Kırmızı et fiyatlarındaki artış durmak bilmiyor. Malatya’da bir kilogram kıymanın ve etin 500 TL olduğu, sakatatın etle yarıştığı bu günlerde bu sorunla ilgili nasıl bir önlem alınması gerektiği tartışılırken, hem üreticiyi hem de tüketiciyi rahatlatacak çözümler merakla bekleniyor. Peki, kırmızı ette nasıl çözümler alınabilir? Konuyla ilgili Malatya Sonmanşet gazetesine konuşan Malatya Ticaret Borsası (MTB) Başkanı Ramazan Özcan önemli açıklamalarda bulundu.
Kırmızı ette yaşanan problemin uzun zamandan bu yana Türkiye'nin gündeminde olduğuna dikkat çeken MTB Başkanı Ramazan Özcan, hükümetin dönem dönem bu piyasadaki daralmaları çözmek amacıyla gerek canlı hayvan gerekse kırmızı et ve karkas et ithalatı yaptığını söyledi.
“HÜKÜMET ÇEŞİTLİ TEDBİRLER ALIYOR”
Alınan spontane çözümlerin kalıcı olmadığına dikkat çeken Özcan, “Hükümet tüketicinin daha uygun fiyatlarla et tüketebilmesi için çeşitli tedbirler alıyor. Bu noktada Et ve Süt Kurumu devreye giriyor ve sistemi kuruyor. Ancak yıllardır dile getirilen bir gerçek var ki Türkiye’nin sürekli ithalat yoluyla piyasaları düzenleme veya tüketiciye uygun fiyatla et sağlama yöntemi ne yazık ki her seferinde kalıcı bir çözüm sunmuyor. Bu nedenle Türkiye'nin özellikle kırmızı et üretiminde ulusal bir politika benimsemesi gerekiyor. Yerli hayvan ve damızlık hayvan üretimini ciddi teşviklerle desteklemek, yetiştiriciyi güçlendirmek hayati önem taşıyor. Ancak ithalatla alınan önlemlerin tek başına sorunu çözmeyeceği de açıkça görülüyor” diye konuştu.
“BU KONUYU GÜNDEME GETİRDİK”
Çiftliklerin hayvan yetiştirme kapasitelerindeki düşüşün soruna çözüm getirmediğini ifade eden Özcan, “Bir yandan yetiştiricilerimizin, özellikle çiftliklerin hayvan yetiştirme kapasitelerinde kısıtlamalara gidilirken, diğer yandan sürekli ithal canlı hayvanla sorunu çözmeye çalışıyoruz ancak bu yöntemle başarı sağlanamıyor. Eskiden kapasite oranları yüzde 20’nin üzerinde olan firmalarımızın artık yüzde 7’lere kadar düştüğünü görüyoruz. Çiftlik kapasiteleri kısıldıkça içerideki canlı hayvan üretimi ciddi oranda azalıyor. Bu azalma sonucunda da kırmızı et piyasasında arz talep dengesinde bir daralma yaşanıyor ve bu daralma et fiyatlarının artmasına neden oluyor. Dolayısıyla bu kısıtlamaların bir an önce kaldırılması gerekiyor. Hem canlı hayvan ithalatı hem de çiftliklerin hayvan yetiştirme kapasitelerindeki düşüş soruna çözüm getiremiyor. Türkiye’nin, ihtiyacını karşılayacak kırmızı et üretiminde mutlaka sağlıklı ve uzun vadeli bir politika geliştirmesi şart. Geçtiğimiz günlerde Türkiye Odalar ve Borsalar Birliği’nin ev sahipliğinde düzenlenen bir toplantıya katıldık. Tarım Bakanımızın da davetli olduğu bu toplantıda, bu konuyu da gündeme getirdik” şeklinde konuştu.
“2 MAĞDUR KESİM VAR”
Sorunun canlı hayvan veya ithal et getirerek çözülemeyeceğini kaydeden Özcan, şunları ifade etti:
“Burada 2 mağdur kesim var: Biri yetiştiriciler, diğeri tüketiciler. Yetiştiriciler, artan üretim maliyetlerinden şikâyetçi. Üretim maliyetleri bu kadar yükselmişken tüketiciye ucuz et sunmak mümkün değil. Bu durum birbirine tamamen zıt bir tablo oluşturuyor. Dolayısıyla her yıl et fiyatlarının düşmesini beklemek gerçekçi değil. Bu noktada Tarım ve Orman Bakanlığı’nın asıl sorunu, yani yetiştiricilerin karşı karşıya olduğu yüksek üretim maliyetlerini azaltmaya yönelik destekleri sağlaması gerekiyor. Bu destekler sağlandığında üretim maliyetleri düşecek ve bu da tüketicinin uygun fiyatlarla et tüketmesini mümkün kılacak. Ancak sorunun, spontane alınan kararlarla, örneğin canlı hayvan veya karkas et ithalatıyla çözülemeyeceği açıkça görülüyor. Bunu uzun zamandır hep birlikte tecrübe ediyoruz. O halde, yetiştiricilerin maliyetlerini düşürebileceği ve sürdürülebilir bir şekilde üretim yapabileceği bir sistemin hayata geçirilmesi gerekiyor. Bugün yaşadığımız krizin temel sebebi de bu eksikliktir. Buradan bir kez daha yetkililere çağrıda bulunuyoruz: Tüketicinin uygun fiyatlarla et tüketebilmesinin yolu, yetiştiricinin etkin bir şekilde desteklenmesinden geçiyor.”
“ELİMİZDE YALNIZCA TARIM VE HAYVANCILIK KALDI”
Yereldeki canlı hayvan yetiştiricisi işletmelerin yaşadığı sorunların doğru bir şekilde tespit edilmesi gerektiğini belirten Özcan, “Malatya, bu bölgenin en önemli et üretim merkezlerinden biri olmasının yanı sıra civar illeri besleyen şehirlerin başında geliyor. Malatya, Hayvancılık Organize Sanayi Bölgesi’ni inşa etmiş bir il olarak bu alandaki potansiyelini kanıtlamış durumda. Bu nedenle özellikle deprem bölgelerinde Tarım ve Orman Bakanlığı’nın pozitif ayrımcılık yapması gerekiyor. Bakanlığın, işletmelerin kapasite oranlarını yeniden güncellemesi gerektiğini bir kez daha vurguluyorum. Deprem nedeniyle bu bölgede elimizde yalnızca tarım ve hayvancılık kaldı. Dolayısıyla bu sektörlerin ciddi anlamda desteklenmesi büyük önem taşıyor. Özellikle canlı hayvan ithalatında işletme kapasitelerine yönelik uygulanan zorluk ve sıkıntıların bir an önce ortadan kaldırılması gerekiyor. Yereldeki canlı hayvan yetiştiricisi işletmelerin yaşadığı sorunları doğru bir şekilde tespit ederek bu işletmelere gereken desteği mutlaka sağlamalıyız. Bölgede meraların ve hazine arazilerinin yetiştiricilere açılması, hayvancılık için büyük bir ihtiyaç olan yem üretiminin artırılması gerekiyor. Hayvancılıkta yaşadığımız temel sorunları çözebilecek mekanizmanın Tarım ve Orman Bakanlığı’nın etkin müdahalelerinden geçtiği çok açık. Bu sebeple Bakanlık, bu alanlarda kararlı ve uzun vadeli bir politika uygulamalıdır” ifadelerine yer verdi.
MUHABİR: TAHİR ÖZÇELİK
