut’un sunduğu "Haftanın Nabzı" programında kentin en önemli sorunlarından biri olan otobüs duraklarının yetersizliği masaya yatırıldı; gazeteci Güler Hazar Doğan ve yenimalatya.com muhabiri Onay Ozan’ın konuk olduğu yayında, merkezdeki birçok noktada yalnızca tabela bulunup oturulacak veya güneşten korunulacak alanların yer almadığı vurgulanırken, kavurucu yaz sıcaklarında otobüs bekleyen vatandaşların durak eksikliği yüzünden belediye otobüslerinin gölgesine sığınmak zorunda kalması ve sefer aralıklarının uzun olması sert bir şekilde eleştirildi.
Sinem Hatun Davut ve konuk Onay Ozan, bu görüntülerin Malatya'ya yakışmadığını belirterek yaşlılar, hamileler ve kronik hastalar için durumun sağlık açısından büyük risk taşıdığına dikkat çekti. Gazeteci Güler Hazar Doğan ise sorunun sadece durakla sınırlı olmadığını, geçmişten bu yana şehir merkezindeki yeşil alanların yok edildiğini ve kontrolsüz yapılaşma yüzünden ağaç gölgelerinin bile kalmadığını ifade ederek duruma farklı bir bakış açısı getirdi.
“İNSANLAR OTOBÜSÜN GÖLGESİNE SIĞINMIŞ”
Programın açılışında durak eksikliğinin depremden sonra daha çok gün yüzüne çıktığını belirten moderatör Sinem Hatun Davut, “Malatya merkezinde otobüs durakları yetersiz durumda. Depremden sonra daha da çok gün yüzüne çıktı bu konu. Mesela durak var, tabelası var ama oraya bir durak yapılmamış. İnsanların oturabileceği bir durak yok. Sadece bir tabela, 'otobüs durağı' yazıyor. Onun dışında hiçbir şey yok. Birçok noktada Malatya'da bu problem Malatya'ya yakışmıyor. Yine Malatya Büyükşehir Belediyesi'ne, MOTAŞ'a çağrımız olsun. insanlar belediye otobüsünün gölgesine sığınmış. Gölgesine sığınarak otobüs bekliyorlar. Yakışıyor mu Malatya'ya? Bence yakışmıyor.ivedilikle Malatya Büyükşehir Belediyesi'nin bu problemi çözmesi gerekiyor. Hangi çağdayız, hangi devirdeyiz? İnsanlar MOTAŞ otobüsünün gölgesine sığınmış. Tabela var yazıyor ama nereye oturacak bu insanlar? Bunun karı var, kışı var, yağmuru var. Yaşlı insanlar, çoluk var, çocuk var, kadınlar var, hamile kadınlar var. Ya bu insanlar nereye oturacak? Ne yapacak otobüs beklerken? Ve MOTAŞ otobüsleri çoğu bölgede neredeyse yarım saatte bir çalışıyor. Öyle değil mi? Yarım saat, 40 dakika, 45 dakika otobüs gelmiyor diyor insanlar, isyan ediyorlar” dedi.
"FOTOĞRAFI ÇEKERKEN BİLE YÜZÜM KIZARDI"
Kareyi yakalayan Yeni Malatya gazetesi muhabiri Onay Ozan, “Ya gerçekten çok üzücü bir durum yani. Bu fotoğrafı karelerken bile yüzüm kızardı; vatandaşın orada gölgeye sığınması gerçekten yakışmıyor, Malatya'mıza yakışmıyor. Biz bunu gazetemizde, sitemizde defalarca yazdık. 'Ya buraya bir durak yapın' dedik. 'Yapın, tamam diyorlar, yapacağız diyorlar.' İşte oradaki konteynerı bağlayet ettiler, bilmem ne dediler, şu dediler, bu dediler, bahanelere sığındılar. Ya bu acil bir durum, acil! Bölgede konteyner var mı ki? Yok. Orada bir konteyner vardı, kaldırılmadı mı o? Kaldırıldı, bir haftadır enkazı orada. Kaldırın, neyi bekliyorlar yani? Ne bekliyorlar ya? Ben işler acısı bir durum. Ben çok üzüldüm. Yakışmıyor Malatya'ya. Yani yaşlısı var sizin dediğiniz gibi, genci var, hamile olan kadınlar var” şeklinde konuştu.
"ÇARŞIDA OTURACAK BİR BANK BİLE YOK"
Konuya farklı bir pencereden yaklaşan gazeteci Güler Hazar Doğan, “Çünkü otobüs bir duraktır, yani oturma yeri değildir zaten. Daha şöyle geriye gideceğim; bu şehirde merkezde bir tane yeşil alan park vardı, zamanında yok edildi. O ağaçlar kesildi, günlerce yayınlar yaptık. O dönemin valisi Ulvi Saran'la karşı karşıya da geldik. İş mahkemelik oldu, sonra biz mahkeme tarafından da haklı bulunduk. O mahkemeye giden bilirkişi raporları da bizim yayınlarımızı doğruladı. Yani şehirde bir ağaç, bir tane yeşil alan vardı, o da yok edildi. Yoksa vatandaşın otobüs gölgesine... Ama gerçi şu an biraz tabii çarşıda inşaatlar da devam ediyor. Yani hani bitince hala böyle bir tablo olursa tabii ki çok üzücü, ama yıllardır söylüyoruz. Yani Malatya'nın orta yerinde yaz aylarında tansiyon, şeker hastası bir kadın, bir teyzemiz, yaşlı annemiz, orta yaşlı dinlenecek, bırakın otobüs durağını, dinleneceği, oturabileceği bir bank var mı? Yok ya! Depremden önce var mıydı? O da yoktu. Vilayet Parkı vardı, yok ettiler. Var mıydı sonrasında? Yok. Tek ya, bu yeni bir şey değil. Zaten otobüs durağında güneşten sığınmak için oraya yanaşmışlar, hoş bir tablo değil, çok üzücü hepsi birbirinden. Şimdi burada evine gidecek ya, şimdi çarşıda şey var, hatta ben bir nebze anlaya da bilirim bunu. Yani daha yapılaşma devam ediyor, inşaatlar devam ediyor. Yani her tarafı bina yaptılar, park alanı olacak bir yer kaldı mı? Ağaç gölgesi olacak yer yok. Üzücü olan bu otobüsün gölgesinde bekleyecek olan vatandaş değil, zaten bir ağaç da dikemeyecekler, ağaç dikecek yer kalmadı. Yani bu görüntüler sürekli yaşanacak, çünkü nereye dikeceksiniz ağaç? Çarpık kentleşme, kontrolsüz büyüme, yeşilden uzak alanlar, yoğun trafik, insan, yaya, araç yoğunluğunu artıracak bir çarşı merkezi... E bunlara geçen sene çok bağırdık” ifadeleriyle sorunun sadece bugüne ait olmadığını, geçmişteki yanlış uygulamaların da bugün yaşananları tetiklediğini söyledi.
ROJBİN ASTEKİN
