Depremlerden sonra Malatya’nın birçok yerinde binaların altında su çıkmaya devam ederken, bu sular motopomplarla kanalizasyonlara sevk ediliyor. Uzmanlar yeraltı sularının yeni yapılan inşaatların temeline olan etkisiyle ilgili yetkililere uyarılarda bulunmayı sürdürürken, İnönü Üniversitesi Öğretim Görevlisi Vehbi Aluçlu, Malatya Sonmanşet gazetesine konuşarak, yeraltı sularıyla ilgili önemli açıklamalarda bulundu.

Malatya’nın depremden önce de yeraltı suyuyla muhatap olduğunu anımsatan Aluçlu, özellikle Fuzuli Caddesi’nde yeraltı suyunun olduğunu dile getirdi.

Suyun çok kıymetli olduğuna dikkat çeken Aluçlu, “Malatya’nın suyla ilgili sıkıntısı geçmişte de vardı, bugün de var. Bu su drene edilmediği sürece her zaman için sıkıntı yaratmaya devam edecek. Özellikle depremde, diyafram duvar şeklinde yapılan yapılar – şu anda Saray Mahallesi’nde bu şekilde yapılıyor – suyun inşaat alanına girmesini engellerken, bu su başka yerlerden, başka binaların altından çıkmaya devam edecek. Su o kadar kıymetli bir şey ki, inanıyorum ki ileride su savaşları çıkacak. Belki biz bu durumu görürüz, belki görmeyiz, bilmiyorum; ama su, insan için gerçekten çok değerli bir kaynak. Eğer suyu drene edip yönlendirmezsek, yaşam alanlarımızda çeşitli sıkıntılar oluşturarak karşımıza çıkmaya devam edecek” şeklinde konuştu.

“BU KONUDA HALKIMIZIN KAFASI OLDUKÇA KARIŞIK”

“Fore kazıkla ilgili önce drenaj yapılacak, sonra fore kazık çıkılacak denilmişti. Sonra yapılan işleme baktığımızda fore kazık plastik kazık olarak karşımıza çıktı” diyen Aluçlu, şunları kaydetti:

“Plastik kazık, sanki plastik bir malzemeymiş gibi yanlış anlaşılıyor; ancak durum böyle değil. Betonun içerisinde donatı kullanılmadığı zaman yapılan işleme plastik kazık diyoruz. Fore kazık ile plastik kazığın yapılış amacı birbirinden farklıdır. Plastik kazık, zemin sıkılaştırılarak üzerine gelecek yükün rahat taşınmasını sağlamak için kullanılır. Fore kazık ise çürük zemini baypas ederek, aşağıdaki sağlam zemine binadan gelen yükü aktarmak için daha uzun şekilde yapılır. Plastik kazık sadece zemini sıkılaştırmaya yönelik bir yöntemdir. Bu konuda halkımızın kafası oldukça karışık. Halkımızın bu ayrımı bilmesi genelde mümkün değil; bu yüzden bu yanlış anlamayı düzeltmemiz gerekiyor. Ancak şunu bilmeliyiz ki, kazık da çaksanız, yeraltı suyuna yön vermediğiniz sürece, ileride Malatya’da binalarla ve dökülen plastik kazıklarla ilgili sorunlar yaşanmaya devam edecektir. Çünkü suyla temas eden beton, zaman içerisinde suyun betona girip donmasıyla hacim artışı meydana getirir. Bu hacim artışı, uzun vadede donmadan kaynaklanan basınç nedeniyle betonun parçalanmasına neden olur. Bu suyun mutlaka drene edilmesi gereklidir. Ana hatlardan – Fuzuli, Emeksiz, Sıtmapınarı, Kışla Caddesi gibi – ana borular döşeyerek sokaklardan ve caddelerden gelen suların giderini bu borular aracılığıyla kanallara bağlamalı ve yeraltı sularını Malatya’nın kuzeyindeki tarımsal topraklara aktarmalıyız. Bunun başka bir çözümü yok.”

“ELİMİZDEKİ İMKÂNI 2 DEFA HEBA EDİYORSUNUZ”

Yeraltı suyunun heba edilmesinin kabul edilemez olduğunu söyleyen Aluçlu, “Suyu motopompla çekip kanalizasyona bağladığınızda, temiz suyunuzu kirletiyorsunuz. Kirlettiğiniz bu suyu tekrar arıtma tesisine götürdüğünüzde, bir kez daha enerji harcayarak suyu temizlemeye çalışıyorsunuz. Yani elimizdeki imkânı 2 kez heba ediyorsunuz. Bu kabul edilebilir bir durum değil. İnsanların denizden su alıp arıtarak içme suyu olarak kullandığı bir çağda, biz elimizdeki içilebilir kıvamdaki suyu bu şekilde heba edemeyiz. İleride, bu inşaatlar drenaj yapılmadan inşa edildiği için tarih bizi affetmeyecek. Ben zamanında bu konuda tarihe çok not düştüm. Bugün de aynı şekilde bir not düşmeye çalışıyorum. ‘Zamanında böyle şeyler düşünülmüş, söylenmiş’ diyerek tarihe notumuzu bırakmaya devam ediyoruz. Ancak maalesef, insanlarımız ve şu anda çalışma yapan yetkililerimiz bu konuyu dikkate almıyor. Tarih bizi affetmeyecek” ifadelerine yer verdi.

“BU KADAR CAN KAYBI OLMAZ”

Olası büyük depremde yeni yapıların binaların çok fazla zarar vermeyeceğini belirten Aluçlu, “Şu an yapılan binalar, alçak katlı olmaları ve beton kalitesinin daha iyi olması nedeniyle, özellikle perde betonlar kullanıldığı için, geçmişteki yıkılan binalarımızdaki gibi tost gibi üst üste döşemelerin düşeceği bir durumda değil. Olası büyük bir depremde yine zarar göreceğiz, fakat bu zarar geçmişteki yıkımlarla aynı olmayacak. Binalar zarar alacak, ancak insanlara zarar verme ihtimali, belki ileriki yüzyıllarda, binalar ömrünü tükettiğinde tekrar karşılaşılan bir durum olabilir. İlk 50 yıl boyunca böyle bir sorun yaşanmayacak. Ama dediğim gibi, belki 100 yıl sonra bu binalar ömrünü tamamladığında ve alttan gelen suyla muhataplık devam ettiği sürece, binalarımız yine hasar alacak. Fakat bu binalar, can kaybına neden olmayacak. Çünkü binalar, özellikle perde beton kullanılarak yapıldığı ve içerisindeki donatım miktarı yeterince sağlandığı için, alçak katlı olmalarından dolayı, yıkıldıklarında bu kadar büyük bir can kaybı yaşanmayacak. Ancak yine de hasar alacaklar” diye konuştu.

 

muhabir: TAHİR ÖZÇELİK