Yaklaşık 500 yıl önce kurulan ve kısa süre önce 157 taş, ahşap ve kerpiç yapının tescillenerek koruma altına alındığı Koru Mahallesi’nde, kadınların ustalıkla sürdürdüğü bu gelenek, tarihi yapıların ruhunu günümüze taşıyor.
Kadınlar, önce evlerin iç ve dış cephelerini çamur sıva ile kaplıyor. Daha sonra badem ağaçlarından toplanan reçineler havanda dövülüp kaynatılarak doğal bir vernik elde ediliyor ve sıvanın üzerine sürülüyor. Son aşamada ise “çarpma toprağı” adı verilen, bölgeye özgü özel bir karışım hazırlanıyor. Parmak uçlarıyla yapılan desenlerle süslenen duvarlar hem göze hitap ediyor hem de yıllara meydan okuyan bir dayanıklılık kazanıyor.
Koru Mahallesi sakinleri, bu geleneğin yalnızca Arapgir’e özgü olduğunu ve yüzyıllardır aynı yöntemle evlerini süslediklerini belirtiyor. Kadınlar, annelerinden ve büyükannelerinden öğrendikleri bu zanaatı yeni nesillere aktarmaya çalışıyor.
Arapgir Belediyesi Kültür Müdürü Mesut Kavas da mahalledeki sivil mimarinin, Arapgir’in tarihi dokusunu yaşattığını ve bu kültürel mirasın turizm potansiyeli açısından önemli bir değer olduğunu ifade etti.
Arapgir’in çarpma toprağıyla işlenen desenli duvarları, geçmişin izlerini bugüne taşırken, Anadolu’nun unutulmaya yüz tutmuş değerlerinden biri olarak dikkat çekiyor. Bölge halkı, bu özel yöntemin gelecek kuşaklara aktarılması ve turizme kazandırılması için çalışmaların artarak sürmesini istiyor. (İHA)
